Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Hz. İsa'nın bir direnişçi olarak portresi

        GÜLENAY BÖREKÇİ - HT PAZAR

        Dünyaca ünlü İranlı araştırmacı yazar Reza Aslan'ın yeni kitabı "Zealot: The Life and Times of Jesus of Nazareth", çıkar çıkmaz değil belki ama birkaç hafta sonra hatırı sayılır bir sansasyona yol açtı. Ortalığı karıştıran şey kitabın içeriğinden ziyade yazarının ismi, dini ve kimliğiydi...

        Ünlü İranlı yazar Reza Aslan'ın yeni kitabı "Zealot: The Life and Times of Jesus of Nazareth", Hz. İsa'nın hayatına farklı bir perspektiften bakmayı deniyor ve onu alışıldığı üzere pasif bir direnişçi olarak değil, adaletsizlikle savaşmaktan korkmayan gözükara bir siyasi devrimci olarak anlatıyor. Tutucu Hıristiyanlar'sa, bir Müslüman'ın Hz. İsa'nın biyografisini yazmaya cüret etmesini hayret ve öfkeyle karşılıyorlar. Sanki Batı'da her gün birileri çıkıp İslamiyet'e dair yazıp çizmiyor, kimi zaman da Hz. Muhammed'i saygısızlığa varacak ölçüde eleştirmiyormuş gibi...

        'FOX NEWS'UN EN UTANÇ VERİCİ RÖPORTAJI MI?'

        Sözünü ettiğim tavır, Reza Aslan'ın geçen hafta Fox News'un Spirited Debate programına konuk olduğu gün iyice belirginleşti. Programın sunucusu Lauren Green 10 dakika boyunca çeşitli şekillerde yazara saldırdı, onu üzerine vazife olmadığı halde "Hıristiyanların Peygamberi'nin hayatını anlatmaya kalkışmakla" suçladı. Aslan'sa saldırıları soğukkanlılığını bozmayarak savuşturmayı başardı. Ertesi gün Buzzfeed adlı haber blogu programın videosunu "Fox News'un bugüne kadar yayınladığı en utanç verici röportaj bu olabilir mi?" başlığıyla yayınladı. Viral olarak hızla yayılan video kısa sürede internet fenomeni haline geldi, bilhassa sunucunun "Ama... ama... siz bir Müslüman'sınız" cümlesiyle çok dalga geçildi. Bazı yorumculara göre daha önce de çeşitli vesilelerle İslamofobik tavırlar sergileyen Green, aslında Batı dünyasının alışılmış kibrini taşıyordu ve Aslan'a "Müslümanlar olarak haddinizi bilip kendi meselelerinizle ilgilenin ve bizim mühim konularımızdan uzak durun" diyordu.

        Uzmanlık alanı Dinler Tarihi olan Reza Aslan'ın yaptığı şey önemli aslında. Yaşayıp yaşamadığı bile zaman zaman tartışmalara konu olan Hz. İsa'nın efsane olmadığını, gerçekten yaşadığını kanıtlamayı deniyor öncelikle. Daha da önemlisi kutsal metinlerden kalan bilgileri deşifre ederek onların gerçek hayatta hangi hakikatlere tekabül ettiğini araştırıyor. O hakikatler doğrusu şimdiye dek duyduklarımızdan biraz farklı... Aslan'ın Hz. İsa'sı, yüreği sevgi ve merhametle dolu bir çoban, yani bir nevi barış insanı falan değil. "Din adamı ve filozof" tanımlarına da pek uymuyor. Kendisine tokat atana da diğer yanağını çevirmiyor, tam tersi onunla savaşıyor!

        HAKKINDA BİLİNENLER ÇOK YETERSİZ

        En iyisi baştan anlatmak... Hz. İsa'dan gerçek bir insan olarak ilk bahseden kişi 1'inci yüzyılda yaşamış tarihçi Flavius Josephus. 2 yüzyıl sonra, Tacitus ve Pliny adlı iki Romalı tarihçi de onu ve trajik ölümünü ele aldı ama açıkçası bu konuda hâlâ fazla kaynak yok. Sonuçta Hz. İsa hakkındaki ilk yazılı metin olan Aziz Mark İncil'i onun ölümünden 40 yıl sonra kaleme alınmış. Diğer İncil versiyonları da söylentiler ve kulaktan dolma bilgilerle yazılmış hep. Hz. İsa'yı, gerçekliğinden bir türlü emin olunamayan karmaşık bir figür haline getiren şey de zaten tam olarak bu. Öte yandan özellikle son 200 yıldır sayısız araştırmacının, tarihçinin yazdıklarına bakılacak olursa, onu büyüleyici hale getiren şey de aslında bu belirsizlik. "Günaha Son Çağrı" adlı bizde yasaklanan romanıyla Nikos Kazancakis'ten "Da Vinci Şifresi" adlı gerilim kurdelasıyla Dan Brown'a kadar mesih imgesinin arkasındaki gerçeği, "insan İsa"yı bulup anlatmayı denemeyen edebiyatçı yok gibi.

        İşte ABD'de yaşayan İranlı prefesör Reza Aslan bunların sonuncusu. "La İlahe İllallah: İslam'ın Kökenleri, Evrimi ve Geleceği" ve "Fundamentalizmin Ötesi: Küresel Çağda Dini Arışırılıklarla Yüzleşmek" başlıklı 2 kitabı daha var. Ama "20 yıllık bir çalışmanın meyvesi" dediği "Zealot" onun için çok önemli.

        HZ. İSA VE HAVARİLERİNİN 'LA İLAHE İLLALLAH' NİDALARI

        Bazı tutucu Hıristiyanların kanlarını beyinlerine fırlatan kitaba göre Nasıra doğumlu İsa yoksul bir işçiydi. Daha sonra Vaftizci Yahya'nın müridi oldu. Vaftizci Yahya gibi o da tanrısal birliğe inanıyor, yeryüzünün yakında Tanrı'nın yahut onun seçtiği bir peygamberin yöneteceği bir devlet olacağını öne sürüyordu. Reza Aslan'ın anlattığı İsa ne yeni bir din ne de kilise kurmaya niyet etmişti. Kendini Musevi kabul ediyor, sadece Romalı muktedirlere değil, onların Filistinli temsilcilerine yahut "Tapınak rahiplerine, zengin Yahudi aristokrasisine ve Herodias'ın seçkinleri"ne de karşı çıkıyordu. Trajik ölümüne tam bir hafta kala havarileriyle beraber, "Allah'tan başka Allah yoktur" (La İlahe İllallah) nidaları eşliğinde girdi Kudüs'e.

        Agresif enerjisiyle, ordusunun başına geçmiş bir kral gibi görkemli ve kışkırtıcıydı. "Radikal bir sokak direnişini andıran kısa, çılgın ama etkili bir eylem oldu" diye anlatıyor Aslan. "Tek fark vardı; olay kutsal topraklarda, kutsal bir şahsiyet tarafından gerçekleştiriliyordu." Ardından Kudüs'ün Romalı valisi Pontus Pilatus'un ordusu genç direnişçiyi yakaladı. Ona Musevi saltanatına göz dikmiş bir partizan muamelesi ettiler. Yani İsa'nın suçu aslında bütünüyle siyasiydi. Bu yüzden de onunla beraber düzeni değiştirmeye teşebbüs eden ve kitaptaki ifadeyle "öteki haydutlar" da çarmıha gerildi.

        Kitap bir gün dilimize çevrilirse aradan geçen 2000 yılın insanlığı pek fazla iyiye götürmediğini de hep birlikte göreceğiz sanırım. Anlaşılan günümüz dünyasının siyasal ve dini bağlamı, Hz. İsa'nın zamanından bu yana ne yazık ki değişmemiş. Reza Aslan'ın dediği gibi, "İsa'nın iktidara, otoriteye karşı direnişi bugün Kahire ve Kudüs sokaklarında hatta dünyanın başka bir çok yerinde sürüyor."

        Hz. İsa ve günümüzün köktendincileri

        Reza Aslan'ın Hz. İsa üzerine tezi aslında çok da özgün sayılmaz. Hermann Samuel Reimarus'un 18. yüzyıl sonunda kaleme aldığı "Fragments" da benzer şeylerden bahsediyordu. S. G. F. Brandon'un 1967 tarihli "Jesus and the Zealots" adlı kitabının da konusu bu sayılırdı. Fakat Aslan'ın kitabını eşsiz kılan bir şey var: Yazar o çağın Filistin'ini; ekonomisi, politikası ve dini yapısıyla son derece ayrıntılı bir şekilde aktarıyor. Musevi zenginlerin egemen Romalılarla işbirliği yaparak işçi ve köylü sınıfı sömürmesini, yüksek vergiler, daha doğrusu haraçlarla insanların kanlarını emmesini okumak etkileyici. Aslan geçmişin olaylarını bugünün bakış açısıyla değerlendirme hatasına düşmese de okurken ister istemez günümüzün köktendincileriyle Hz. İsa'nın "haydutlarını" karşılaştırıyoruz. Kudüs'e giren havarilerin "La İlahe İllallah" nidaları da bizi destekliyor. Salon Dergisi yazarlarından Laura Miller'a göre bu şahane bir şey, zira "Aslan'ın kitabı, Batılıların günümüz 'haydutlarını', yani Müslüman direnişçilerini daha az yabancı ve ürkütücü görmesini sağlayabilir."

        'Sokaktaki insan medyadakiler kadar tutucu değil'

        Reza Aslan, Hıristiyan okurların Fox News sunucusu Lauren Green'e ve medyadaki diğer tutucu tiplere katılmadığını söylüyor: "Bana yazan yahut karşılaştıklarında sorular soran Hıristiyan okurlarım Green'in aksine öfkeli olmaktan uzak. İsa'yı ilk kez bu kadar gerçek, somut bir şahsiyet olarak okuyabildikleri için mutlu olduklarını söyleyenler bile var." Aslan başta Musevi okurların tepkisinden çekiniyormuş ama korktuğu başına gelmemiş: "Hz. İsa ateşli, devrimci, kanun tanımaz bir Musevi'ydi. Öğretileri de Museviliğin yeni bir formuydu. Sadece buna artık Hıristiyanlık adını veriyoruz. Neyse ki sokaktaki insan medyadakiler kadar tutucu değil."

        'J.K. Rowling'i o program sayesinde geçtim'

        "ABD'de bir kısım insan, İslam'ın kötücül, şeytani bir din olduğuna ve Müslümanların ellerine fırsat geçer geçmez uygar Batılıları katledeceğine inanıyor. Hayata çok tutucu bir pencereden, önyargılarla bakan bu kişilerin Müslüman bir yazara kulak vermeleri zor. Küçük bir gruptan değil, kalabalık bir kitleden bahsediyorum. Gene de doğrusunu isterseniz Fox News sunucusu Lauren Green'e müteşekkirim. Taraflı ve saldırgan tutumu sayesinde kitabımdan herkes haberdar oldu. Programdan sonra seyircilerden yüzlerce e-posta aldım. Beni tanıdıkları için mutlu olduklarını, kitabımı hemen alıp okuyacaklarını yazıyorlardı. Dürüst olmak gerekirse, o programa katılmasaydım çok satanlar listelerinde J.K. Rowling'i geçmem mümkün olmazdı."

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa