Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tevrat’ın ikinci kitabı Exodus’u merceğine alan 140 milyon dolar bütçeli bir dini epik, perde seyirliği adına bir şeyleri garantiliyor. Ama Fox’un Ridley Scott’tan destek aldığı “Exodus: Tanrılar ve Krallar”, sinemada hatırı sayılır uyarlamalar görmüş (1923, 1956 ve 1998’de) Hz. Musa öyküsünü ‘göç’ önadıyla yeniden servis etmekle kalıyor. Bir peygamberin çıkış noktasına odaklanırken, vahiyleri duygusal yollarla gözümüze sokarak ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersi vermekle kalıp ülkedeki Yahudi lobisini beslemeyi hedefliyor. “Exodus: Tanrılar ve Krallar”, Cuma’dan itibaren sinema salonlarında izlenebilir.

        Hollywood, tarihi hikayelerle ilgilenmeyi sever. Bunun bir parçası da dindir aslında. Peygamberlerin yaptıkları, genelde Hıristiyanlık ve Yahudiliğin geçtiği aşamalar, yeri geldiğinde mercek altına alınmıştır. Büyük prodüksiyonlar genelde bu hassas konuya ‘epik’ bir kıyafet giydirmeyi seçmiştir. ‘Tarihi-epik’in bir kolu olan dini epik, ya bilmediği şeyleri perdede görmek isteyen meraklı kitleyi ya da muhafazakar Amerikan halkını kendine bağlamıştır. Kutsal kitapları yalayıp yutmuş olmak çok fazla önemsenmemiştir.

        CECIL B. DEMILLE’İN HZ. MUSA FİLMLERİ HALEN AKILLARDA

        İşin özünde de Hz. Musa’nın ‘On Emir’ (‘The Ten Commandments’) filmleri vardır. Cecil B. DeMille’in, peygamberin farklı dönemlerini ele aldığı 1923 ve 1956 tarihli eserleri, önem arz etmiştir. Bunlardan siyah-beyaz çekilen ilki yönetmenin üçlemesine dahil olmasının yanında iki şeritli Technicolor sahneleriyle de özümsenmiştir.

        Technicolor’la tamamen renkli çekilen ikincisi ise ‘tarihi epik’in altın döneminde hit olmuştur. O zamanın en yüksek bütçeli filmi, gişesiyle de azımsanmayacak bir başarı elde etmiştir. En azından Yahudi lobisinin söz sahibi olması açısından önemsenip, 220 dakikalık süresiyle sessiz sinemadaki görkemli çalışmayla birlikte bir elmanın iki yarısı olarak önemli bir yere oturmuştur.

        ‘FANTEZİ-EPİK’ ÇAĞINDA ‘DİNİ EPİK’ YARATMA ÇABASI

        Günümüzde ise daha ziyade ‘Yüzüklerin Efendisi’ (‘The Lord of the Rings’) döneminde mitolojik kahramanların, fantastik yaratımların, mitlerin, masalların ve hayali dünyaların öne çıktığı, karakterlerin başka evrenlerden gelip perdeye indiği yıllardan geçiyoruz. ‘Fantezi-epik’ ve onunla akraba alt/melez türler moda. Ancak bu sene Nuh’un efsanevi öyküsünün müthiş görsel efektlerle ve dindarlığı eleştiren bir omurgayla “Nuh: Büyük Tufan”ı (“Noah”, 2014) beslemesi, düşler ülkesinin tabanında saklanan inanç kavramını açığa çıkardı.

        ‘Tarihi-epik’, ‘kılıç ve sandalet filmi’ (‘sword-and-sandal film’) ve ‘kılıç dövüşü filmi’ (‘swashbuckler film’) alanlarında üretim yaptığını bildiğimiz Ridley Scott’ın ilk ‘dini epik’ denemesi “Exodus: Tanrılar ve Krallar” (“Exodus: Gods and Kings”, 2014), Tevrat’ın ikinci kitabı Exodus’tan yola çıkıyor.

        Mısır’daki kraliyet ailesinden Firavun Ramses ile Musa’nın ülkenin hakimiyetini ele geçirme adına milat öncesinde girdiği kanlı mücadeleyi izliyor. Bu ikilinin aile bağı, zamanla bir taht çekişmesine dönüşüyor. Her krallıkta olduğu gibi iktidar ve güç arayışının kelleleri uçurduğu bir serüven izliyoruz. Ancak bu kez ‘dini uyruk’u yansıtmak, İbranileri kölelikten kurtarmak için ‘Tanrı’ inanışıyla açığa çıkan ve putperestliğe karşı gelen bir isyan var. Hikaye yapısı DeMille’in ikinci uyarlamasının işleyişini takip ediyor.

        GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ FİLMİ AYAĞI KALDIRIYOR

        Polonyalı görüntü yönetmeni Darius Wolski işine çok iyi çalışmış. Özellikle ilk 45 dakikadaki görkemli savaş sahneleri, dijital figüranlarından detaycı renk ayarına kadar iyi işliyor. Turuncu ve koyu maviyle Mısır’ı kavrarken, bunu mantıklı bir ışıkla sarıyor. Bir dönemi yansıtırken ‘karizma’dan besleniyor. Ancak bir yerden sonra Musa’ya vahiy inmesiyle birlikte günbatımında griyi öne çıkaran karanlık bir dünya izliyoruz.

        Bu fazlasıyla yobaz durum, aslında peygamberliği de kutsuyor. Her şeyin dinden geldiğini, bunun inkar edilemeyeceğini vurguluyor. 150 dakikada adeta bir firavundan ziyade mistisizmden beslenen bir ‘dini hükümdar’ yolculuğu Bale’in omuzlarına yük bindiriyor. Zamanla onun Tanrı niyetine gördüğü çocuk başta olmak üzere birçok peygamberlik öyküsünde karşımıza çıkan klişeler perdeyi kontrolü altına alıyor. Tempoyu düşürerek seyir sürecini ders seansına dönüştürüyor.

        DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KIVAMINDA

        Kızıldeniz’in ikiye bölünmesi, tsunami, vahşi timsahlar ve daha fazlası ‘felaket getirme’ adına görsel efektleri harekete geçiriyor. Cecil B. DeMille eserlerinin pabucu son düzlükte CGI efektlerinin katkısıyla dama atılıyor. Ama 140 milyon dolar, Tanrı-Musa ilişkisinde hiçbir şekilde belli olmuyor. Melodramatik omurgayı beslemekle kalıyor. 1956 tarihli “On Emir”de (“The Ten Commandments”) dahi kitsch (bayağılık estetiği) ‘gökten inme’ aygıtları uygulanmışken üstelik…

        Aralara giren öğretici diyaloglar ‘illallah’ dedirtirken, kendimizi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde hissetmemizi sağlıyor. Bir anda ışıkların yok olmasıyla karanlık bir hal alan sahnelerdeki vahiyler temsil izlenimi bırakıyor.

        ESKİ REFLEKSLERDE SIKIŞIP KALIYOR

        “On Emir”in (1956) yanı sıra DreamWorks’ün gerçeklik konusunda zirveye yapan, ‘Exodus’ çıkışlı el çizimi animasyonu “Mısır Prensi” (“The Prince of Egypt”, 1998) da aranıyor. Orada çocukları anlamlı şarkılarla mutlu eden ve görsel efektlere yüklenen görkemli bir süreç hazırlanmıştı. Olgunlara uygun animasyon kalıpları da bu sayede tutup iz bırakıyordu.

        Cecil B. DeMille’in 1956 tarihli eserinde denizin fıskiye izlenimi bıraktığı Kızıldeniz’i bölme sahnesinin şimdiki ‘kitsch’ görünümü elbette Scott’ın eserini yüceltiyor. Ama bir süre sonra 150 dakikanın anlamını dahi idrak edemiyoruz. Bu ileri teknoloji ürünü sekanslar filmi yükseltirken, din ile hesaplaşma sahneleri raydan çıkarıyor.

        “Exodus: Tanrılar ve İnsanlar”, “Nuh: Büyük Tufan” kadar ferahlatıcı ve güncel bir dini epik tanımı sunmuyor. Zamanla geçmişe doğru ilerleyip eski reflekslerde sıkışıp kalıyor. ‘Eski usul bir dini film’ olarak Yahudi lobisine tutunuyor. Böylece 58 yıl öncesinin “On Emir”indeki Charlton Heston ile Yul Brynner’ın yerine gelen Christian Bale ile Joel Edgerton’ın ağırlığını sorgulamamızı sağlıyor.

        FİLMİN NOTU: 4.4

        Künye:

        Exodus: Tanrılar ve Krallar (Exodus: Gods and Kings)

        Yönetmen: Ridley Scott

        Oyuncular: Christian Bale, Joel Edgerton, Ben Kingsley, Sigourney Weaver, Maria Valverde, John Turturro, Aaron Paul

        Süre: 150 dk.

        Yapım yılı: 2014

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar