Kore füze krizine hınzır Amerikan yorumu
KEREM AKÇA / HABERTURK
keremakca@haberturk.com
2014’ün olay komedi filmi… Kuzey Kore’nin ve Barış Koruyucuları örgütünün tepkisini çekince ABD’de sadece limitli vizyona girebilen bir eser… “Diktatörle Görüşme” (“The Interview”), ahlaksız bir talk show sunucusunun diktatör lider Jong-Un ile yaptığı TV söyleşisinin etrafında yaşananlara bakıyor. ABD-Kuzey Kore arasındaki füze krizinin göbeğinde tepki çekmesi doğal ama bu kadar çabuk gözden çıkarılabilecek bir film değil. Yasaklı “The Interview”, vizyon şansı bulamadığı ülkemizde DVD raflarında “Diktatörle Görüşme” adıyla ilgi bekliyor.
Amerikan siyasi tarihinde nükleer bombalar önemli bir yere sahip. Özellikle 50’li 60’lı yıllarda, ağırlıklı olarak Japonya ve Sovyetler Birliği’nin ‘düşman’ konumuna yerleştirildiği filmler çekilmiştir (bkz. “Fail-Safe”, “Garip Doktor”). Halen de Nükleer Savaş, yedinci sanat için dipsiz bir kuyudur… Ama bu alandaki üretimlerin hiçbiri “Diktatörle Görüşme” (“The Interview”, 2014) kadar tartışmalı ve muzip bir politik taşlamaya uzanmamıştı. ‘Canlı TV röportajı’ gibi sinemasal açıdan ilkel duran bir fikirle bunu becermek kolay iş değil.
Zaten ahlaksız televizyoncu Dave Skylark burada Ron Howard’ın Oscar adayı “Frost/Nixon”ını (2008) iğnelemeyi ihmal etmiyor. Açıkçası mesele biraz onun gibi. Ama ikiyüzlü talk show sunucusunun magazin haberi çıkarma sevdası ile Kuzey Kore’deki sosyalist rejimin baskıcı liderinin kaçınılmaz egosunun çarpışması, her şeyi bozuyor sanki…
ESAS SANSÜRÜ AMERİKAN STÜDYOSU MU YAPTI?
Limitli vizyon şansı bulduğu ülkesinde sadece 6.1 milyon dolar hasılat elde edebilen “Diktatörle Görüşme” 2014’ün olay filmi oldu. Temmuz 2014’te, yazın sinemalara uğrayacak filmin haberini alan Kuzey Kore’nin saldırı tehdidi netti. Ardından Columbia/Sony, başını belaya sokmamak için tarihi değiştirdi ve uygun bir versiyon hazırladı. Ancak belirlenen 24 Aralık tarihinden bir hafta önce ‘Barış Savunucuları’ adlı bir siber örgüt, şirketin sistemini hackledi. ‘Terör filmi’nin vizyona girmemesini talep etti. İnternete Kim Jong-Un’un patlama görüntüsü sızmıştı. Bir şeylerden korkuluyordu.
Ama Obama’nın özgürlük çağrısıyla her şey tatlıya bağlandı. En azından internet üzerinden kiralanma şansına erişen film, 40 milyon dolar kazandırdı. Açıkçası siber saldırının arkasında Kuzey Kore’nin olduğunu da söyleyenler var. Kabul etmeliyiz ki 2011’den beri düşünülüp kimseyi kırmama adına ertelenen proje hassas bir konuya eğiliyor. Şu sıralar ABD’nin Kuzey Kore’nin nükleer füzelerinden dert yandığı, bu konuda dış işlerinin çalkalandığı biliniyor. “Kod Adı: Olympus” (“Olympus Has Fallen”, 2013) bu meseleye el atarken hiç de lafını sakınmamış, karşı tarafı öcü ilan etmişti.
YAKIN DÖNEMDEN ‘DİKTATÖR’ İLE ‘FROST/NIXON’ ARASI
Fakat tabii ki Kuzey Kore’nin totaliter rejim anlayışı da değerli bir detaya dönüşüyor. İşin doğrusu Evan Goldberg ile Seth Rogen, filmi çekerken birçok açıdan düşünmüş. Sacha Baron Cohen’in “Diktatör”ü (“The Dictator”, 2012) ile akraba bir siyasi taşlamaya imza atmışlar. Genelde senarist olarak bilinen ikilinin, yönetmen-senarist kimliğiyle fazla serbestliğin mağduru olan “Buraya Kadar”dan (“This is the End”, 2013) daha başarılı olduğunu söylemek lazım.
Hem televizyonculuğu, hem diktatörlüğü, hem demokrasiyi eleştiren bir film var. Hangi tarafa isterse oraya saldırıyor adeta. ‘Wisecrack humour’ ya da diyalog komedisi, Apatow’un kıvraklığıyla akraba… Bir taraftan fırsatları kullanarak atağa geçen CIA, bir taraftan liderini bıçaklamak isteyen bir Kuzey Koreli ve daha fazlası, ‘suikast senaryosu’na konu oluyor. “Diktatörle Görüşme” aslında Dave Skylark’in de Kim Jong-Un’un da yozlaştığını, kapitalizmin de sosyalizmin de uç noktalarının farkı olmadığını anlatmak istiyor. Amerikan TV sektörünün ve tek başlı rejimlerin terapi ihtiyacına dikkat çekiyor.
Sanki “Diktatör” ile “Frost/Nixon”ın karışımından çıkan ‘suikast filmi’ omurgalı bir siyasi taşlama gibi... Eminem’in gay olduğunu keşfetmeyle başlayan açılış bölümünde Rogen-Franco ikilisinin tuttuğunu anlıyoruz. Birçok ‘buddy’e (iki kafadar) taş çıkartan bu ekip, tuvalet mizahından da bolca beslenirken uyuşturucuyu unutmuyor. Böylece esrar, parti, diyalog derken Apatow geleneği beliriyor.
HEM AMERİKA HEM KUZEY KORE ELEŞTİRİSİ
Tuvalet komedisinin dinamizmi de açıkçası satıyor. Ama diktatörle randevu alınmasının devamında bizleri daha da eğlenceli anlar bekliyor. İlk 40 dakika eğlenceli bir girizgahın sözünü veriyor. Bunun devamında ise ‘dağda yalnız kalan’ Seth Rogen’ın esprilerinden itibaren leziz iğnelemelerle yüzleşiyoruz. CIA ajanı karakteri erkeksi Lizzy Caplan’a cuk oturmuş. Diana Bang’ın Koreli ateşli metres tipi de müthiş!
İkinci bölümde diktatör-Amerikalılar ilişkisi beklendiği gibi ayrım yapmıyor. Aksine ABD’nin Doğu’yla ilişkilerini de eleştiren bir ideolojik bakış var. Her şeyi iyi gözleme derdindeki adamın, basketbol, esrar, kadınlar ve ötesiyle yorumlanması ‘nasıl yani?’ dedirtiyor. 28 yaşlarında olmak, her dünya vatandaşı gibi Amerikan popüler kültürüyle içli dışlı olmayı getiriyor. Diktatörlerin de insan olabileceği, Kuzey Kore’de herkesin bu göreve mecburi geldiği (babadan oğula) ve geleneklerin kolay kolay yıkılamayacağı öne çıkarılıyor.
FİNAL ‘YÖNETMENİN KURGUSU’ VERSİYONU GİBİ
Ama bu iyimser ve realist yaklaşım, bir yerden sonra ‘Hollywood aksiyonu’yla ‘gemisini kurtaran, ABD’yi kötülerden temizleyen asker’ modelini Rogen-Franco için de çiziyor. Böylece bütün yozlaşmış, ikiyüzlü tipler ders almamış oluyor. Aksine bir aklama durumu gerçekleşiyor. Zaten Jong-Un’un suikastine odaklanan bir politik taşlamadan başka bir şey beklemek hayalcilik olur.
Hınzır animasyon “Team America: World Police”de (2004) bir önceki hükümdarı eleştiren yapının biraz daha uslu halinin olay olması ise manidar. Zira oradaki South Park mizahı daha sert bir eleştiriye sahipti. Ama burada yan çizme, liberal gözükme arzusu çok belirgin... Hollywood’un damarına yaklaşıp herkesle iyi geçinmek filmi son düzlükte yaralıyor. Giriş, gelişme kısımları okey, ama kimin isteğiyle kurgulandığı anlaşılmayan sonuç bölümünü kimse onaylayamaz. Bu kısmı görünce filmin genelinin gerçekliğine olan inancımız da azalıyor.
FİLMİN NOTU: 6
Künye:
Diktatörle Görüşme (The Interview)
Yönetmen: Seth Rogen, Evan Goldberg
Oyuncular: James Franco, Seth Rogen, Randall Park, Lizzy Caplan, Diana Bang, Eminem
Süre: 112 dk.
Yapım yılı: 2014