Ben bir taksi çağırayım
BİR erkek arkadaşım gece tanıştığı kızla eve gidip güzel dakikalar geçiriyor. Sabah erkenden de, kalkıp koştura koştura hazırlanmaya başlıyor. Kıza da, "Toplantım var çıkmam lazım. Seni taksiye bindireyim" diyor. Bu koşuşturma ve telaş, kız "Kahvaltı edelim mi?" demesin diye yanlış anlaşılmasın. Sabahın köründe kızı apar topar taksiye bindiriyor, sonra da kendi eve dönüp uyumaya devam ediyor. Ha unutmadan. Çarşafları da değiştiriyormuş. Yani çektiği işkence çekilir gibi değil. Kıza, "Artık gider misin?" demeye cesareti bile yok. Başka bir gün başka bir kız arkadaşım da; "On gündür sürekli mesajlaşıyoruz. Geçen gece evinde buluştuk. Film izledik, sohbet ettik. Öpüşmedik bile. Ben 'Artık gideyim' diye kalktım bana 'Altı olmuş, ben taksi çağırayım' dedi. Eve bırakayım istersen bile demedi" dedi. Evet evet bu da başka bir erkek modeli. Diğer bir model de şöyle; "Ben bir kız ile üç kez buluşurum. Bir şeyler yaşarım. Üçten sonra buluşmam. Hep kaçarım çünkü o zaman umutlanmaya başlıyor. Gerek yok. Üç kez yeter" diyor. Allahım neler oluyor? Nerede bu centilmen erkekler. Nerede kibar, nazik erkekler. Nedir bu hoyrat hareketler. "Issız Adam" filminden sonra bu akım hızla çoğaldı. Çağan Irmak erkeklere ne yaptın? Daha buna benzer o kadar çok hareket var ki, anlatamam size. Sanırım artık tehlike farkında olmadan büyüyor. Kocaman oluyor. Ben bazen yazamıyorum bile. Utanıyorum evet evet utanıyorum. Tuhaf geliyor bana. İşte tüm bunları ve daha fazlasını konuşmak için bu akşam "Alt Üst Muhabbetler"i kaçırmayın derim. Çünkü konuğumuz Psikiyatr Cem Mumcu. Acaba kendisinin dediği gibi "Topyekûn çıldırıyor muyuz?" onu konuşacağız.
HERKES ÜNLÜ OLMAK İSTİYOR
GEÇEN gün taksiye bindim. Taksici "Eh ben de size ne zaman rastlarım diye düşünüyordum. O şöyle mi? Bu böyle mi? Gerçekten o onunla mı? Bu bununla mı? Ünlü olmak için ne yapmak gerek?" gibi soruları ardı ardına sıraladı. Yani evet herkes ünlü olmak istiyor. Gazeteye
girdim ve arkadaşlarımın da benzer bir konu üzerinde tartıştıklarını fark ettim. Onlar da, bu sefer başka bir müzisyen ile yakalanan gazeteci bir hanımdan bahsediyorlardı. Ben de "Eee ne yapsın magazin şifreleri bunlar. Gazetelerde gözükmek hoşuna gitmiş demek" dedim. Evet efendim. Magazin böyle bir şey. Şifreleri var. Tam işte bu olaylar yaşanırken bir gün önce bu
şifreleri uygulayan Nil Özalp ile konuştum. Saatler 21.43'ü gösterdiğinde beni aradı. Çünkü gündüz Her Şey Tadında'da onun "Tarkan eski sevgilim" mevzuunu evirdik çevirdik. Çünkü ben Nil'in ne şarkısını biliyorum ne de bir başka olayını. Çünkü sadece Tarkan'ın eski sevgilisi olarak anılıyor. Tam da işte magazin şifrelerinin en başında yer alan maddeyi uyguluyor. Bundan sonra kiminle olursa olsun hep onun yazılarının en başına "Tarkan'ın eski sevgilisi" yazılacak. Güzel bir kadın, fotoğraf tamam, bir de yanına Tarkan'ın eski sevgilisi yazıldığı zaman her zaman magazin eklerinin baş sayfasında yerini alacaktır. Kısa ve net. Bu hastalık herkese bulaştı. Allah sonumuzu hayır etsin.
KALP KALBE KARŞI
OZAN Doğulu, geçtiğimiz sene çıkardığı 130 Bpm albümüyle müzikseverlerden tam not aldı.
Özellikle de Sıla'nın seslendirdiği "Alain Delon" çok beğenildi. Bu sene de 130 Bpm Allegro'da Atiye ile yaptığı "Aşkito" şarkısının patlayacağını söylüyor herkes. Ama bana göre Ozan Doğulu'nun bu albümünde Kenan Doğulu'nun seslendirdiği "Kalp Kalbe Karşı" çok daha kuvvetli. Bu şarkı kesinlikle kulüpler de en çok çalan şarkı olur. Ziynet Sali'nin "Müptelayım Sana", Murat Boz'un "Yazmışsa Bozmak Olmaz" çok güçlü. Ajda Pekkan'ın "Petrol"ü olmasa da olurmuş. Ve Sezen Aksu'nun "Öptüm" albümünde yaptığı gibi Ozan Doğulu'nun da sürprizi var. Sabırlı olursanız eşi Ece ve kızı Arya'nın sesiyle karşılaşacaksınız. Arya sık sık AYI diyor. Annesi Ece, "Hadi söyle amcana ve babana dinletelim" diyor. Yani Arya, babası ve amcası için seslendirdiği bu kaydı yıllar sonra dinlediğinde çok keyif alacak, kesin.