Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasının neticelerinden çıkardığım anlam şu; Türk sanayi kuruluşları, krizler sebebiyle verimli üretimi ve risk hesabını iyi öğrenmiş. Çünkü satışlar önemli ölçüde düşmesine rağmen, karlılık, öz kaynak payı ve katma değer artmış. Bu durum sadece ve sadece krizle yaşamayı öğrenmiş olmamızla açıklayabileceğimiz gibi büyüyen ekonomi, artan ithalat ve ihracat çerçevesinde rekabet ekonomisini de öğrendiğimizi gösteriyor.

        Tablonun ilk sıralarında yer alanlar nedense çok fazla ilgimi çekmiyor. Zira Türkiye adına göğsümüzü kabartacak kuruluş veya kuruluşlar yok gibi. Mesela ilk üçte dünya genelinde markası olan bir sanayi kuruluşumuz yok. TÜPRAŞ ile övünemeyeceğimize, TOFAŞ ve Renault’tan kendi markamız olarak bahsedemeyeceğimize göre henüz İSO 500 beni tatmin etmiyor. İlk beşte yer alan Arçelik ve ilk onda yer alan Vestel’in daha yukarılara tırmanması gerekir. Hatta ilk on beşte yer alan sanayi kuruluşları içinde bile Türkiye’ye katma değer sağlayan sanayi kuruluş sayısı çok düşük.

        Ancak her şeye rağmen gidişat fena gözükmüyor. Çok fazla mı iyimserim, bilmiyorum. Ama araştırmaya baktığımda böyle bir detay gördüm. Nedenine gelince, rakamlar her şeyi ortaya koyuyor. Ama üzerinde durmamız gereken ciddi problemler de eksik değil. Özellik sektörel bazda bakıldığında bazı alanlarda Türkiye’nin ciddi kayıpları var.

        İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan araştırmaya göre, 2009 yılında toplam satış hâsılatı yüzde 12,3, dönem zararı ise yüzde 37,1 oranında azalmış. Dönem karı yüzde 10,8 yukarı çıkmış. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, 2009 yılında 412 olan kar eden kuruluş sayısı 2008 yılına göre 60 adet artarken, kriz öncesi 2007 yılına göre ise 38 kuruluş azaldığına dikkat çekiyor. Tabii bir de bu şirketlerin rakam değerlerine bakmak gerekiyor. Zira son sırada zarar veya kar eden 20 şirket ilk yüzde bir şirkete bile tekabül etmiyor. Dolayısıyla şirket sayısıyla yola çıkıp yorum yapmak yanlış olacaktır.

        Rusya’dan İnce Taktik

        Türkiye ile petrol, Yunanistan ve Bulgaristan ile doğal gaz boru hattı projeleri üzerinde çalışan Rusya, yavaş yavaş hedefine doğru yürüyor. Üstelik bunu yaparken komşularını ve eski dostlarını da teskin edebiliyor. Türkiye ile Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı konusunda önemli mesafe kat eden Rusya, bu projenin daha ticari olabilmesi için Bulgaristan ve Yunanistan‘la petrol boru hattı anlaşmalarını rafa kaldırdı.

        Diğer taraftan Rusya, iki ülkeyi doğal gaz boru hattı projelerinde birbirlerine yakınlaştıracak ve Güney Akım Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nde güçlü destek alabilecek işbirliğine teşvik ediyor. İki ülke arasındaki son görüşmeler bunun güzel bir işareti.

        Peki, bu aşamada Türkiye ne yapıyor? Bazı gazetelerde görüyorum halen daha Nabucco’nun boru adediyle uğraşanlar var. Döşenecek borunun getireceği iş gücüne hesap ediyorlar. İşin stratejik tarafı, enerji oyunları, içinden geçecek gaz çeşidi, miktarı, Irak, İran, Türkmen, Kazak, Azeri ve Arap gazının durumunu ve yeni hatları tartışmak gerekir.

        Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Nabucco Doğalgaz Boru Hattı’na Türkmen gazının da girmesi için görüşmelere dün de devam etti. Hazar üzerinden gelebilecek gaz sadece Türkmen gazı olmayacak. Kazakistan’ın da bu yönde beyanı var ve bunun bir neticeye erdirilmesi gerekir. Diğer taraftan Çin de Hazar enerji kaynakları için ciddi efor sarf ediyor. Bunu da bir kenara not edelim.

        Türkiye madem enerji koridoru olmak için gayret gösteriyor. Bu durumda çok uzun vadeli planları ve hedefleri olması gerekir. Boru adetleri, kısa süreli istihdamlarla değil, enerji kaynaklarının istihsaline kafa yorması icap eder. İran, ortak doğal gaz araştırılması, kaynak geliştirilmesi ve üretilmesi konusunda Güney Pars sahasında Türkiye ile ortak çalışacaktı. Ne oldu? Sonuç çıkmadı.

        Türkiye sadece geçiş güzergâhı değil, enerji kaynakları üzerinde kontratları olan şirketlere de sahip olmalı. Yoksa enerji koridoru olmak sanıldığı kadar kolay değil. Bu sebeple Rusya’nın komşularla yürüttüğü ince taktiği sadece takdir ve takip etmek icap eder.

        Saadet Bölünmenin Eşiğinde

        Saadet Partisi (SP) Kongresi'nin üzerinden pek fazla zaman geçmedi. Zaten kongredeki olaylarda durulmamıştı. Necmettin Erbakan ve yaşlı arkadaşları, dünyanın değiştiğini bırakalım, döndüğünü bile unuttuklarından Genel Başkan Numan Kurtulmuş'un yakasını bırakacak gibi görünmüyorlar. Ancak bu defa Kurtulmuş partiyi bırakabilir. Hatta SP ortadan ikiyi bile bölünebilir. Sonrası ne olur, Ali Bulaç’a sormak lazım…

        Irak'ın Milyarları Kayıpmış

        Amerika, Irak’ı işgal ettiğinde önce milli kültür adına ne varsa her şeyi yok etti.

        Adeta bir tarihi, kültürü yok etti. Şimdi sırada Irak’ın milyarlar var. ABD merkezli bir denetleme kurumu, Irak'ın yeniden inşası için gönderilen milyarlarca doların nerelerde kullanıldığını tespit etmenin imkânsız olduğunu açıklamış. Harcamaların hesabını tutmamakla suçlanan ise Amerikan ordusu. İster misiniz, bir sızdırma haber de Irak hakkında ortaya çıksın ve kaybolan milyar doların izine Kandil’de rastlansın….

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar