Sivas katliamı ek davası zamanaşımına uğradı!
Mahkeme, sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ'ın ölmeleri; Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zaman aşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi
Sivas'ta, 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nin yakılması ve 37 kişinin ölümüne ilişkin ana davadan dosyaları ayrılan 7 sanık hakkındaki ek davanın, 2 sanık yönünden ölmeleri, 5 sanık yönünden ise zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildi.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, avukatların son beyanlarının dinlenmesinin ardından karar açıklandı. Mahkeme, sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ'ın ölmeleri; Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zaman aşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi.
TEK DAVADA EN ÇOK İDAM CEZASININ VERİLDİĞİ ÖRNEK
Aslında başlangıcından bugüne bakıldığında Sivas Davası, İstiklâl Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok sayıda idam cezasının verildiği ilk davaydı.
Sivas olayları sonrasında gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açılmış, geri kalanlar serbest bırakılmıştı. Sivas Davası'nın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.
Müdahil avukatlar, DGM'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.
28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.
ZAMANAŞIMI SADECE BEŞ KİŞİYE
Ek davanın bugün gelinen aşamasında ise Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, avukatların son beyanlarının dinlenmesinin ardından karar açıklandı. Mahkeme, sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki davanın ölmeleri nedeniyle ortadan kaldırılmasına; Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu yönünden ise zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verdi.
Kararı okuyan Mahkeme Başkanı Dündar Örsdemir, sanık Cafer Erçakmak'ın 20 Temmuz 2011'de, sanık Yılmaz Bağ'ın da 25 Aralık 2006'da öldüklerinin nüfus kayıtlarıyla da belirlendiğini belirterek, bu sanıklar hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verildiğini bildirdi.
Kararda, diğer sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu hakkında, kesinleşmiş mahkeme va Yargıtay kararlarına göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 146/3. maddesinde yer alan ''Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanunu'nun tamamı veya bir kısmını tağyir ve tedbil veya ilgiya ve bu kanun ile teşekkül etmiş Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni iskata veya vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs suçuna feri iştirak'' suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu suçun 5237 sayılı Yeni TCK'nın 309 ve 39. maddelerinde düzenlendiği hatırlatıldı.
Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'da insanlığa karşı suçların düzenlenmediği, bu suçların, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 77. maddesinde düzenlendiği vurgulanan kararda, aynı Kanun'un 77. maddesinin son fıkrasında, ''Bu suçlardan dolayı zaman aşımının işlemeyeceği'' hükmüne yer verildiği kaydedildi.
Kararda, 1982 Anayasası'nın 90. maddesinin son hükmünde, ''Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır'' hükmü hatırlatıldı.
Bu düzenlemenin üst norm kuralı olarak bağlayıcı olduğu belirtilen kararda, şöyle denildi: ''Her ne kadar önceki düzenlemede zaman aşımı sürelerinin geçmişe yürümeyeceği ve önceki düzenlemede düzenlenmemiş bir suçtan dolayı kanunilik ilkesi gereği sanıklar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı düşünülse de Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilen ve iç norm kuralları bakımından bağlayıcı özelliği bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesinde yer alan yaşama hakkına yönelik kararlarında, 'yaşama hakkını ihlal ettiği iddia olunan, işkence ve kötü muamele iddialarıyla suçlanan kamu görevlilerinin af ve zaman aşımından faydalandırılmaması'' gerektiği yünündeki hükümleri nazara alındığında, sanıkların kamu görevlisi değil, sivil oldukları, ayrıca olayın asli maddi faili değil feri şerik olarak yargılandıkları, 765 sayılı TCK'nın 146/3. maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı hapis cezasının 5 yıldan 15 yıla kadar ağır hapis olduğu, lehe olan 765 sayılı TCK'nın 102/3, 104/2 maddeleri gereği 15 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresi 2 Temmuz 2008'de dolduğundan sanıklar hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı TCK'nın 102/3 ve 104/2 maddesi gereği ortadan kaldırılması hükmünü doğurmak üzere CMK'nın 223/8. maddesi gereği ayrı ayrı düşürülmesine oy birliğiyle karar verildi.''
POLİS GÖSTERİCİLERE MÜDAHALE ETTİ
Adliye önünde bekleyen binlerce vatandaş ile polis arasında gerginlik yaşandı. Polis, vatandaşlara gaz bombası ile müdahale etti. Göstericilerin polise attığı taşlar nedeniyle yaralananlar oldu.
Ankara Adliyesi'nde görülen ve mahkeme heyeti tarafından 'Zamanaşımı' gerekçesiyle düşürülen Sivas Davası sonrasında, adliye çevresi de hareketlendi. Duruşmanın başladığı andan itibaren adliye önünde bekleyen gruplar, davanın düşmesiyle birlikte karara slogan atarak tepki gösterdi. 'Katil devlet hesap verecek' şeklinde sloganlar atılması üzerine, emniyet güçleri de adliye çevresinde önlemlere artırdı. Grupların Kızılay istikametine doğru yürüme ihtimaline karşı çevik kuvvet ekipleri de Kızılay istikametine barikat kurdu. Polis grupların dağılmaları yönünde uyarılar yaparken, göstericilerin dağılmaması üzerine olaylar çıktı. Göstericiler polise taşlar ve sopalarla saldırdı. Olaylarda aralarında gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Adliye önünde gerginlik sürüyor.
9:30'da başlaması beklenen duruşma çok fazla seyircinin olması nedeniyle 10:00'da başladı. Davayı, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de izledi. CHP Genel Başkan Yardımcıları Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıkulu, CHP Grupbaşkanvekilleri Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan, BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ve çok sayıda BDP milletvekili duruşmayı izleyenler arasında.
Zaman aşımı ihtimaline tepki gösteren aralarında Pir Sultan Abdal Derneği'nin de olduğu çeşitli Alevi derneklerine mensup çok sayıda kişi sabah saatlerinden itibaren davanın görüleceği Ankara Adliyesi önünde toplandı. Ellerinde olaylarda hayatını kaybedenlerin resimlerini taşıyan grup sloganlar attı.
BUGÜNE KADAR NELER YAŞANDI?
Gözler bugün, Sivas’taki Madımak Oteli’ndeki yangında hayatını kaybeden 35 kişinin failleri olarak yargılanan 5 firari sanıkla ilgili, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada oldu. Mahkeme bugün karara vardı. Savcılık, zamanaşımı süresinin aslında 2008’de dolduğunu belirterek davanın düşürülmesini talep etmişti. Müdahil avukatları ise “Davanın esası insanlık suçu kapsamında değerlendirilsin ve zamanaşımına gidilmesin” talebinde bulunuyor. Firari durumdaki sanıkların dışında 124 sanığın yargılandığı Sivas ana davasında ise kesin hükümler daha önce verilmişti.
ERÇAKMAK ÖLDÜ, 5’İ FİRARDA
Davanın sanıkları firari durumda olan Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca, Yılmaz Bağ ve Necmi Karaömeroğlu ile birlikte, Sivas ana davasının 1 numaralı sanığı olan dönemin Sivas Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak. 10 Temmuz 2011’de öldüğü Adli Tıp raporlarıyla kesinleşen Erçakmak’ın “ağırlaştırılmış müebbet”, diğer 6 sanığın ise “örgüt propagandası yapmaktan” haklarında 5 yıla kadar hapis cezalarının istendiği davanın sanıklarından Yılmaz Bağ’ın da 25 Aralık 2006’da öldüğü, sonradan mahkemeye bildirilmişti. Her iki sanık hakkında ölümler nedeniyle “dosyadan düşürülme” kararı verilmişti. Halen bulunamayan 5 sanık yüzünden duruşmalar bugüne dek sürmüştü.
SAVCI, 2008’DE DÜŞMESİNİ İSTEDİ
Firarda olan dava sanıkları, bütün yazışmalara rağmen bugüne kadar bir türlü bulunamadı. Mahkeme savcısı ise suç tarihi itibarıyla 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın 2 Temmuz 2008 tarihinde düşmesi gerektiğini savundu.
SON DAKİKA TEKLİFİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yargılamalarda zamanaşımı ile ilgili kanun maddesinde değişiklik istedi. Tanrıkulu’nun TBMM Başkanlığı’na sunduğu teklifi, Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinin 6’ncı fıkrasına, “Failin arandığı ancak yakalanamadığı ve ifadesinin alınamadığı hallerde zamanaşımı hükümleri işlemez” cümlesinin eklenmesini öngörüyor.
ETA SAVCISI ELOY VELASCO:
İspanya terörde zamanaşımını kaldırdı, cinayetler de durdu
İSPANYA’da ETA soruşturmasını yürüten Savcı Eloy Velasco, HSYK’nın düzenlediği AİHM sempozyumu için geldiği Ankara’da HABERTÜRK’ün sorularını yanıtladı. Dava dosyasında 250’si hâlâ çözülememiş, 850 cinayet iddiası ve 550 mahkûmu bulunan ETA soruşturmasını yürüten savcılar arasında yer alan Velasco, terör ve insanlığa karşı suçlarda İspanya’nın son dönemde attığı en büyük adımı “zamanaşımının kaldırılması” olarak değerlendirdi. Bu sayede suçlarda azalma olduğunu vurgulayan Valesco, HABERTÜRK’ün sorularına şu yanıtları verdi:
İspanya’da artık zamanaşımı işlememesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Terör suçu cinayetle sonuçlanmış ise, artık İspanya’da bu suç için zamanaşımı işlemeyecek. Bu düzenlemenin elbette faydası var. ETA’ dan kaçmış tutuklularla, olumsuz örneklerle karşılaştık. Yakaladığımız ETA mensuplarını serbest bırakmak zorunda kaldık. Zamanaşımı yetkisi alındıktan sonra kesinlikle bunun suçlarda etkisi oldu. Yasa çıktığından beri terör cinayeti işlenmedi. Eskiden zamanaşımı 20 yılda doluyordu. Küçük bir örnek anlatayım. 17 yaşında bir çocuk gece Bask bölgesindeki politikacının evine molotof kokteylii attı ve Fransa’ya kaçtı. DNA çalışma ları sayesinde 4 yılda kim olduğunu bulduk. Tam 20 yıl sonra tutuklandı. Suçluda kanıtlarda elimizdeydi ama zamanaşımı dolduğu için serbest bıraktık. Evi yanan politikacı, “Ben o zaman kendi evimi yakayım”diye tepki gösterdi.
Türkiye’de, 35 kişinin öldüğü Sivas davasının bazı sanıkları hakkındaki dava, bugün zamanaşımından düşecek...
Bu kişilerin aileleri ile konuşmak gerekir. Ne hissediyorlardır. Bana göre ölümler olunca affetmek, gelecekteki muhtemel cinayetlerin önüne geçmenin yöntemi olamaz. Genel önleyici tedbirlerin alınması gerekir.
ERÇAKMAK İÇİN DE KARAR VERİLECEK
Savcı, ana davanın sanıklarından Cafer Erçakmak’la ilgili dosyanın, bu davadan ayrılmasını istemişti. Savcının mütalaasından 3 yıl sonra, Cafer Erçakmak’ın 10 Temmuz 2011’de eceliyle öldüğü ve gizlice gömüldüğü ortaya çıkmıştı. Ancak davada ölenlerin avukatları, mahkemeden bu konunun araştırılmasını istemiş ve Erçakmak’ın mezarının açılıp gen ve babalık testi yapılmasını talep etmişti. Adli Tıp, gönderdiği raporda ölen kişinin yüzde 99.99 Erçakmak olduğunu belirtmişti. Avukatlar bu rapora da itiraz ederek, Erçakmak’ın 1. derece akrabaları olan kardeşlerinden de örnekler alınması gerektiğini savunmuştu. Mahkeme heyeti de son duruşmada, bu konuda görüş bildirmesi için, dosyanın bir kez daha savcılığa verilmesini isteyerek duruşmayı bugüne ertelemişti.
Cemal DOĞAN- Sibel HÜRTAŞ / HT GAZETE