Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Öncelikli olarak şike sürecinde yaşananları hatırlayalım ve sonra da başkan Aziz Yıldırım’ın divan kurulundaki açıklamalarına bir bakalım.

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, UEFA nezninde F.Bahçe’yi ve Türk futbol ekonomisini kurtarmak için çok uğraştı. Platini ile özel görüşmeler yaptı ceza konusunda “Kişiler ve kurumlar birbirinden ayrılmalı” diye görüş belirtti. Digitürk ve TFF bu uğurda işbirliği yaptı.

        F.Bahçe ve en önemlisi Türk futbolu asgari zarar görsün diye yasalar, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetimi, talimatlar ve etik kurulu raporları bile değişti.

        Ama Aziz Yıldırım tüm bunları elinin tersiyle itti bu değişimleri de sert bir dille eleştirdi. Son olarak ise resmen “Beni Yargıtay aklamazsa dünyayı da yakarım Fenerbahçe’yi de yakarım” mesajı verdi. Bu şartlarda Başbakan, TFF ve Digitürk’ün de Yıldırım’ın son çıkışı karşısında görüş ve eylem planlarını yeniden gözden geçirmeleri kaçınılmaz hale geldi gibi. Aziz Yıldırım Yargıtay -yani ceza

        hukuku- sürecini Fenerbahçe ile bütünleştiriyor, havuzdan çıkıp çıkmamayı, ligden çekilip çekilmemeyi, bu sürece iliştiriyor.

        Halbuki; Fenerbahçe ve kendi avukatları, UEFA’ya TFF Tahkim kararını sportif yargının nihai kararı olarak gösteriyor ve ceza davasının dikkate alınmamamasını istiyordu. Aziz Yıldırım’ın bu çelişkisi F.Bahçe’yi ve Türkiye’yi UEFA nezdinde yeniden tehlikeye sokuyor. TFF ve Digitürk, Aziz Yıldırım’ı korurken son açıklamaları sonrası menfaat çatışmasının yaşanacağı bir dönemin başlamasına neden oldu. ‘Havuzdan çekiliyorum’ restini çekti ortamı dağıttı ve gerdi. Cemaat ile kavgayı söylemenin, ‘dostum kim kaldı?’ demenin de bir anlamı kalmadı.

        F.Bahçe Aziz Yıldırım ise Aziz Yıldırım da Fenerbahçe diyorsanız sonuçlarına da katlanmak durumunda kalırsınız.

        Artık karar vermeli F.Bahçeliler; ‘Aziz’bahçeli mi? Fenerbahceli mi?

        İyi ki Aziz Yıldırım’ın elinde gerçekten top tüfek yok. Olsaydı Suriye’deki gibi bir çatışma Türk sporunda da yaşanabilirdi.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar