Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Suriye hesaplarındaki milyar dolarlara ne oldu?

        Bülent GÜNAL/AHT-ÖZEL HABER

        Yaklaşık yarım asır önce Suriye’de malına mülküne el konan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 3 bin 800 aile, tazminat için AİHM’nin kapısını çalmaya başladı. Çare olaraksa Demirel Hükümeti’nin 1966’da el koyduğu, değerinin 20 milyar doları bulduğu savunulan Suriyelilerin Türkiye’deki mülklerini işaret ediyorlar...

        Şam yönetiminin el koymasıyla Suriye’de malları, binlerce dönüm arazileri kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 3 bin 800 ailenin hukuk mücadelesi yarım asra yaklaşıyor. Bir dernek çatısı altında birleşen ve aralarında Osmanlı Hanedan üyelerinin de olduğu aileler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kapısını çalmaya başladı. Çözüm içinse çarpıcı bir konuyu gündeme getiriyorlar: Türkiye’nin cevaben 1966’da el koyduğu Türkiye’deki Suriyelilerin mülkleri...

        Kapalıçarşı’da 200’e yakın dükkân, hanlar, araziler, verimli tarlalarla bugünkü değerinin 20 milyar doları bulduğu savunulan gayrimenkullerin gelirleri, Merkez Bankası’nda açılan bir hesapta tutuluyordu. 47 yılda birikmesi gereken paranınsa yaklaşık 10 milyar doları bulduğu söyleniyor. Ancak Milli Emlak Genel Müdürlüğü hesapta sadece 10 milyon lira olduğunu açıklamış! Suriye’de Emlakı Kalanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Menzilcioğlu konuyu şöyle açıklıyor: “1957’de Suriye yönetimi 22 Türk ailesinin mallarına el koydu. Türkiye buna 9 yıl karşılık vermedi. Ancak Süleyman Demirel’in başbakan olduğu 1966’da Türkiye bu kez Suriyelilerin Türkiye’deki tüm mallarına el koydu. Hatta Suriyeli öğrencilerin bankalardaki paralarına bile... Şam yönetimi de Suriye’deki bütün Türklerin mallarına el koydu.’’ Böylece mağdur Türk ailelerin sayısı 3 bin 800’e ulaştı...

        ‘EN AZ 10 MİLYAR DOLAR OLMALI’

        Demirel Hükümeti, Suriyelilere ait paraları bloke ettikten sonra toplanan tüm gelirler de Merkez Bankası’nda Suriyelilere ait bir hesaba aktarılmaya başladı. Emlak gelirlerini tutan, Maliye Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ydü. Menzilcioğlu mağduriyetlerinin giderilmesi için 1927’de çıkarılan 1062 sayılı yasaya sarıldıklarını söylüyor: “Hâlâ yürürlükte olan bu yasaya göre; bir ülke kendi topraklarında Türk vatandaşlarına ait mallara el koyarsa, Türkiye de vatandaşlarının zararını tazmin etmek için o ülkenin Türkiye’deki mallarına el koyuyor ve söz konusu ailelere o taşınmazları tahsis ediyor. Aradan 47 yıl geçti. Biz de Suriye’de malları olan aileler olarak, yürürlükte olan 1062 sayılı yasa gereği bu hesapta biriken paranın bizlere verilmesi için girişimlere başladık...” Yıllık bazda gayrimenkul amortisman değerlerinden hareketle bu hesapta en az 10 milyar dolar olması gerektiğini savunuyorlar. Menzilcioğlu, “Düşünsenize sadece Kapalıçarşı’da 200 dükkânın 47 yıllık kirası, iş hanlarının kira gelirleri, arazilerden elde edilen ürün gelirleri var... Ancak 2010’da Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bize Milli Emlak’tan aldığı dokümanı gösterdi. Ona bakılırsa hesapta biriken para topu topu 10 milyon liraydı.’’

        Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nden istedikleri cevabı alamayan aileler, Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurdu. Menzilcioğlu, Kamu Denetçisi Mehmet Elkatmış’ın 9 Ekim 2013 tarihli 24 sayfalık bir rapor hazırladığını dile getiriyor: “Raporda özetle başvurumuzun haklı sebeplere dayandığı, 3 bin 800 aile AİHM’ye başvurursa Türkiye’nin çok yüklü tazmimatlar ödeyeceği, hak sahiplerine ödemenin Milli Emlak’ın kısıtlı bütçesinden değil genel bütçeden yapılması gerektiği belirtiliyordu. Ancak Milli Emlak, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun hazırladığı raporu da dikkate almadı. Savunma olarak Suriye’deki karışıklık nedeniyle Türk vatandaşlarının Suriye’deki mallarının tespitinin zor olduğunu belirttiler. Oysa, 1972’de dönemin Tapu Kadastra Genel Müdürü Halim Çorbalı, Suriye’deki Türk vatandaşlarının mallarını santimetrekaresine kadar tespit edip dosyaladı. Bu rapor Milli Emlak’ın da elinde var ama işi yokuşa sürmek için bu yola başvuruyorlar...’’ Kamu Denetçiliği Kurumu yetkilileriyse nihai raporun önümüzdeki hafta Meclis Başkanlığı’na verileceğini belirtiyor.

        ALİ ÖZTÜRKMEN: Türkiye, Suriye’den tazminat talep edebilir

        Halep Barosu’na kayıtlı avukat Ali Öztürkmen, Suriye Türkmenleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kurucu başkanı...

        “Suriye hiçbir zaman bir hukuk ülkesi olmadı. Suriye’deki Türk malları devlet politikası dahilinde yağmalandı. Çoğu tapu kaydı da sahte belgelerle yağmalanarak Suriyeliler adına kaydedildi veya kamulaştırıldı. Mülk sahibi Türk vatandaşlarının arazilerinden gelir talebinde bulunması Suriye Cumhurbaşkanı’nın onayına bağlandı, diğer bir deyişle imkânsız hale getirildi. Türkiye bir hukuk devleti ve kendi vatandaşının zararını karşılamakla yükümlü. Türkiye, Suriye’den de uluslararası merciler nezdinde tazminat talep edebilir. Suriye’de malları olan Türk vatandaşları idari makamlara zararlarının karşılanması için başvurmalı. Karşılanmadığı takdirde de önce idari mahkemelere, reddi halinde AİHM’ye gitmeliler.”

        ŞERİF BARBAROS: İçimize sindiremiyoruz ama tek çare AİHM

        Şerif Barbaros, Osmanlı döneminde Hama-Humus Valiliği yapan İhsan Paşa’nın torunlarından Neslişah Barbaros Manaş’ın eşi...

        “Eşime dedesinden miras Suriye’de 23 bin 750 dönüm arazi kaldı. Bu arazilerden 5 bin dönümünün tek sahibi kendisi; kalan 18 bin dönümse hisseli. Arazilerin çoğu Humus ve Hama’da. İstediğimiz tek şey var. Atatürk döneminde çıkartılan ve hâlâ yürürlükte olan 1062 sayılı yasanın uygulanması. Ancak yaptığımız girişimlerde gördük ki 47 yıldır Suriyelilerin mallarından elde edilen ve biriktirilmesi gereken milyarlarca doların akıbeti meçhul. Biz de geçen ay Ankara’da İdare Mahkemesi’ne başvurduk; eğer mahkemeden olumlu yanıt alamazsak, bunca yıldır reddettiğimiz, başvurmayı içimize sindiremediğimiz AİHM’nin kapısını biz de çalacağız.’’

        İşadamı CELAL ERBAYIR: AİHM davamızı kabul etti

        “Suriye’de kalan 4 bin dönüm arazimiz sınırla dudak dudağa. Bu verimli topraklarda 14 bin zeytin ağacımız, zeytin pres makinelerimiz vardı. Ayrıca pamuk, buğday ve sebze ekimi yapıyorduk. Suriye topraklarımıza el koyduktan sonra Baas yönetimi topraklarımızı bedava taraftarlarına dağıttı. 1972’de Demirel Hükümeti mağduriyetimizi hafifletmek için bize Amik Ovası’nda arazi verdi; ancak 1978’de Ecevit Hükümeti zamanında bu topraklar da elimizden alındı. Devlet aleyhine dava açtık. Danıştay lehimize karar verdi ama karar uygulanmadı. Bu arada Adalet Bakanlığı’na bağlı Tazminat Komisyonu’na başvurduk, dosyamızı incelediler, yine haklı olduğumuzu söylediler. 1966’dan bu yana arazilerimizden dolayı kaybettiğimiz bedeli ödeyemeyeceklerini, ancak uygulanmayan Danıştay kararı nedeniyle bize manevi tazminat ödeyeceklerini söylediler. Manevi tazminatın ne kadar olacağını sorduğumuzda, “9 milyon Euro’ya kadar ödediğimiz tazminatlar var” cevabını aldım. Önümüzdeki günlerde komisyonla tekrar masaya oturup pazarlık yapacağız. 2009’da AİHM’ye başvurduk ve davamız kabul edildi, duruşma gününü bekliyoruz. Bilirkişilere yaptırdığımız hesaplamalar var. Suriyelilerin Türkiye’deki mallarının toplam değeri 20 milyar dolar. Amortisman hesabını yüzde 1 bile kabul etsek -ki uluslararası piyasalarda bu değer yüzde 10’ları geçerMilli Emlak’ta toplanması gereken para en az 10 milyar dolar. Ama bu para ortada yok...’’

        Faruk Hemdem Çelebi: Halep’te 82 bin dönüm arazimiz var

        Mevlânâ’nın 22. kuşak torunu, dünyadaki tüm mevlevilerin makam çelebisi Faruk Hemdem Çelebi şöyle konuşuyor...

        “Halep civarında ve merkezinde ailemizin 82 bin dönüm arazisi var. Ancak bu araziler bize baba tarafımız olan Hazreti Mevlânâ’dan değil, anne tarafımızdan, yani 1800’lü yılların sonunda Halep Valiliği yapan Cemil Paşa’dan geliyor. Suriye’deki tapu binalarında geçtiğimiz yıllarda nedense yangınlar çıktı ve birçok belge yok oldu. Ancak ben, 1997-98 yıllarında avukatımla birlikte Suriye’ye gitmiş ve bize ait arazilerin tüm tapu kayıtlarını çıkartmıştım. Gelinen nokta, Suriye’de malları olan, geniş arazileri bulunan aileler için son derece üzücü. Çünkü yıllardır hiçbir adım atılamadı. Türkiye, Suriyelilerin mallarını, paralarını koruma altına aldı. Ama bizim mallarımızı korumak, mağduriyetlerimizi gidermek için yeterli adımları atmadı. Beklentimiz, bir an önce zararlarımızın karşılanması. Suriye makamları bu konuda Türkiye’yi de AİHM’yi de dinlemiyor ve dinleyeceği de yok. Bir nesil daha geçerse bu Suriye’nin lehine olacaktır. Yapılması gereken acilen mağduriyetin giderilmesi...”

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa