Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tam saçmalık diyeceğim, ancak muhatap kim kestiremiyorum. Helikopteri kullanan şirket mi, denetleyen, uçuş izni veren ve lisanslayan otorite mi, işin içinden çıkamıyorum. Çünkü bu durumda, kaza raporunu başka bir birimin yazması gerekirdi. Gidenler dönmeyeceğine göre, kaza anında ve sonrasında kamuoyunu paniğe sürüklemenin, görevi layıkıyla yapmamanın cezası da iki kuruma paylaştırılması icap ederdi. Ama tuhaflık şurada cezayı pay edecek makam yok.

        Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin ölümüne neden olan helikopter kazasında, olay mahallini göndereceği sinyallerle bildirmesi gereken ELT cihazının, kırıldığı veya bozuk olduğu gündeme gelmişti. Bozuk olmasına bir şey diyemem, ayrı bir durum. Ancak kırık olması gibi bir şey söz konusu olmaması gerekirdi. Zira bu aletin görevi zaten kaza anında başlıyor. Çarpmaya, düşmeye göre dizayn edilmiş. Anteni kırık olsa bile belli seviyede sinyal verir.

        Bunları kaza olduğu zamanda yazmış, ELT ile ilgili başka şeylerin olabileceğini söylemiştim. Aynen öyle çıkmış. İlgili firma ELT tanıtım kodunu, bilinmeyen bir kod olarak yanlış girmiş. MED AİR tarafından da, bu firmaya yönelik yazılmış, ELT kodunun işlenmesi talebine dair bir yazı da yokmuş.

        Bir sürü senaryo yazan, İsrail’e, Amerika’ya hatta Rusya’ya kadar komplo teorisi uzatanların dikkatine. Ama bu netice, güzel memleketimizde işleri daha da karmaşık yapıyor. Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tespiti yapılan detaylar hakkında ne düşünüyor? Sorumlu kim?

        Ayrıca ELT’deki bu hata daha önce neden tespit edilmedi? TBMM Meclis Araştırma Komisyonu için çalışan Kaptan Pilot Feyzi Altkunbulak, bu sonuca ulaştığına göre müeyyidelerde nasıl bir yol izlenecek?

        Mehmetlere Güneş Ne Taraftan Doğacak?

        Mehmet Emin Karamehmet ve Mehmet Kazancı özelleştirmede yıldızlaşınca yabancı yatırımcıların da gözdesi haline gelmişler. Henüz net bir isim ortada yok. Ancak merakım şu, yatırımcıların daha doğru ifadeyle finans kaynaklarının daha önceden bulunduğu bilgisi ne derece yanlış olabilir?

        Dün, iki Kazancı kardeşi de yakından tanıyan bir dostum aradı. Ona da bu soruya yönelttim, ama Mehmetler cephesi için suskunluğu tercih etti. Ya tam bilmiyordu, ya da pişmiş aşa su katmak niyetinde değildi. Ama şu kadarını tahmin ediyorum. Belli seviyeye kadar Körfez Bölgesi’nden bir ortak var. Bu da 3 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ediyor. Bu enerjinin getirdiği sinerjiyle de dünyanın herhangi bir noktasındaki yatırımcıyı yanlarına alabilirler.

        Ancak halen daha Mehmetlere destek veren sürpriz yatırımcılar, ortaklar, finansman kaynakları ortaya çıkmış değil. Olmadığından değil, prosedürler bitmediğinden

        Ve bir dipnot. Boğaziçi ve Gediz Elektrik ile Başkent Doğalgaz Dağıtım’a 6.1 milyar dolarlık teklif veren Türkiye’nin yeni gözdesi Karamehmet, daha önce TMSF sürecinde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle önemli bir medya patronuyla neredeyse kavga düzeyine varan sessiz tartışmaya girmişti. Şimdi ise yeniden büyümeye geçmesi ve eski muhataplarının küçülüyor olmasını ise ilginç buluyormuş.

        Telekom Yarı Resmileştiriyor

        Geçen hafta tepe yönetimi değişen Türk Telekom’a yeni katılımlar özel sektörden değil, Maliye Bakanlığı’ndan olmuş. Galiba kamu hissesinin ağırlığı Telekom’un tam olarak özel sektör gibi hareket etmesini engelliyor. Son altı ay içinde Maliye Bakanlığı’ndan Türk Telekom’a 3 üst düzey bürokrat geçmiş. Türk Telekom kendini tam özelleştiremeyince, Maliye Bakanlığı bürokratlarını yarı resmileştirmeye başlamış. Bildiğim kadarıyla başka bakanlıklardan da hem geçen var, hem de geçmek için uygun ortamı arayan.

        Açıkçası Türk Telekom’un çalışma stratejisini henüz çözmüş değilim? Son yıllardaki büyüme ve değerlenme rakamlarına bakılacak olursa, ‘yarı resmi el-Ehram Gazetesi havasının ciddi faydasını görüyorlar’ denebilir.

        Başbuğ bertaraf mı oldu?

        Vurgulu haliyle ‘Bitaraf olmayan, bertaraf olur’ sözünü Başbakan Erdoğan’ın ağzından duyduk. Zaten referandum tartışmaları da bunun üzerine hareketlendi. Ancak, taraf olduğu için hatta son Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) istenilen tarafta durmadığı ve ortamı gerdiği için ilk bertaraf olan olarak Genelkurmay -çiçeği burnunda- eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u saymak gerekir. Netice de daha önceki Genelkurmay Başkanları’na verilen ‘devlet şeref madalyası’ Başbuğ’a verilmeyecekmiş. Bence hiç verilmese daha iyi olur. O ayrı. Zira öncekilerin ne yaparak böyle bir madalya aldıklarını anlamış değilim. Ama Başbuğ’un durumunu anlıyorum.

        Bu durumda Işık Koşaner’in madalyayı alabilmek için çaba sarf etmesine elbette gerek yok. Ancak dünyanın döndüğünü, şartların değiştiğini, vesayetle, hitabetle, korkuyla işlerin yürümeyeceğini, yerli savunma sanayinin önemli olduğunu Koşaner’in ilk konuşmasında anlamlandıramadım. Klasik vurgularla ,modern çağa paşalık yapmak zor olabilir.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar