Petrol batağı ve gaz zehirlenmesine doğru
'Azerbaycan ve Nabucco Çetrefilli Yolda' başlıklı, 13 Ekim tarihinde yayınlanan yazımın birçok noktada bu denli rahatsızlığa sebep olabileceğini tahmin etmemiştim. Fakat yazımın odağındaki en önemli kişiyle de tespitlerimi paylaştım. İçerik olarak bir maddi hata yok. Değerlendirmelerim ve yorumlarıma da objektif bir pencereden bakılarak ve sağduyulu şekilde ele alınırsa rahatsızlık duyulmaması gerekir.
Yazıma Azerbaycan cephesinden, Türkiye’den ve değişik şirketlerden tepkiler geldi. Çoğunluğu off the record kapsamında olduğundan köşemde yer vermedim. Fakat bir tanesi var ki, hem içerik olarak hem de iki tarafa da verdiği mesajlar sebebiyle buraya almam gerekti. SOCAR Türkiye Başkanı, SOCAR&TURCAS Grup CEO'su ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, çetrefilli yolun aşılmasında önemli bir kilometre taşı olarak içinde bulunduğu projeyi ve ikili ilişkilerin altını çiziyor.
Evet, Pektim, Azerbaycan’ın Türkiye’deki en önemli enerji noktasıdır. Aynı önemde ve değerde Türkiye’nin büyüklüğüne yakışır bir işbirliği örneği ise Azerbaycan’da yoktur. Azerbaycan’ın ekonomik yapısı ve yönetim şekli sebebiyle de yakın sürede olacak gibi görünmüyor.
Hâlbuki 30 Mayıs 2008 tarihi itibariyle Azerbaycan Devleti’nin petrol ve doğal gaz şirketi kısa adıyla SOCAR (State Oil Company of Azerbaijan Rupublic) Türk firması Turcas ile ortaklık kurarak Petkim’in yüzde 51’lik hissesini 2 milyar doların üzerinde bir bedel ile aldı. Ardından Petkim için Türkiye özel sektör tarihine geçecek büyüklükte yatırım projeksiyonu açıklandı. Birinci aşamada, 2015 yılına kadar 5 milyar dolar yatırım yapılacağını altı çizildi.
Bu doğrultuda Petkim yarımadasında ‘Rafineri-Petrokimya-Enerji-Lojistik’ entegrasyonunu sağlamak için 10 milyon ton kapasiteli bir petrokimya rafinerisi kurma yolunda lisans alındı ve yatırım fiilen başlatıldı. Güzel bir işbirliği, fakat diğer alanlara yansıması yok.
PETKİM Azeri-Türk Modeli Olabilir Mi?
Petrokimya ve rafineri üretim proseslerinde maliyet girdilerinin yüzde 20 kısmını enerjinin oluşturması sebebiyle, Petkim’e Türkiye tarafından önemli bir destek sağlandı. Geçen yazımda eleştiri konusu yaptığımı destek şu; Türkiye-Azerbaycan ve BOTAŞ-SOCAR yetkilileri, Petkim'in rekabet gücünü artırmak amacıyla, yılda 1,2 milyar metreküp Azeri doğalgazının direkt buraya sevkine imkân verildi.
Petkim’de Azeri petrolü işlenecek, mamul olacak. Azeri gazı elektriğe dönüşecek, ham petrolü mamul yapacak. Türkiye ve dünya pazarında ham maddeyle değil, Azerbaycan ürünleriyle etkili olacak. Buraya kadar yapılanlar bir kardeşlik kültürü içinde Azerbaycan için sonsuz değerli, ama ya sonraki adımlar…
Zira SOCAR, Bakû-Tiflis_Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın (BTC) yüzde 25 oranında hissedarı ve akan petrolün yaklaşık yüzde 80’ni onun. Baku - Tiflis - Erzurum (BTE) Şahdeniz Doğalgaz Boru Hattı’nın da hissedarı ve taşınan doğalgaz kapasitesini kontrol ediyor. Ancak her iki enerji hattından geçen kaynaklar üzerinde Türkiye’nin etkinliği sözü yok. Onu bırakın geçiş ücretlerini uluslararası piyasaya göre ayarlamakta bile zorlanıyor.
Kenan Yavuz, ‘‘Halen Türkiye, dünyanın 17.büyük ekonomisi olmasına karşın, petrokimya üretiminde ne yazık ki 33.sırada bulunmaktadır. Çok kısa zaman sonra yapacağımız yatırımlar ile birlikte Petkim “Value Site” olarak tanımladığımız yarımadamızda, bu doğalgazın tamamı tüketilecek, hatta yakın gelecekte ilave doğalgaz ihtiyacı bile doğacaktır.’ Diyor. Doğru. Dilerim Azeriler de bu gerçekleri görüyordur.
Kardeşlikte Nereden Nereye
İran’daki Ermeni Soykırım Müzesi’ni fotoğrafla birlikte bu köşeye taşırken, Azerbaycan-İran-Türkiye ilişkilerine vize açısından da değinmiştim. Rivayete göre Azerbaycan ile Türkiye arasında karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasına, ‘İran’da aynı taleple gelir’ diye Azerbaycan sıcak bakmıyormuş. Bu ifadeleri yazdım, yalanlayan olmadı. Üzerine yeni bir vize dedikodusu eklendi.
Azerbaycan'da vizelerin artık ülkeye girişte değil, gelmeden önce alınacakmış, ama Türk vatandaşları bu uygulamadan etkilenmeyecekmiş. Bence şimdilik. İki kardeş ülke arasındaki ilişkiler sağlıklı yürümüyor. Bunun müsebbibi ise hiç kuşkunuz olmasın ne tarafa rota kıracağını bilmeyen, sürekli bahaneler üreten, İngiltere, Rusya, Amerika başta olmak üzere bulduğu her kucağa gitmeye can atan Azerbaycan’dan kaynaklanıyor. Geçen yüzyılın başında Baku petrolleri için sahnede olan ülkeler bugün devrede.
Henüz kimliği oturmamış, ne yapacağını bilmeyen, tabi Batı’nın ve Rusya’nın oyunları içerisinde kafası karışık bir Azerbaycan var. Haydar Aliyev gibi bir devlet adamı ise maalesef yok.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin karşılıklı menfaatlerle ve stratejik ortaklıkla ilerlemesi gerekirken sıkıntılar söz konusu. Türkiye tarafından teyit ettiğim sıkıntıların başında tahmin edileceği üzere, dış politika ve enerji projeleri var. Petrol ve doğal gaz için Türkiye’yi kendisi için pazar ve geçiş güzergahı olarak gören Azerbaycan, enerji yatırımlarına kardeşini ortak etmek istemiyor. Yada gelen baskılara göğüs geremiyor.