Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Cüneyt Çakır yükseliyor

        ELİF KEY

        GAZETE HABERTURK- HT PAZAR

        FIFA kokartlı “milli hakemimiz” Cüneyt Çakır, yarı final yönettikten sonra bu akşam EURO 2012’nin finalinde, 4’üncü hakem pozisyonunda...

        Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Milli Takım’ın yaşatamadığı gururu kendisinden bekliyor, maçları bıraktık Çakır’ı seyrediyoruz. Aslında bunu çok uzun zamandır hayal ediyoruz... 26 Eylül 2010 tarihli Newsweek Türkiye Dergisi “Türkiye’de Umut Veren 100 Şey” listesine 50’nci sıradan Cüneyt Çakır’ı koymayı uygun gördüğünde, Kürşad Oğuz onun için “Annesinin Ligini Aştı” başlığını atmış. Kısacık bir paragrafta Çakır’ın CV’sini de şöyle özetlemiş: “Eleştiri oklarından kurtulamayan Türk futbol hakemliğinin yüz akı, umut ışığı olabilir. 34 yaşındaki Cüneyt Çakır, 2001’de Süper Lig’de maç yönetmeye başladıktan 5 yıl sonra FIFA kokartı taktı, başarılarından dolayı geçen kasımda en üst kategoriye yükseltildi. UEFA Avrupa Ligi’nde Fulham-Hamburg yarı final maçı dahil önemli karşılaşmalar yönetti. Şampiyonlar Ligi’ndeki Gent-Dinamo Kiev maçına verildi, Hollanda-ABD milli maçına çıktı.” Yazının sonundaysa adeta Nostradamus’u koltuğundan edecek bir kehanette bulunuyor Oğuz: “Futbol takımlarımızın nal topladığı Avrupa’da bir hakemimizin yolu açık.” Kehanet tuttu! O halde Cüneyt Çakır’ı daha yakından tanımanın da vakti...

        DEFANSI İSTEMEDİ

        23 Kasım 1976 İstanbul doğumlu, büyüdüğü semt Kuzguncuk. 10 yaşında Kartalspor’da top koşturuyor... Forvet oynuyor, çalım atıyor, stili Rıdvan’a benzediğinden lakabına da Rado deniyor. Minikler Ligi’nde İstanbul Şampiyonu olduklarında Fenerbahçe’ye golü atan da o. Ama bir gün düşüyor, kolu kırılıyor. Sahalara döndüğünde antrenörü forvetten çekip defansa koyuyor. Ama defans Çakır’a uymuyor. Formayı çıkarıp düdüğü alıyor. Yaşı 17 ama baba mesleği ne de olsa! Babası eski hakem ve MHK’nın eski asbaşkanı Serdar Çakır. Üniversiteyi de okumak gerek; Kocaeli Üniversitesi’nden işletme diploması alıyor. Meslek olarak da sigortacılığı seçiyor. Belki de yönetim tarzını anlamak için bu bir işaret fişeğidir. Ama haldır haldır sigortacılık yaptığı yok, işler ortağının üzerinde; zira maç-kamp-idman-seyahat-seminer derken sigorta poliçelerine vakit yok. Üstelik sahadaki gibi burada da kuralları katı. Herhangi bir kulüple alakalı müşteriyi kabul etmiyor!

        HEAVY METAL DİNLİYOR

        Cüneyt Çakır’ın hakemliği ne kadar ciddiye aldığını görenler, bilenler anlatıyor. İnanılmaz bir spor arşivi var ve 80’lerden beri ne kadar spor programı varsa hepsinin kaydını tutuyor. İki kayıt cihazından biri evinde, diğeri ofisinde. Dünya çapındaki tüm maçları da kaydediyor. Her gün en az 2 maç seyrediyor, kararları örnekliyor, ekibine seyrettiriyor. İstanbul’da oynanan her derbi öncesi (burası önemli) kendi parasıyla 5 yıldızlı bir otelde kampa giriyor. Her gün mutlaka en az 2 saat antrenman yapıyor. Çok disiplinli bir özel yaşamı var. İstisnai durumlar dışında en geç 23.00’te yatıyor. Yemek konusunda çok seçici davranmıyor. Ama kesinlikle sigara ve alkol kullanmıyor. Hatta bu tür ortamlara da girmiyor Çakır...

        16 yaşında âşık, 7 senedir evli olduğu eşi Gamze Çakır’la beraber oturup yönettiği maçları seyrediyorlar... İşini bu kadar tutku haline getirenlerin yabancısıyız aslında. Çakır’ın özel hayatının detaylarına girdikçe, kendi efsanesini nasıl kendi eliyle yarattığı da netleşiyor. İşte maçlara bir sfenks ciddiyetiyle çıkan Çakır’ın motive olabilmek ve stres atmak için yöntemi: Maçlardan önce rock ve heavy metal dinleyen Çakır, Manovar’cı. Hani şu simsiyah giyinen metalciler var ya... (Zira iyiler siyah giyer.) Metal dünyasına giren herkesin assolistidir Manovar. Yazarlardan tercihi de Stephen King. O kadar derbi, büyük maç stresi; herhalde iki eksi bir artı eder formülünden gidiyor. Yani Çakır, gerilimi gerilimle yeniyor. Misal, 2008’de Fortis Türkiye Kupası çeyrek finalinde Galatasaray Fenerbahçe derbisi, Çakır’ın gerilime ne kadar dayanıklı olduğunun göstergesi: Eli cebine 15 kere gitmiş. Sonuç 4 kırmızı 11 sarı kart! Tabii bu durumda bizim medyada gün geliyor “Eyyamcı” deniyor, gün geliyor tutmadığı takım kalmıyor... Burada ne yapsa hata!

        Peki bizde eyyamcıysa FIFA ve UEFA neden bunu göremiyor?

        SEVENİ VAR, SEVMEYENİ VAR

        Kimilerine göre Çakır’ın yönetim tarzı ne kokar ne bulaşır, kritik pozisyonları değil ne görürse onu çalıyor. Kimilerine göreyse çok cesur bir hakem ve maçları pek görünmeden, minimum hatayla yönetiyor. Son 10 yılda Türk futbolundan nurtopu gibi şike operasyonu hariç sadece Cüneyt Çakır çıktıysa, bu başarı Çakır’ın şahsına aittir. Bu akşam Çakır EURO 2012 finalinde sahaya dördüncü hakem olarak çıkacak, elbette “Ne var bunda, kenarda tabela tutacak, futbolcuların ayakkabısının altına bakacak” diyenler de olacak. Ama bir kehanet de bizden: Bugün Avrupa’nın finalinde ayakkabının altına bakan adam, 2014’te Dünya Kupası finalini yönetirse şaşırmayın. O yüzden derim ki tedbirli konuşup dikkatli yazın!

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa