Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile bugün yaşanan kriz de dahil, Ukrayna krizinin sonuçlarına ilişkin ortaya çıkabilecek tüm senaryoları ocak ayından bu yana çalışmıştı… Türkiye bu kez, Suriye ve diğer kriz bölgelerinde olduğu gibi tek bir planla değil, savaşın ortaya çıkaracağı güncel ve uzun vadeli sonuçlara göre yol almak istiyor. İsveç ve Finlandiya’nın tarafsız konumunu terk edip NATO paktına dahil olmak istemeleri yeni fırsatlar ve yeni dengeler ortaya çıkarırken, Türkiye de bundan en iyi şekilde istifade etmek zorunda. Türkiye’nin en temel şikayeti PKK ve FETÖ konusunda her iki ülkenin de takındığı diplomatik tutum.

        1960’dan beri İran, Irak, Suriye ve Türkiye’den Kürtlerin ilk gitmek istediği ülke İsveç olmuştu. Terör örgütü PKK, 1981’de teröristlerin lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere Avrupa’da dernekleşme kararını almıştı. Hemen ardından da ilk hamleleri Finlandiya ve İsveç’te gerçekleştirdi. Böylece PKK, İsveç başta olmak üzere birçok ülkede Kürtlerin kâbusuna dönüştü. Kürtler o tarihe kadar yaşadıkları bölgelerden siyasi baskılar nedeniyle kaçan ve İsveç halkına entegre olmayı becerebilen bir toplum iken, PKK 1981-1983 yılları arasında Avrupa’da iç infazlara başladı. Bunun üzerine İsveç, PKK’ya kapılarını kapattı ve 18 PKK’lıyı sınır dışı etti. Kürtlerin İsveç’e entegrasyonuna yönelik ılımlı politikalarıyla bilinen ama PKK’yı terör örgütü ilan eden Başbakan Olof Palme, 28 Şubat 1986’da bir suikast ile öldürüldü. Ve İsveç hükümeti o tarihten sonra da PKK’nın tehditlerine boyun eğmeye başladı.

        Türkiye, 1996’dan bu yana İsveç’te ikamet eden 51 PKK’lıyı yasal yollardan ve istihbarat kanalları üzerinden istedi. Buna son beş yılda FETÖ’cüler de eklendi. Son üç yılda da PKK ve FETÖ üyesi 33 şahıs istendi ancak İsveç hükümeti konuyu gündemine dahi almadı.

        PKK İsveç’te 1980’lı yıllarda kendisine bağlı ‘’Demokratik Ulusal Kürdistan Birliği’’ (Democratic National Association of Kurdistan) ve ‘’İsveç-Kürt Kültür Derneği’’ni (Swedish-Kurdish Cultural Association) kurdurarak örgütlendi. 2014’te de YPG’nin Suriye’de hızla yayılması ile birlikte ‘’İsveç Demokratik Kürt Toplum Merkezi’’ (Kurdiska Demokratiska Samhallscentret, NCDK-Sverige)’de faaliyete geçti.

        Can sıkıcı olanı ise bu dernekler ve örgütlenmelerin İsveç hükümeti tarafından fonlanıyor olması… PKK bu ülkede ayrıca yılda 18 milyon euro civarında bağış topluyor. İsveç’te hali hazırda 14’ü doğrudan Kandil ile irtibatlı irili ufaklı 21 PKK yanlısı dernek ve bu derneklere üye bin 61 kişi var. Ancak suça bulaşmış ve doğrudan örgütsel faaliyet içinde olanların sayısı ilk tespitlere göre 59 civarında.

        PKK ile ilgili tablo bu iken, FETÖ’nün durumu çok mu farklı?

        PKK’dan sonra FETÖ’cüler için de ABD, İngiltere ve Almanya’dan sonra Avrupa’da sığınabildikleri en önemli dördüncü adres İsveç oldu. Bu ülkede: 1 Düşünce kuruluşları, 2 Dernekleri var. Türkiye’de hakkında arama kararı olan 37 şahıs ve aileleri İsveç’te bulunuyor. Bir de yeni gelenler var… İlk tespitlere göre, Ukrayna’da sıkışmış ve saklanarak yaşayan FETÖ’cülerden 80’i aşkını, aileleriyle birlikte İsveç’e yerleşti. FETÖ’cü derneklerin avukatları bu kişilerin siyasi oturum alması için hâlâ devletle görüşme trafiğini yönetiyor. Ukrayna krizi ile Ukrayna’dan bin 218 FETÖ’cünün kaçtığı düşünülüyor.

        İsveç’te durum böyle de Finlandiya’da farklı mı?

        Elbette değil… İrili ufaklı derneğinin olduğu ülkede dört dernek doğrudan Kandil ile irtibatlı ve örgüt koordinesinde çalışıyor. Türkiye 12 PKK’lı ve 16 FETÖ mensubu aranan şahsı Finlandiya’dan istiyor. Ancak Helsinki’dekiler kulağının üstüne yatıyor. İsveç de aynı tutumu sergiliyor. 2015'ten bu yana bu tür sekiz dava oldu ve İsveç tamamına da ‘hayır’ dedi. Sonuncusu bu yıl mart ayındaydı. Bu elbette Ankara’da hiç hoş karşılanmadı.

        Türkiye haklı olarak İsveç'in Türkiye'nin çizgisine saygı duymasını ve bir NATO üyesi olarak da Türkiye'nin çıkarlarına karşı çıkmayacağını açıkça ilan etmesini istiyor. İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecini açıklaması, Türkiye'nin 1952 yılından beri üyesi olduğu NATO’daki 30 üye ülkenin oy birliğini gerektiriyor. Türkiye’nin talepleri var. Aksi takdirde bırakın NATO’ya onay sürecini, bu yönde istenen görüşme taleplerine de sıcak bakmayacak…

        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00
        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar