Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Selda Bağcan: ‘Ben de muhafazakârım’

        PINAR ERBAŞ

        GAZETE HABERTURK - HT PAZAR

        Ünlü müzisyen Antony Hegarty’nin davetlisi olarak 2012 Olimpiyat Oyunları kapsamında Londra’da bir konser veren Selda Bağcan’ın yurtdışı takvimi hayli yoğun. Anadolu’nun dört bir yanında konserleri de devam ediyor. İki boş gününü yakalayıp onunla biraz eskilerden, biraz gündem biraz da müzik konuştuk...

        Selda Bağcan, New York’ta bir kafede sesini duyup vurulan müzisyen Antony Hegarty’nin davetiyle Londra’nın en büyük sanatmerkezlerinden Southbank Centre’daki Queen Elizabeth Hall’da konser verdi. Hemde 2012 Londra Olimpiyatları kapsamında...

        Bir önceki hafta da New York Lincoln Center Out Of Doors’ta sahnedeydi. Sanırsınız onun için büyük olay! Oysa dünya Bağcan’ı keşfedeli çok oldu. 1987’de WOMAD Festivali’ne katıldığından beri bu böyle. 2000’lerde liste iyice kalabalıklaştı. Avustralyalı hiphop grubu Curse ov Bialect’ten tutun Amerika’da Skate 2 bilgisayar oyununa kadar pek çok yerde onun türküleri kullanıldı. California’lı sunucu Sandy Miranda’nın başlattığı Dünya Müziğinin Efsane Kadınları anketindeki 81 isimden biri oldu. Liste The Times’ta da yayımlandı. 81 efsane arasında Bağcan’ın 15 yaşında Ankara Radyosu’nda söylediği Portekizce şarkının sahibi Amalia Rodrigues de vardı. Derken Amerikalı rap’çiMos Def, “The Ecstatics” albümündeki “Supermagic” parçasında “İnce İnce Bir Kar Yağar” türküsünü kullanarak Grammy’ye aday oldu. İşte Selda Bağcan ile biraz eskiler, biraz gündem, biraz damüzik...

        Elinizden ilk tutan kim oldu?

        Türkan Poyraz. Ankara Radyosu’nda spikerdi. Reklam stüdyosu da vardı. İlkin diksiyonumu düzeltmişti. Neşet Ertaş, Tatlı Dillim’i nasıl söylüyorsa ben de öyle söylüyordum. “O köylü, sen şehirlisin, buna uygun oku” demişti. Bana çok faydası olmuştur. Mahpushanelere Güneş Doğmuyor diye bir şarkım vardı. 1971’de TRT’de yayınlanan Mahpushane Duvarları belgeselinde kullanılmasını sağladı.  Türküyü Deniz Gezmiş için yaptığınız söylenmişti... Hayır, öyle özdeşleştirildi. Türkünün sözü, müziği Neşet Ertaş’ın. Yugoslavya’da trafik kazası yapmış, içeri düşmüş. “Gurbetim, vatanım” derken öyle acıklı sözler yazmış ki. O zamanlar halk türkülerine çok meraklıydık. Önceleri yabancı dinlerdik. Ne olduysa, 68 kuşağı olarak topluca halk türkülerine yöneldik. Halkımızı keşfetmek istedik belki. Sabah 05.00’te kalkardım, halk müziği çalardı Ankara Radyosu’nda. Koca bir teybim vardı. Zengin bir akrabamız almıştı. Türküleri ona kaydederdim. Mahpushanelere Güneş Doğmuyor türküsüne de öyle rastladım. Aman Allah’ım, bayıldım, deli gibi dinlemeye başladım. Ama aklıma hiç Deniz Gezmiş falan gelmedi.

        ‘DENİZ GEZMİŞ’LE TANIŞMIYORUZ BİLE’

        İsminiz Deniz Gezmiş’le de anılmış...

        Tanışmıyoruz bile. 1976-77’de çıktı bu dedikodular. Hatta gazeteci Mustafa Aslan telefon açıp “Deniz Gezmiş’in mezarına üç karanfil koyacaksın, biz de manşet yapacağız” dedi. İstemedim. Israr üstüne ısrar. Ankara’ya giderken peşimden gelmişler. Zor kaçtım.

        İngiltere, Japonya, Kanada gibi ülkelerde sözleri anlamadıkları halde şarkılarınız dinleniyor...

        Sebebi sesteki tını, renk, yorum, bir de feryat figan haykırışlar.

        Neye haykırış?

        İspanyol müzik eleştirmeni Vicente Fabuel, “Selda Bağcan gibilerin içlerinden çıkarmak istedikleri nedir” diye sormuştu. Anladım ki dünyadaki adaletsizliğe bir haykırış benimkisi.

        Yenilerden kimleri beğeniyorsunuz?

        Kendi şarkılarını yazanları seviyorum. Mesela Gülşen, Deniz Seki, Sıla... Funda Arar da yorumcu olarak iyidir. Sezen, Ajda baş tacı. Türkülerde Zara’yla Kubat var. Mesleğine önem verenler öne çıkıyor. Tarkan da iyi bir şarkıcıdır. Gerçi şarkıları pek bana hitap etmiyor.

        ‘BAŞLARI YANMASIN DİYE PLAK ŞİRKETİ KURDUM’

        Uğur Mumcu’nun ardından Uğurlar Olsun, Ahmet Kaya için Ahmedim, Hrant Dink için Güvercinleri de Vururlar’ı söylediniz.

        Ne düşünüyorsam, ne istiyorsam söyledim. Kimsenin hoşuna gitsin, gitmesin gibi dertlerim olmadı. Hapislikler dahil hiç ara vermedim kaset yapmaya.

        İçeride ne kadar kaldınız?

        Toplam 4.5 ay. 3 kere girip çıktım. Plaklarımı yayınlayan şirket sahiplerini de alıyorlardı. Başları benim yüzümden yanmasın diye kendi plak şirketimi kurdum. İyi oldu.

        80 darbesiyle birlikte yurtdışına çıkma yasağı kondu size.

        7 sene. 

        Çağrıldığınız halde pek çok yurtdışı festivaline gidemediniz.

        Tabii. 86’da WOMAD Festivali’nden çağırmışlardı. Gidemedim ama jest olsun diye festival plağında bana yer verdiler. O plak dünyayı dolaştı. 87’de tekrar çağırdılar. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Ekmekçi aradı bir gün. “Pasaport işini halletmek istiyorum. Adnan Kahveci’ye söyleyeceğim, izin var mı dedi?” Öyle aldım pasaportu. 

        TRT de sizi yasakladı.

        20 sene. 

        Size yapılan en büyük haksızlık ne?

        TRT yasağı. Milyonların üstünde satan albümler yapıyorsunuz. İmamların evinde bile kasetleriniz var. Ama TRT’de yoksunuz. Tek kanal. Rekabet içinde olduğunuz şarkıcılar çıkıyor, ertesi gün flaş oluyorlar. Bense iğneyle kuyu kazarak ilerledim. Başka ülkelerden davet üstüne davet, kendi ülkenizde yasaklısınız. İsyan ettim. “TRT’yi mahkemeye vereceğim” diye demeç verdim gazetelere. Kardeşime telefon açtılar hemen “Yasağı kaldırıyoruz” diye. Cem Karaca 87’de Türkiye’ye döndüğünde yasağını kaldırmışlardı halbuki. Benimki de konuşulmuş ama asi kızım ya; “O beklesin” demişler. Yani anlayacağın bu devlet her dönemde benim iflahımı kesti.

        ‘ARTIK BANA KARŞI BASKI YOK AMA...’ 

        Şimdi nasıl durum?

        Öyle baskılar yok bana karşı artık. Ama başkalarına yapılıyor. Ha onlara yapılmış, ha bana... İçeride profesörler, gazeteciler var. Darbe yapacaklar diye alınmışlar. Ki Ergenekon diye bir örgüte asla inanmıyorum. O insanlar hapishanede tanıdı birbirini. Siyasi mahkûmlar arasında mutlaka suçlu olanlar vardır ama yüzde 10’u geçmez. Yani darbeye teşebbüs etmiş adamla Cumhuriyet Gazetesi’ni bombalamış adam aynı olabilir mi? Belki yine darbe olur diye endişeleniyorlardır. Ama insanları öyle bir korkuttular ki. Türkiye’de bir daha darbe olmaz. Ve bu tip olaylar devam ettiği sürece, bizim bu partiyle aramız düzelemez. 

        Sizde korku var mı peki, başınıza bir şey gelecek diye?

        Gelecekse de gelsin. Alışkınız.  Siyasete atılmayı düşündünüz mü? Siyaseti şarkılarda yapıyorum zaten. Yeter o. 

        Son dönemde canınızı sıkan meseleler hangileri? Mesela Malatya’da Alevi aileye yönelik saldırı hakkında ne düşünüyorsunuz?

        Kor kunç. Sivas katliamının bir benzeriydi. Abartmıyorum, tek aileye yönelikti ama mantık aynıydı. Bazı insanlar bu gücü kendilerinde buluyor. AKP’nin tutumundan yola çıkarak “Hükümet de bizim gibi düşünüyor” diyorlar.

        “Cemevleri ibadethane değildir” sözüne ne diyorsunuz?

        “İki ayrı ibadethane olursa, Alevi- Sünni ayrımı keskinleşir, Türkiye birbirine girer” diye düşünüyorlar. Allah’tan cemevlerine izin verdiler. O bile olmayabilirdi. 

        Suriye meselesi...

        AKP’nin çok ileri gittiğini düşünüyorum. Orada Sünnilerle Arap Alevileri Nasuriler arasında bir iç savaş sürüyor. Nasuri azınlığının diktatoryası var Sünniler üzerinde. Bizde de Sünniler çoğunlukta ya, “Diktatör Beşar Esad’ı defedelim” diyorlar. Belki bin kere hak etmiştir gitmeyi ama bu Türkiye’nin sorunu olmamalı. Bir yandan da Amerikan dayatması var. Onların Büyük Ortadoğu Projesi’ne uygun bir plan çerçevesinde yapılıyor bunlar. Siz o planın parçası olmayın. Suriye’den gelen mültecilere kapınızı açtınız, tamamdır. Ama Özgür Suriye Ordusu’na silah sağlamak sizin işiniz değil. Suriye sizin komşunuz. Diğer ülkeler çekildiğinde siz baş başa kalacaksınız.

        ‘SIRF AKP YAPIYOR DİYE İYİ BİR ŞEYE SET ÇEKİLMEZ’ 

        Yola çıktığınız arkadaşlarınızın değiştiğini görünce “Değmezmiş” dediğiniz oldu mu?

        Hiç. Fena döndüler ama. Şimdi bana kızıyor, “Kemalist” diyorlar. Bundan daha iyi bir şey olabilir mi? 

        Tabii ama eskiden daha Marksistkomünist bir yaklaşımınız varken şimdi daha Kemalist, ulusalcısınız... CHP çizgisine yakın.

        Başlangıçtan beri CHP çizgisi vardı bende. Atatürk ilk yıllarda bazı şeyleri tepeden dayatmak zorunda kalmış. Eleştirdikleri bu. Şimdi durum başka. Onu unutturmaya çalışıyorlar. Ben ona karşıyım, onun için Kemalist’im. Çevrem beni bu yüzden suçluyor. 

        Kimler?

        Söyleyemem. Hepsi çok meşhur. 

        CHP’nin eleştirdiğiniz yönleri olmuyor mu?

        Mesela AKP’nin Kürt açılımına hiç destek vermediler. Çok ayıp ettiler. Üstelik Kürt politikası konusunda önceden geniş kapsamlı çalışmaları varken... Sırf AKP yapıyor diye iyi bir şeye set çekmek, bilmiyorum nasıl bir particilik anlayışıdır.

        ‘HALİL ERGÜN BANA 'MEMURİN' DER'

        Sizden sonra şarkılarınızı başkası okumuyor.

        Bazı şarkılar vardır, ilk söyleyene mal edilir. Mesela Zeki Müren’in, Bülent Ersoy’un şarkılarını kimse cesaret edip söyleyemez. Ama geçen gün Bir Şarkısın Sen programında Vanlı bir küçük kız Sivas’ın Yolları’nı söyledi. Benden güzel okudu. 

        Sahne kıyafetleriniz neden çok sade?

        Bilinçli bir tercih değil. 3-4 senedir giydiğim bir kıyafet var. Her renginden bir seri yaptırmıştım. Mao’nun askerleri gibi tek tip giyiniyordum. Hatta Halil (Ergün) elbiseye isim taktı, “memurin” diyor. Sonra Cemil İpekçi ısrarla bana elbise dikmek istediğini söyledi. Bu sefer de “İndian memur” oldum. Ne yapsın, o da önyargılı, eski kıyafetlerime uygun bir şey yapmak istedi belli ki.

        ‘DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI ELİNE SİLAH ALMAMALIYDI'

        68 kuşağının en büyük yanlışı neydi?

        Silaha kalkışmamak lazımdı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları silah aldılar ellerine. Mahir Çayan İsrail büyükelçisini rehin aldı. Silahla devrim yapabileceklerini sandılar. Olmadı ama. Sovyetler’deki iktidar bitince sol görüş de parçalandı zaten. Sosyalizme olan inanç azaldı.

        İleride iyi şeyler olacağına dair umudunuz var mı?

        Toplumu dönüştürmeye çalışıyorlar. 4 + 4 + 4’ün aslında ne olduğunu herkes görüyor. 60 aylık çocukları okula başlatıyorlar. Bu nasıl vicdandır? Sırf 4 senede bitirip imam hatiplere gitsinler diye yapılır mı?

        ‘ORADAKİLERE HAKARET EDERDİM!

        Ahmet Kaya’ya ilk albümü siz yapmıştınız. Olanlar aklınıza geldikçe ne hissediyorsunuz?

        44 yaşında öldü. Babam da o yaşta ölmüştü. Kimbilir daha ne besteler yapacaktı. Başına gelenleri hak etmedi. O gece ona çok ayıp ettiler. Yazık ki orada yoktum. 

        Ne yapardınız?

        Göğsümü siper ederdim. Oradaki insanlara hakaret ederdim. Onu bile yapamadı, şaşırdı kaldı çocuk. Söylediği de bir şey olsa. Şimdi herkes çok daha fazlasını söylüyor. Ama bizde gelenektir; erken öten horozun başını keserler.

        ‘BEN DE MUHAFAZAKÂRIM'

        “Kendi yurdumda değerim bilinmedi” dediğiniz oluyor mu?

        Albümleri milyonlar satmış biri böyle bir şeyi nasıl söyler? Benim halkım kadir kıymet bilir; kadim dostumdur. Ama düşman olan yüzde 5-10’luk bir kesim var tabii. Onlar hiçbir şekilde dinlemek istemezler. Çünkü at gözlüğüyle bakıyorlar dünyaya, muhafazakâr geçiniyorlar. 

        Değiller mi?

        Bağnazlar. Muhafazakârlık başka bir şey. Ona bakarsan ben de muhafazakârım. Açık saçık giymem, hep ceket vardır üstümde biraz örtsün diye. Bence muhafazakârlık aile değerlerine saygıdır. Şimdilerde algı değişti.

        ‘BİZİM GİBİLER NE YAPACAK, BİLMEM'

        Nasıl düze çıkarız?

        Yaşarken göremeyeceğim. Korkum, gitgide daha feci şeylerin yaşanacak olması. Bütün kadınların başını örtmesi, ortada İran ya da Suudi Arabistan’daki gibi ahlak polislerinin gezinmesi... Bizim gibiler ne yapacak, bilmem. Komşum, arkadaşım baş örtü taksın yine. Umurumda olmaz. Ama bana “Tak” derlerse... 

        Ne yaparsınız?

        İsyan.

        Yazı Boyutu
        Günün Önemli Manşetleri
        Habertürk Anasayfa