Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fazıl Say dünyaca ünlü bir piyanist. Ama onu belli bir kesim tanımıyordu. Ta ki, Hande Ataizi’yle ilişki yaşamaya başlayana kadar. O aşkı yaşadığı sırada tüm kameralar da onu takip ediyordu. Yani Fazıl Say bunun tadını aldı. O yüzden de gündemde kalmak istiyor. Ve hep iddialı açıklamalar yapıyor. Özellikle de ünlü kadınlarla birlikte olmak için uğraşıyor. Ama günümüzde o kadar çok ki, böyle ünlü kadınla birlikte olduktan sora oradan oraya savrulan erkekler. Ha bir de tam tersi var tabii. Mesela Demet Akalın’dan kim ayrılsa meşhur olur. Bakın Önder Bekensir televizyon programlarına başlamış bile. Seren Serengil, Bülent Ersoy gibi ünlü isimlerle çıkan erkekler de hep meşhur olmuşlardır. Ama tabii şöhret olmak da bir yere kadar. 3-5 yıl yani. Gerisi gelmiyor. Şimdi diyeceksiniz ki, bu örneklerle Fazıl Say’ın ne alakası var. Çok alakası var. Yıllarca edindiğim tecrübeler doğrultusunda şöhret hastalığı olduğunu öğrendim. Fazıl Say da artık bu hastalığa yakalandı. Geçmiş olsun. Piyano çalmak artık onu kesmez. O, mekân kapısında kar, kış demeden onu bekleyen kameralara alıştı. Onları göremeyince de, böyle etrafa saldırıyor.

        BENİM FARK YARATANIM ÖZGE

        ÇÜNKÜ ilk kez bir partiye ev sahipliği yaptım perşembe akşamı. Lenovo dünya çapında bir proje yürütüyor. Bize de, yani Oben, Melis, Savaş ve bana da, ‘Kendi fark yaratanınızı seçin’ dediler. Ben fark yaratan yani ‘doer’ olarak Özge Ulusoy’u seçtim. Neden mi? Şöyle ki; Özge hep kendi çabalarıyla bir yerlere gelmeye çalışan bir modeldi. O da tüm insanlar gibi zaman zaman yanlış kararlar aldı. Özellikle son aldığı evlilik kararıyla birçok kişi, “Tamam bitti artık. Bir daha hiçbir şey yapamaz. Bu onun defterine çok kötü işlendi” gibi sözler söyledi. Sanki bu sözleri söyleyenler hep doğru kararlar alıyorlarmış gibi. Neyse, sonuç olarak Özge Ulusoy, “işte bitti” denildiği noktada aslında hayata yeniden başladı. Yeni bir sayfa açtı. Sizler nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama ben özellikle kendi iç dünyasında da yani kameralar arkasındaki Özge’yi çok iyi gözlemledim. Kameralar kapandıktan sonra farklı bir Özge olmuyor. İşine ve özellikle de ailesine çok bağlı. Bir kere aile terbiyesi almış birinden korkmamak gerektiğini çok önce öğrendim. Gece gündüz demeden çalıştığını ve çok mütevazı olduğu için kendi farkını yarattığını düşünüyorum. O yüzden de gönül rahatlığıyla doer olarak Özge’yi seçtim.

        HAYDİ KADINLAR YÜRÜYÜŞE

        EKİM ayı meme kanseriyle mücadele ayı. Kadınlarda çok yaygın görülen bu hastalığa oyuncu Vahide Gördüm de yakalandı. Vahide Gördüm’ün açıklamasında bir şey dikkatimi çekti. Gördüm, “Ben tedaviye başladım. Bu hastalığı yaşayıp tedavi olmayan kadınlar var” dedi. İşte yarın (pazar) etrafımızda ne kadar çok kadın varsa hepsini toplayıp Ortaköy Meydanı’nda buluşalım. Avon Meme Kanseriyle Mücadele Projesi kapsamında bu yıl 6. kez gerçekleşecek bir yürüyüş yapılacak. Ortaköy-Beşiktaş hattında düzenlenecek yürüyüş 13.30’da başlayacak. Yürüyüş sonunda Nükhet Duru da kadınlarla birlikte şarkılar söyleyecek. Üstelik maddi gücü olmayan kadınlara bedava taramalar yapılacak. Türkiye’de her sekiz kadından birinin bu hastalığa yakalandığını düşünürsek daha hassas davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Belki etrafınızda bu hastalıkla boğuşan ya da hasta olduğunun farkında olmayan kadınlar vardır. O yüzden bu yürüyüşe katılıp destek olmakta yarar var diyorum.

        AKLIMDA KALANLAR

        *** Serhat Kıdıl, Didem Özgen ve Onur Baştürk’ün ev sahipliğinde yapılan Mojito partisinde rol çaldı. Evet evet. Takım elbise altına giydiği topuklu ayakkabısıyla ilgi odağı oldu. Gece boyunca da dans etti. ‘Bravo’ diyorum kendisine ben topuklu ayakkabılarla onun kadar rahat değilim.

        *** İzzet Çapa’nın yeni mekânı Beyrouth kapılarını açtı. Artık bizim de yazarımız olan İzzet Çapa’nın deli olduğuna karar verdim. Yine muhteşem bir mekân yapmış. Ve mönüde olan “Patlıcanlı, keçi peynirli alt üst muhabbetler”i yemeniz gerekiyor. 17 TL olan yemek çok lezzetli. Pişman olmayacaksınız.

        SİZ UYURKEN

        *** Lucca 01.00’de Eda Taşpınar’ı içerde gören bir kız dışarıda arkadaşlarıyla onun dedikodusunu yapıyor. Kız, “Çok zayıf sanırım şu an kendimi çok kötü hissediyorum” diyor.

        *** Bird 00.30’da iki kız ve iki erkeğin olduğu kapıya yakın bir masada sessizlik hâkim. Daha doğrusu hepsi telefonlarıyla meşguller. Görünen fotoğraf hiç güzel değil. Allah’tan masadan bir kız ayağa kalkıp dans eder gibi sallanmaya başladı da, biraz hareket oldu.

        *** Anjelique 03.00’te tuvalette bir kız lavabonun köşesine oturmuş telefonda adının Mert olduğunu anladığım sevgilisiyle konuşuyor. Kız “Kusura bakma ben böyleyim. Karışma bana, gezerim ben” diye kavga ediyor.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar