Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Nerede o eski darbe günlükleri!

        HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI MURAT BARDAKÇI'NIN KÖŞE YAZISI... Özden Örnek Paşa'ya ait olduğu söylenen darbe günlüklerinin gerçek olduğuna pek inanmıyorum. Zira bu günlükler tarihimizdeki geleneksel darbe günlüğü formatının dışında kalıyor ve içlerinde tek bir küfür bile yok!

        Postmodern darbeler ortada yokken, günlüklerde 'Ananın donu başına geçsin' denirdi

        Ben, Deniz Kuvvetleri'nin emekli komutanı Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerinin gerçek olduğuna pek inanmıyorum. Zira, Örnek Paşa tarafından kaleme alındığı iddia edilen metin, tarihimizdeki geleneksel "darbe günlüğü" formatının bir hayli dışında kalıyor. Dolayısıyla, ortada iki ihtimal var: Ya bu günlükler Örnek Paşa'ya ait değiller, yahut darbenin bizde sadece biçimi değil, günlükleri bile artık postmodern bir hâl almış! Burada bazı bölümlerini yayınladığım eski darbe günlükleri ile muhtıra örneklerini okuyup yenileriyle mukayese edin ve kararı siz verin!.

        Emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu ileri sürülen darbe günlükleri, iki haftadan buyana gündemimizin ilk sırasında yeralıyor. Örnek Paşa'nın düzmece olduğunu söylediği günlükler şimdi savcılık tarafından soruşturuluyor ve işin aslı yakında ortaya çıkacak... Bir darbeyi yaşamak bir yana, hazırlığından haberdar olmak bile kâfi derecede ürkütücüdür ama, Örnek Paşa'ya atfedilen ve bu günlüklerin gerçek olduğuna ben pek inanmıyorum! Zira, askerve siyastarihimizin çok önemli isimlerine ait bazı gerçek darbe günlüklerinin asıllarına sahibim, hattâ arşivimde eski devirlerden kalma muhtıraların orijinalleri de bulunuyor ama Örnek Paşa'ya ait olduğu söylebeb bu yeni metin, tarihimizdeki geleneksel darbe günlüğü formatının bir hayli dışında kalıyor.

        KÜFÜRSÜZ GÜNLÜK OLMAZ!

        * Metinde "alçak, haysiyetsiz, edepsiz, şerefsiz, cibilliyetsiz, namussuz, hırsız" gibisinden sıfatlar mutlaka yeralmalıydı.

        * Muhtıra sadece devlet adamını değil, verilen kişinin ailesini de korkutmalıydı. Bunun için ideal ifade tarzı "İşlediğin cürümlerin hesabını yalnızca senden değil, yedi ceddinden de soracak, hepsinin burnundan fitil fitil getireceğiz" gibisinden sözlerdi.

        ün Türkçesi'ne naklederek veriyorum. Okuyun ve Örnek Paşa'nın darbe günlüğü konusundaki düşüncelerimin doğru olup olmadığına siz karar verin.

        Tarihimizden zarif muhtıra örnekleri

        * AHLÂKSIZ, HIRSIZ, ALÇAK!

        "...Aramıza fesat ve nifak ekmek, halkı kanlara boyayarak sefih idarenize devam etmek istiyorsunuz. Ahlâkınızı, hırsızlığınızı, alçaklığınızı ve namussuzluğunuzu zaten bütün cihan bilmektedir. Bu hareketinizle meşrutiyete ve milletin saadetine ne derece düşman olduğunuzu isbat ettiğiniz için, çevirmek istediğiniz dolaplar feci bir şekilde başınıza ve ailenize dönecektir. Bundan kesinlikle şüphe etmeyin. Millet zalimlerin ve hainlerin cezasını vermekte artık asla tereddüt etmeyecek, iktidarın başında bulunanları namus ve hamiyyet yoluna çevirecek ve sonra yaşatmayacaktır. Allah izin verirse bu sözümüzün ne kadar doğru olduğunu zat-ı devletleri de tecrübe edeceklerdir. ...Ahlâkınızın ve alçaklığınızın artık düzelmeyecek bir hale geldiğini biliyoruz. Derhal istifa edip o kıymetli makamı kirletmeyiniz. Hayatınızı devam ettirmenizin başka yolu yoktur" (Deniz subaylarının, İkinci Meşrutiyet'ten hemen sonra, 1908 Eylül'ünde Abdülhamid'in Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Hasan Râmi Paşa'ya gönderdikleri tehdit mektubu).

        "...Başbakanlık makamında bulunan alçağa: Size, bir önceki telgrafımızla yirmi dört saat mühlet vermiştik ama rezil vücudunuzla pislettiğiniz makamlardan çekildiğinize dair henüz bir işaret almadık. Bundan büyük memnunluk duyduk, zira böylelikle tertip edeceğimiz cezayı hak ettiğinizi kendi kendinize göstermiş oldunuz. İhtimal ki orada bulunan bir takım kerhaneci evlâtları ilk telgrafımızı size vermediler. O telgrafı alınız ve okuyunuz. ...Okumadığınız takdirde Allah'ın lâneti ve ananızın donu başınıza geçsin! Okumayanların ve bu telgrafları vermeyenlerin hepsi kerhaneden yetişmiş en büyük deyyuslardır. ...Sizi açlıktan öldürmek de, cezanızı ateş, kurşun ve bıçakla vermek de elimizdedir!" (18. Tümen'den 1908'de Sadrazam Tevfik Paşa'ya çekilen telgraf).

        * KERHANEDEN YETİŞMİŞ DEYYUS!

        "...ŞİMDİYE kadar, bir çok yerler elimizden gitti. Tuna Vilâyeti, Bosna ne oldu? Oradaki ahâlinin canlarını kurtarmak içün mallarını bırakarak kaçtıklarını bilirsiniz. Bunlar ne oldu? Geldiler, bu yerlere sığındılar. Fakat, çoğu aç, çıplak. İşte, şimdi bizim de başımıza bu belâlar gelecek gibi görünüyor. Hükümetin yolsuzluğu yüzünden, görüyorsunuz, ecnebi subaylar geldi. Yarın, öbür gün buralarını "Biz işimizi göremiyoruz" diye parçalamaya kalkışacaklar. O vakit biz ne olacağız?

        İSTANBUL'U DÜZELTECEĞİZ!

        Artık bizim için gidecek yer yok. Denize döküleceğiz veya düşmanların ayakları altında çiğneneceğiz. Böyle zamanda karı gibi ölmekten ise, işlerimizi düzeltmek içün erkekçe şimdi ölmeyi göze almak daha iyidir, değil mi? Eğer biz böyle çalışırsak başarmış olarak ölürüz, böylece hiç olmazsa kalanlarımız rahat eder, evlâdımız bize rahmet okur. Neyi düzelteceğiz bilir misiniz? İstanbul'daki idareyi... Gayet iyi bilirsiniz ki, İstanbul'da birçok memurlar hiç iş görmedikleri halde binlerce lira alıyorlar. Hafiyelere binlerce lira beyhude veriliyor. Bu yüzden birçok evler kapanıyor. Sizin yalın ayak, başı kabak çalışarak ektiğiniz ekinlerden alınan paralar hep böyle gidiyor. İstanbul'a gidenleriniz bilirler, orada on yaşındaki çocuklara albaylık veriliyor. Tikveşli Hoca 150 lira maaş alıyor, kardeşi okuma-yazma bilmezken, Maarif Meclisi'nde 50 lira alıyor. ...Bu paralar ne olacak? Hani yollarınız? Hani okullarınız? Askere gönderdiğiniz çocuklarınız, kardeşleriniz çırılçıplak dağ başlarında koşuyor, ölüyor. İstanbuldakiler ise zevk ve safâlarında. Mahkemeye giderseniz derdinizle ilgilenen çıkmaz. Bakın Bulgarlar'a, bu kadar ölüyorlar, yine çalışıyorlar. Hükümette memurlar onların işlerini görüyor fakat, size bakan bile yok. O halde biz de çalışalım. İstanbul'daki bu keyfidareyi kaldıralım.

        KUR'AN'LI VE SİLÂHLI YEMİN

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa