Nereden biliyorsun kaç kelimeyle konuştuğumu
Kadın erkekten daha mı çok konuşuyor?
Bir yerlerde kadınların günlük kelime stokuna dair bir rakam görürseniz katiyen inanmayın. Çünkü bugüne kadar hiç sayan olmamış. 20-30 bin arasındaki rakamların tamamı palavra. Avamcası “dırdır” olan ifadeye bilimsel hava katmak için uydurulmuş bir kent efsanesi. Kadın erkekten daha çok konuşur safsatasının tamamı aynı kaynağa dayanıyor. O da bilimsel değil
Ayşe ÖZEK KARASU / HT PAZAR
Adanalı aile danışmanı Canten Kaya bey dedi ki: "Bilimsel araştırmalara göre kadınlar günde 25 bin, erkekler 12 bin kelime konuşur. Erkek eve gelene kadar 12 bin kelimeyi tüketir, kadının 20 bin kelimesi daha vardır. Ama erkek konuşmaz, çatışmalar da bu yüzden çıkar."
Peki! Ajans haberi geçti. Biz de kullandık - maalesef! İtiraf ediyorum, gazetenin birinci sayfasına haberi şu başlıkla verdim; "Kadın çenesi, günde 25 bin." İç sayfadaki başlık da felâket: "Kadın neden 'dırdır' yapar?" Gündelik haber akışı içinde o iki rakamın kurbanı oldum, tuzağa düştüm. Hiç itiraz etmedim.
Canten Kaya, sonra televizyona da çıktı. Kadının 5 bin kelimeyi 'bey'ini işe, çocukları okula yollarken harcadığını izah etti. Laflarını üç ayrı bilimsel araştırmaya dayandırdığını da ekledi. Ona da peki.
Derken Aile Bakanı Fatma Şahin aynı bahsi açtı. Dedi ki; "Bilimsel araştırmalara göre bir kadının günlük kelime hazinesi erkeğin 4 katı. Özellikle ev hanımları 25 bin kelimeyle bütün gün eşini bekliyor. Erkek kelimeleri tüketip geliyor, kumandayı eline alıp televizyona bakıp rahatlamak istiyor. Evdeki hanımın günlük kelime hazinesini tüketmesini, erkeğin de kelime stokunun hepsini bitirmeden eve gelmesini sağlamamız lazım."
Erkek şiddetiyle uğraşmak yetmedi, bir de kelime stoku sorunsalı çıktı yani.
Ama işin aslı öyle değil. Bakan da rakam kurbanı. Gerçek şu ki, medya kadını erkekten daha çenebaz gösterme ihtimali bulunan her malumatın üstüne balıklama atlamaya hazır.
Bu yerel değil, evrensel bir gerçeklik. Son örneği veriyorum. Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Foxp2 beyin proteiniyle ilgili bir araştırma yapılıyor. Konuşma gelişimini etkileyen bu proteinin kız çocuklarında daha yüksek olduğu tespit ediliyor. Kızların erkek çocuklarına göre daha erken ve daha komplike içerikli konuşmasını açıklıyor bu bilgi. Ama ABD'deki bir kısım medya cinsiyetçi bir iştahla atlıyor haberin üstüne. "Kadınlar, neden erkeklerden daha çok konuşuyor, sırrı bulundu" diye kestirip atıyor. Al sana, ilelebet referans gösterilecek, dillere pelesenk olacak paçavradan bir laf demeti.
ERKEKLERİN AKLI MI KIT
Oysa araştırmanın kadın ve erkeklerle hiç alakası yok. El kadar çocuklarla ilgili. Kızların daha erken konuştuğunu herkes biliyor. Bu araştırma sadece bunun nedenini açıklıyor. İleri yaşlarda laf becerisi eşitleniyor.
Kimsenin de aklına "Erkekler bu kadar kıt akıllı mı ki, kadın kadar laf biriktiremiyor" diye itiraz etmek gelmiyor. Çünkü kadınların çok konuştuğuna dair bir ipucu bulmak daha seksi geliyor, bir nevi orgazm etkisi yaratıyor.
Peki, kadın çok konuşur iddiasına 'bilimseldir' yaftasını yapıştırmayı kim nereden çıkarmış? Bunun özgün kaynağı nedir, kim saymıştır günde kaç kelime ediliyor diye?
Sanırım faillerden biri, "Kadın Beyni" adlı kitabı Türkçe'ye de çevrilen Louann Brizendine. O hanımefendi, kadına günde 20 bin, erkeğe 7 bin kelime biçiyor. Ama kim, nerede, hangi denek grubuyla araştırmış, belli değil.
Amerikalı linguistik uzmanı Prof. Mark Liberman iddianın kaynağını bulmak için kolları sıvıyor. Ve tamamen palavra bir istastistiğin medyanın diline dolanınca tekrar edile edile nasıl klişeleşip yayıldığını farkediyor. Önce Brizendine'in kitabına tosluyor. Kitabından dergisine başka kaynaklara da rastlıyor. Fazla detaya girmeden söylemek gerekirse erkeğe en az 2 bin, kadına da en fazla 50 binlik kelime bütçesi bahşediliyor bu yayınlarda. Çoğu da birbirine atıf yapıyor.
Sonunda rakamsal verilerin çıkış noktasını buluyor Liberman. 1993 yılına ait. Aşırı sağ cenahtan Hıristiyan gruba mensup, Gary Smalley adlı bir evlilik danışmanı yumurtlamış "25 bin - 12 bin" rakamlarını meğerse. Üfürükten bir el kitabında. Maksadı da şu; "Kadınlar fazla çalçene, iş yorgunu erkek adam ise ketum olur, bu nedenle de hanımların duygusal beklentilerine gem vurmak gerekir. Kadının dağarcığında bol keseden laf vardır ama erkeğin önemli meşguliyetleri olduğu için kadının o lafları bizzat ağzına tıkaması gerekir."
Sonra en pespaye dergiden en ciddi kriminal araştırmalara, psikoloji yayınlarına kadar her yere girmiş aynı rakamlar: 25 bin ve 12 bin.
Peki bu iki rakam neden bu kadar tutmuş? Erkek egemen düzenin önyargılarından sanırım. Kadına biçilen geleneksel rol "söz dinlemek" olduğu için. 25 bin kelime etmeye de gerek yok, kadın ağzını açtığı an zaten "çok konuşuyor" damgasını yediği için. Ve bu damga, evin duvarlarıyla da sınırlı değil.