Prof. Metin Tolan, futbolun ve 007'nin fiziğini çözen hoca
Adını hiç duymadığımız bir Türk yurt dışında başarı kazandığı dakika internette şahsın kim, nereli ve kaç yaşında olduğuna dair soruların son dakika cevabı hazır. Çoğunlukla da soru faslı, cevaplardan daha uzun. Aziz Sancar Kimya Nobel’i kazandığı zaman da öyle oldu, Uğur Şahin ile Özlem Türeci Kovid-19 aşısını bulunca da.
Prof. Metin Tolan, Göttingen Üniversitesi rektörü seçilince kural yine şaşmadı. Nereli ve kaç yaşında olduğu, kariyer geçmişi kısa bir A.A. haberiyle öğrenildi. İşte baba Türk, anne Alman, 1965 doğumlu, fizik-matematik okudu, 2001 yılında deneysel fizik alanında profesör oldu, sonra dekanlık ve rektör yardımcılığı da yaptı vs.
Ama şunları da söylemek lazım;
Metin Tolan’ın en az 20 yıldır Almanya’nın rock yıldızı ayarında en fiyakalı fizikçisi olduğunu, futbolun ve James Bond aksiyonlarının fizik sırlarını anlattığı konferanslarda salonların dolup taştığını…
Bundesliga’nın kritik pozisyonlarında ille de başvurulan medyatik bir otorite olduğunu, Dünya Kupası’nı kazanacak takımı kosinüs fonksiyonu ile tahmin matematiği ve en garantili penaltı hesabından, Roberto Carlos’un Fransa’ya attığı frikik golündeki Magnus etkisine varıncaya kadar futbolun fiziğini nasıl analiz ettiğini de söylemek lazım.
Alman Araştırma Cemiyeti ve Alman Bilim Vakfı tarafından çok sayıda ödüle layık görüldüğünü de söyleyelim.
Metin Tolan Amerika’daki çalışmalarının da etkisiyle olsa gerek, Anglosakson tarzı popüler bilimin üstadı. James Bond’un “shaken not stirred” martini mottosundan yola çıkarak “Geschüttelt, nicht Gerührt” (Çalkalanmış, Karıştırılmamış) kitabını yazmak pek de Alman fizikçi harcı değildir. Ama hoca yazmış. Her ne kadar “Martini karıştırılmadan içilmez” görüşü hakim olsa da, Metin Tolan’a göre 007’nin sadece çalkalama tercihinin nedeni zamanda ve moleküllerin davranış biçiminde gizli. Uzun uzun demlenmeye niyetliysen içkiyi karıştırmak gerekir ki moleküller eşit dağılsın. Ancak Bond’un kadehten bir yudumdan fazlasını almaya vakti yoktur, bu nedenle sadece çalkalatır ki, martiniye tadını veren moleküller yüzeyde kalsın, o bir yuduma değsin.
Metin Tolan’ın, Titanic’in batış fiziği ve Uzay Yolu üzerine de kitapları var; “Star Trek” eserinin alt başlığı “Enterprise (Atılgan) neden sadece 158 kilo çekiyordu ve diğer galaktik bilgiler” şeklinde. Ama esas ihtisası Bond filmleri üzerine; 20’sini de bilimsel yönden çözümlemiş.
Bond filmlerinin aksiyon sahneleriyle silaha dönüşen alengirli aletleri arasında fizik mantığına uygun olan da var olmayan da. Mesela Roger Moore’un "Yaşamak için Öldür"de (Live and Let Die) manyetik saatiyle fermuar açtığı sahnede Metin Tolan’a göre yangın tehlikesi var! Çünkü kadının fermuarını öyle çaktırmadan açacak saatin bir milyar derece ısı yayması gerekir. Oysa basit ve ihtimal dahilinde görünüyor. Röntgen ışınıyla elbisenin içini gösteren gözlüğü de “saçmalık” diye geçiştiriyor.
Pierce Brosnan’ın GoldenEye’da motosikleti uçuruma sürüp düşmekte olan uçağa atladığı akıllara zarar sahne bile Tolan’a göre fizik kurallarıyla daha açıklanası; “Uçağın hızı, uçurumun yüksekliği ve James Bond’un ağırlığı hesaplandığı takdirde neden olmasın. Fakat denenmesini tavsiye etmem, fiziksel açıdan pek tekin bir iş değil. Fizik kuralları dışında başka bir kural daha var: Filmin ilk dakikalarında başroldeki aktörün öldüğüne pek nadir rastlanır” diyor. Bu tür sahneleri analiz etmeyi akademik örneklerden daha bilimsel bulduğunu da ekliyor.
FUTBOLUN FİZİK VE ADALETİ
Dortmund Teknik Üniversitesi’nde dekanlık ve rektör yardımcılığı dahil uzun yıllar görev yapan Metin Tolan bir futbol fanatiği ve dedikoduları da doğruluyor; Dortmund taraftarı değil, Stuttgart’ı tutuyor. Futbolun fiziği üzerine iki kitabı var, bu konuda görsellerle verdiği konferanslar büyük kalabalık çekiyor. Ancak artık futbol bahislerine girmiyor. Çünkü bir seferinde bahsi kaybedince bir hafta Bayern Münih formasıyla dolaşmak zorunda kalmış.
Metin Tolan’ın fizik dışı çıkarımları da var; “Futbolun güzelliği, dünyanın en adaletsiz sporu olmasında yatıyor. Kale 7.32 metreye 2.44 metreden daha büyük olsa zayıf takımların galibiyet şansı artar, oyun belki daha adil olur ama ilginç olmazdı. Futbol adalet olmadığı için ilginçtir” gibi. Teessüf edilesi şekilde kadın futbolunu sıkıcı buluyor, çünkü takımlar arasında büyük fark olduğu için fazla gol atılıyormuş. Oysa çözümü gayet basitmiş, takımlarda fazladan iki oyuncu olmalı, bunlar özellikle defansta görev yapmalıymış ki daha az gol atılsın. FIFA bunu neden düşünememiş! Hoca şakacı.
Oyuncuların fizik kurallarıyla sahaya dağılımları ve hareketlerinin sonuca olası etkileriyle ilgili tezleri bulunan Metin Tolan penaltılara kalan maçlarda en zayıf golcüden başlanmasını da tavsiye ediyor. Joachim Löw fizik açısından en iyi vuruş teknikleri üzerine kendisine hiç danışmamış ve iyi de yapmış; “Hiç yararı olmazdı. Her şeyi bilirim ama inanılmaz derecede kötü futbol oynarım” diyor.
Futbolcu kendisi golü nasıl attığını bilmiyor ama hoca biliyor. Örneğin Roberto Carlos’un 1997’de, Brezilya-Fransa hazırlık maçında orta sahadan gerilip Barthez’in filelerine taktığı kavis itibariyle “banana kick” lakaplı golün analizi: Carlos rakip kalenin soluna göndermek için sol ayağının dış kısmıyla ağırlık merkezinden hafif sağa yatırarak topa vurur, bu ustalıklı hareket sayesinde meşin yuvarlak saatin ters yönünde rota bulur. Topun falso alması için saatte 100 kilometre hızla saniyede en az sekiz kez kendi ekseninde fırıl fırıl dönmesi gerekir. Top sağ taraftan hava akınına karşı hareket ederek dönerken kesişen hava akımları topu sektirir, sol tarafta alçak negatif baskı oluşur…
Dönmekte olan toplarda harekete başlangıç noktasından itibaren kavis yaparak izlediği yolda görülen “Magnus efektini” bu şekilde anlatan hoca golün fiziğini havadaki bir takım girdaplarla izah ediyor da anlayana!
Katiyen anlamam, sanırım golün sahibi de anlamaz. Roberto Carlos yıllar sonra şöyle itiraf eder frikik için pek de hesap yapmadığını; “Açıkçası topun nasıl falso aldığını anlayabilmiş değilim. Açık farkla auta çıkacağını sandım. Antrenmanlarda deniyordum ama kariyerimde ilk ve son kez bu şekilde falso verebildim. Bu tür goller kariyer boyunca ancak bir kez atılabilir…”