Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Futbolumuzun tarihi, profesyonel olarak 1950’li yıllardan başlar. 1959’da ise resmen milli lig kurulur. Avrupa’daki birçok ülkeye göre mazimiz çok uzun değil. Buna karşın, futbol sevgisi ve ilgisi bazı ülkelerin çok çok üstünde…

        Geçen hafta Bursaspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, bir televizyon kanalında futbolumuzun sorunlarını sıralıyordu. Güneş, “Niye bir futbol sendikası yok” diye yakındı. Gerçekten Türkiye’de futbolcuların sendikası neden yok ya da olsa bir işe yarar mı?

        Biraz geriye gidelim. Sendika kavramını ilk kez futbol sahasına yatıran Şükrü Gülesin olmuştur. Gülesin, İtalya’nın Palermo takımından Türkiye’ye döndüğünde, orada gördüğü futbolcu sendikasını burada da hayata geçirmek ister. 1965 yılında ilk sendika kurulur. Türkiye Profesyonel Futbolcular Sendikası, 1969’da ismine antrenörler, menajerler ve monitörleri de ekler. 1975’te ise Futbol-İş adını alır. 1984 yılında çıkarılan sendikalar yasasına uygun olmadığı gerekçesiyle kapatılır.

        O yıllarda sendika olmasına karşın üye sayısı hiçbir zaman 40’ları geçmemiştir. Futbolu bırakan ya da muhtaç sporcuların ilgi gösterdiği bir kurum olarak kalmıştır.

        METİN KURT FAKTÖRÜ

        1970’li yılları bilenler, hatırlayanlar Metin Kurt’u iyi tanırlar. Galatasaray’ın forvet oyuncusu Metin yalnız bir futbolcu değil, lider kimliği olan, olaylara sol pencereden bakan farklı bir sporcuydu. Kurt, Amatör Sporcular Derneği’ni kurmuştu. Kurucular arasında Galatasaray’ın kalecisi Eser Özaltındere, Beşiktaş’ın savunma oyuncusu Mehmet Ekşi ve Trabzonspor kalecisi Şenol Güneş de vardı. 12 Eylül Askeri Darbesi tüm sendika ve dernekleri olduğu gibi bu derneği de kapatmıştı. Metin Kurt, o dönem 70 bine yakın sporcuyu dernek çatışı altına topladıklarını söylemişti.

        Metin Kurt, inançla bu girişimlerini sürdürdü. Ancak, bir türlü istenilen çoğunluk ve etkinlik sağlanamadı. Rahmetli İslam Çupi’nin deyimiyle, “aklını aut çizgisinin dışına taşıyabilen” o kadar az futbolcunun olduğu ülkemizde Metin Kurt’un yalnızlığını anlamak mümkündü…

        Bugüne geldiğimizde, geçmişte yaşanan iki ayrı girişimin de ne yazık ki başarılı olamadığını görüyoruz.

        DÜNYADAKİ DURUM NASIL

        Tarihe baktığımızda sporcu örgütlenmesi ilk kez Amerika’da görülüyor. 1885 yılında kurulan Beyzbol Oyuncuları Sendikası sporcuların haklarını savunuyor. Sonra futbolun beşiği diye adlandırılan İngiltere geliyor. 1907 yılında İngiliz futbolcular sendika ile tanışıyorlar. Fransa, İtalya, Almanya’da yıllardır sendika var. 1965’ten bu yana ise profesyonel futbolcu sendikalarının oluşturduğu üst örgüt, 40 ülkenin üyeliği ile varlığını sürdürüyor. Sendikanın amacı öteki iş kollarında olduğu gibi üyelerinin haklarını savunmak öncelikle. Özetle, sporcuların aktif spor hayatı sürerken ve bittikten sonra karşılaştıkları güçlüklerle sosyal ve ekonomik anlamda yanlarında yer almak…

        TÜRKİYE’DE NE OLUR?

        Şenol Güneş’in anımsattığı ve gündeme getirdiği sendika oluşumu ülkemizde yaşama geçer mi? Kuşkusuz zor gözüküyor. Ancak, bu kesmekeş ortamda yararlı olacağına inanıyorum. Salt sporcuların haklarını savunmak diye bakılmamalı. Ciddi bir kurum olarak ortaya çıktığında, Avrupa’daki örnekler iyi incelenilirse bir çıkış olabilir futbol adına. Bunu gerçekleştirecek olan da şüphesiz siyasi iradedir. Seçim öncesi, sosyal politikalara önem veren iktidar partisi AKP bu işin öncülüğünü yapabilir.

        Hatta, Fatih Terim ile Rıdvan Dilmen bu oluşumun direksiyonuna geçmelidir…

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar