Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Müziğin İpek Yolu, Yo-Yo Ma ve adını İpek Yolu’ndan alan orkestrası Silk Road Ensemble, 4-5 Eylül akşamı Zorlu Center PSM’de sahne alıyor, sırma karasu, yo-yo-ma

        Sırma KARASU / HT CUMARTESİ

        Fransa’da doğup Amerika’da büyüyen Çin asıllı çellist Yo-Yo Ma (59) ve adını İpek Yolu’ndan alan orkestrası Silk Road Ensemble, 4-5 Eylül akşamı Zorlu Center PSM’de sahne alıyor. Ünlü çellist, 75 albümüyle 17 Grammy Ödülü’ne layık görüldü ve en son Barack Obama’dan “Amerika’nın en yüksek onuru” ödülünü aldı. 20’den fazla ülkenin seçkin sanatçısından oluşan Silk Road Ensemble, Asya ve Avrupa’da yaşayan din, kültür ve ırkların tarihi zenginliğini bölgenin geleneksel müziğiyle sahneye taşıyor. Silk Road Ensemble’a Türk, Kürt ve Fars müziği ustası Kayhan Kalhor’un yanı sıra etnik müziğin önde gelen ismi Aynur da konuk olarak eşlik edecek. Bu şahane konser öncesinde Yo-Yo Ma ile klasik müzik ve etnik müzik üzerine derin bir sohbet ettik.

        Son zamanlarda dünyada klasik müzik kökenli müzisyenlerin sıkça etnik müzik projelerinde yer aldıklarını görüyoruz. Sizce bunun sebebi nedir?

        Klasik müzik, ilhamını geleneklerden alıyor. Uhrevi, dünyevi, kırsal, kentsel, işitsel ve yazılı geleneklerin klasik müziğin oluşumda payı büyük. Etnik gelenekleri yaşamak ve öğrenmek klasik müzikçinin ses paletini genişletmekle kalmaz, aynı zamanda da “neden müzik” sorusu üstüne kafa yormasını sağlar. Etnik müzik, toplulukların ve bireylerin özünü, belleğini yaratan kültürel bir form olarak toplumların hali hakkında ipucu verir. İfadeyi mükemmeliyetçiliğin önünde tutması ise müzisyenin “sanat adına sanat” yerine “yaşam adına sanat” demesini sağlar.

        Ünlü keman virtüözü Yehudi Menuhin de ömrünün büyük bir bölümünü ülke ülke gezerek etnik kökeni olan müzisyenlerle ortak projeler yapmaya adamıştı. “İpek Yolu” bu geleneğin devamı olarak görülebilir mi?

        Kesinlikle! Menuhin’in Stephane Grapelli ve Ravi Shankar’la olan çalışmaları birçok insana ilham kaynağı olmuştur. Bence bu köklü bir kemancı geleneğidir; Joachim, Sarasate, Kreisler’den Heifetz’e yaşadığı dönemin müziğini keşfetmeyi amaçlayan herkes.

        Hazır Menuhin’den bahsetmişken, sizce etnik enstrümanlar yaylı saz çalanlara daha mı cazip geliyor?

        Bence iki tip yaylı saz çalgıcısı var; çaldığı aletten çıkarabileceği en iyi sesi arayanlar ve enstrümanını doğada var olan sonsuz ses skalasını, insan sesinin derinlik ve genişliğini, duygu ve düşünceleri keşfetmek için kullananlar. Keman zaten geniş etnik enstrüman ailesinin bir parçası, hatta bence kemençe, rebap, erhu (Çin kemanı) ve Moğol yaylı sazı morin khuur’un soyundan geliyor. Bir çalgı ailesini keşfetmek yabancı dil öğrenmekten, dilin gramerini, kelime yapısını ve şivelerini keşfetmekten pek de farklı sayılmaz, her dil bir şekilde o dili konuşanın düşünme tarzını, imgelemini ve kültürel geçmişini yansıtır.

        ‘KLASİK MÜZİK İLK AŞKIM’

        Tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Size özgü bir tarz ile kültürel altyapınızın sentezi olduğunu söyleyebilir miyiz?

        Birçok müzisyen gibi ben de çok sayıda kültürü deneyimleyerek büyüdüm. Bu da çeşitli konulara birden fazla açıdan bakabilmemi sağladı. Bu durum genç yaşlarımda biraz kafa karıştırıcıydı. Yaşım ilerledikçe bu çok kültürlü bakış açısı, insanın dışavurumdaki zengin mozaiğini daha fazla takdir etmemi sağladı.

        Kariyeriniz boyunca çok geniş bir klasik müzik repertuvarı seslendirdiniz fakat uzun zamandır kendi projelerinizle meşgulsünüz. Klasik müziğe dönmeyi düşünüyor musunuz?

        Klasik müzik benim ilk aşkım, müziği öğrendiğim gelenek. Tabii ki zaman zaman klasik müziğe döndüğüm oluyor ve her dönüşümde biraz daha seviyorum. Ben hep şöyle derim; seyahat ettikçe gelişir kendi benliğimizin daha da farkına varırız.

        Doğal ortamından sahneye taşınan etnik ve folklorik müzik, özellikle de modern enstrümanlarla çalındığında kimi zaman yapay duruyor ve oryantalizm hissi veriyor. Konserlerinizi gerçekçi tutma yönteminiz nedir?

        Oyunda olmak, işin erbabı olmak, doğru damardan girmek, akışını uydurmak... Bence müzik bizi bizden çok daha büyük bir yere götürüyor. Enstrümana hâkim olmak, tekniğin ötesine geçmemizi, kendimize bir damar şekli vermemizi sağlıyor. Müziğin içeriği bu sayede bir başkasının zihnine akıyor, ruhuna ulaşıyor.

        ‘Kayhan’ı kardeşim gibi severim’

        Zorlu Center PSM’deki gösterinizde şarkıcı Aynur ve klasik kemençe ustası Kayhan Kalhor’un ikisinin de zengin bir etnik aidiyeti var. Bu isimlerde nasıl karar kıldınız?

        Kayhan neredeyse 15 senelik arkadaşım. Birbirimizi kardeş gibi severiz. Aynur da Kayhan’ın arkadaşı.

        İşlerini takip ettiğiniz başka bir Türk besteci veya müzisyen var mı?

        Genç müzisyen arkadaşlarım var. Bazıları halen okuyorlar. Diğerleri ise isim yapmış müzisyenler. Mesela Efe Baltacıgil tanıdığım en iyi çellistlerden biri.

        ÇOLUK-ÇOCUK ŞENLİĞİ

        Geçen haftalarda Açıkhava Müzik festivallerinden ve çocuklarla katılmak için birebir olduklarından bahsetmiştim. 30 Ağustos Cumartesi günü gerçekleşecek “D-Marin Didim Yaz Şenliklerié tam da böyle.Çocuklar için yüz boyama, balon modelleme, uçurtma yapımı gibi faaliyetler var. Ziyaretçiler şenlik alanında sahnelenecek olan sirk gösterisinin ve DJ performansının ardından şarkıcı Göksel’in konserini de ücretsiz dinleyebilecekler. Civardaysanız kaçırmayın derim.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa