Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Mehmet Ali Birand erkek öğrenciye soruyor

        'Senin bir sevgilin var mı?'

        Öğrenci cevap veriyor

        'Benim bir sevgilim yok'

        Ardından ekliyor:

        'Ben evliyim!'

        Latife Tekin boşuna demiyordu, 'Dünyanın işi aşka kaldı' diye…

        Karılarını 'Sevgili' kategorisine sokmayan erkeklerle yaşıyoruz. Üstelik

        onlar tarafından yönetiliyoruz. Arada bir iyi örneklere rastlıyoruz tabii.

        Örneğin Bakan Unakıtan ve karısı… Birbirlerine olan düşkünlükleri zaman

        zaman abartıya kaçsa da… Hala el ele, hala iki sevgili gibiler. Uçakta

        rastlamıştım. Bakan Unakıtan karısının üzerine titriyordu.

        Birand öğrencileri türban konuşmak için toplamıştı toplamasına ama gün 14

        Şubat olunca konuyu aşka getireyim dedi. Dedi ama ilk iki cevaptan sonra

        pişman oldu. Öğrenciler kapitalist tüketim gününün bir uzantısı olarak

        gördükleri 'Sevgililer Günü'nü kutlamıyordu. Hadi bunu bir yere kadar

        anlayabilirim. Örneğin, her gün 5 TL ödenen yemeğe 14 Şubat diye 25 YTL

        vermek biraz salakça. Ya da dünyanın parasını bir kırmızı güle yatırmak. Ama

        kutlama illa da tüketerek olacak diye bir şey yok ki!

        Peki ya 'Sevgilim yok, karım var' diyene ne demeli?

        Üstelik insan üniversite çağında niye evlenir?

        Bunun cevabı 'Aşk' olmalı.

        Değilse iş bitmiş zaten.

        Oysa aşk hayata dair değil midir.

        Bu satırları yazarken dışarıya bakıyorum. Lapa lapa kar yağıyor. Birazdan

        işe gitmek için yola çıkacağım. Keşke üniversitede olsam diye düşündüm bir

        an. Sevgilimle el ele karın altında yürüsek, memleketi kurtarsak

        arkadaşlarla bir masa başında, sıcacık kahve değil, aşkım içimi ısıtsa.

        Ünlü

        La Boheme şarkısı ne diyordu? Durun hatırlayacağım.

        Size öyle bir zamandan bahsedeceğim ki…

        20 yaşından küçükler anlamaz.

        Size öyle bir zamandan bahsedeceğim ki…

        Deliydik, aşıktık,gençtik…

        Yani ez cümle, memlekette'aşk'a sahip olmayan gençler var.

        Üstelik onlar bizi kurtaracaklarını düşünüyor, 'Bırakın aşkı maşkı türban

        konuşalım'diyorlar.

        Bense bugün bırakın türbanı konuşmayı, düşünmek dahi istemiyorum.

        Öylesine güzel kar yağıyor ki… Evin bahçesi Uludağ gibi. İkizlerimi,

        sevgilimi (kocamı) alıp karlarda yuvarlanasım var. Ama yapamıyorum. Sevgilim

        işe gitmiş, ikizler kardan ne anlarlar daha 9 aylıklar, ben de Habertürk'e,

        yayına gitmeliyim.

        Bazı üniversiteler tatil…

        Diyorum ki, siz bu türban davasına bir gün ara verin.

        Kar güzel, romantik…

        Sıcak bir kahve ya da çay her yerde bulunur.

        Sevgilisi, karısı, kocası olanlara sesleniyorum.

        Biraz aşka gelin!

        Dünyaya daha güzel bakacaksınız, inanın.

        Milletçe buna ihtiyacımız var

        NE ÖĞRENDİM?

        Gürültü dinlenmez ama duyulur.Ve gürültünün içinde her sesin varlığı

        mümkündür.

        balcicekpamir@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar