Barışma sanatı
En çok bayram sabahları yelkenleri suya indirir, birbirimizi affederiz ya da küsler barışsın isteriz. Gururu bir yana bırakın, sihirli 2 sözcüğü dudaklarınızın arasından çıkarın ve kurtulun: Özür dilerim
En son ne kadar büyük bir kırgınlığa sebep oldunuz bilmiyorum ama karşınızdakini en kısa yoldan yumuşatabileceğiniz iki sözcük var. Ancak onu kullanmakta cimri davranıyoruz. Hangi dilde olduğu fark etmez, telaffuzu en zor sözcükler “özür dilerim”... Yerine “Pardon”, “Kusura bakma” hatta İngilizce “Sorry” bile diyoruz ama “Özür dilerim” kolay kolay iki dudağımızın arasından çıkmıyor. Kırdığınız kişi anneniz de olabilir, müdürünüz, sevdiğiniz arkadaşınız ya da sevgiliniz hiç fark etmez, iş özür dilemeye gelince dilimiz tutuluyor. HT Pazar'dan Sema Ereren haberi...
Peki neden özür dilemek konusunda sınıfta kalıyoruz? En çok da bir şeyin sorumluluğunu almaya ürktüğümüz ve kendimizi savunmasız hissettiğimizde özürden uzak duruyoruz. Stanford Üniversitesi’nden Psikolog Karina Schuman “İmajınız zedelenecek, onurunuz, gururunuz kırılacak sanıyorsunuz. Ego devreye giriyor” diyor. Kimi uzmanlara göre bu ringdeki boksörün nakavt olma duygusu gibi algılanabilir, insana kaybetmiş hissettirir. Öte yandan kabahatli olduğunuzu bile bile özür dilemeyi reddetmek ya da ertelemek kendinize güven duymadığınızın göstergesi de olabilir.
Durum ebeveyn hatası da olabilir. Zira çocukluk yıllarında devamlı özür dilemek konusunda baskı görmek de özür antipatikliğine sebep olabiliyor. Anne-babayı tatmin etmek, cezadan paçayı kurtarmak için inanmadan, sadece baştan savmak için özrü dileriz. Ama ilerleyen yıllarda bu, işi özür dilemeye reddetme takıntısına çeviriyor. Dahası meselenin özür dilemeye değer olup olmadığının ya da kişinin ne denli yaralı olduğunun ayırdına varamayanlar da kolay kolay özür dileyemez.
Bu arada istatistikler kadınların daha çok özür dilemeye yatkın olduğunu ortaya koyuyor. Ancak karşı cinslerimin hepsini de suçlamak istemem. Zira işi iyi kıvırmayı bilenleri de yok değil. Diğer yandan kendinizi devamlı özür dilerken buluyorsanız da bu zamanla özgüven eksikliğiniz olduğu imajı yaratabilir. Özellikle de profesyonel yaşamda imajınızı zedeleyebilir.
BUGÜN BİRİNİ BAĞIŞLA, DAHA UZUN YAŞA!
Elbette işin bir de kültürel yanı var. İngiltere’de devamlı özür dilendiği dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama ayağına bastığım hatta üzerine bir şey döktüğüm kişinin bile benden özür dilemesi zamanla bana da bu alışkanlığı kazandırdı. Fena da olmadı.
Neden barışılmalı? Çünkü küs kalmamak sandığınızdan daha hayati... Uzmanlar ilişkide özür dilememekte diretmenin kişiyi kaybetme yoluna girdiğinizin göstergesi olduğuna dikkat çekiyor ve “Özür dileyin, hatta gerekirse usanmayın 2-3 kez dileyin” diyor. “The Power of Apology” (Özür Dilemenin Gücü) kitabının yazarı Beverly Engel, “Özür dilemek, hasarı onarır, ilişkiye iyi gelir, yaraları sarar, kırık kalpleri tamir eder” diyor. Ancak sadece ilişkileri onarmaktan ibaret değil özrün gücü, tepeden tırnağa, tüm vücudumuza özellikle de kalbimize iyi geliyor.
- Etrafınızdakileri bağışlamak ve birilerinden af dilemek daha uzun ömür demek. Çünkü bu kişiler kin tutmaz.
- John Hopkins Medicine’a göre kronik olarak küs kalmak, dolayısıyla gergin olmak tansiyonunuzu yükseltir. Bağışlamaksa stresi bedeninizden uzaklaştırır. ABD’li bilim insanı Karen Swartz “Birinin sizi hayal kırıklığına uğratması, vücudunuzda hayal bile edemeyeceğiniz sonuçlar doğurur” diyor. Bağışlayın, bol bol özür dileyin ve bu hasardan kurtulun
- Küs kalmak uyku kalitenizi de etkiler ve kendinizi kronik olarak yorgun hissetmenize sebep olur.
- Başkasıyla barışmayı kabul etmek aslında kendi iç huzurumuzu sağlar.
- Barışmak kalbe de iyi gelir. Mayo Clinic’e göre kalp atışınızın normale dönmesi için uzlaşmak mühim.
- Mayo Clinic, özür dilemenin ya da özrü kabul etmenin bağışıklığınızı güçlendirdiğini ve depresyon riskinizi azalttığınızı da söylüyor. Dahası özür, nefes alış- verişinizi de düzenliyor.
Özrün de yalanı olur mu? Gayet tabii! Büyük bir hatanın ardından yalandan bir “Özür dilerim” deyip karşı atağa geçen, bir çuval inciri berbat edenler de var. Kanaatimce bu özür dilememekten daha beter. Bu kişiler özrünü samimi bulmadığınızın sinyalini verdiğiniz anda gerçek yüzünü ortaya çıkarır ve “Özür diledim, daha ne yapayım” demekten kendini alamaz. Esasında gönlünüzü almaya gelmemiş, hatasını telafi etmek gibi bir niyetleri yoktur. Sadece günah çıkarmak istiyorlardı. Psikolog Harriet Lerner’a göre, özür dileme niyetiyle masaya oturduğunuz kişiye kalkıp kalp kıran şeyi bahanelerle aklamaya çalıştığınız ve karşınızdakini suçlayıcı tavır takındığınızda yaptığınızdan daha fena sonuçlar bile alabilirsiniz. “Why Won’t You Apologize?” (Neden Özür Dileyemezsiniz?) kitabının da yazarı olan Lerner “Ama kelimesi cümlelerinizden birinin arasına karıştıysa eyvahlar olsun. Bir de özür konuşmanızı kısa tutun, öyle çok uzun açıklamalardan uzak durun” diyor. Özür dileme üzerine kitap yazan ABD’li Aaron Lazare da “Seni kırdaysam özür dilerim demek yapılan en kritik hatalardan. Cümleye kırdığınızı kabul ederek başlayın” diyor.
Dahası pedagoglar çocuklara henüz küçük yaşlarındayken özür dilemeyi öğretmenin önemine her fırsatta değiniyor. Çünkü bu onlara büyük hataların nasıl onarılacağını ve nasıl empati kurulacağını, hatalarla başa çıkabilmeyi öğretiyor.
Tarihi özür Muhakkak aklımızda kalan pek çok özür dileme anı vardır ama tarihin en unutulmazları arasında eski ABD Başkanı Bill Clinton baş sırayı çekiyor. 1998’de Monica Lewinsky ile olan sansasyonel ilişkisini gizlemekten dolayı Beyaz Saray tarihinde ikinci kez resmen suçlanan başkan olan Clinton, ABD senatosunda yapılan yargılama sonucunda aklanınca halkından ve eşi Hillary Clinton’dan milyonların önünde özür diledi.
PUSUYA YATMA STRATEJİSİ!
Harvard Business School’dan Doç. Dr. Alison Wood Brooks, “Özür dilemek, karşınızdaki insanın direkt duygularına hitap ettiğinden ters tepmesi pek mümkün olmaz, korkmayın” diyor. Ancak zamanlama konusunda sınıfta kalmayın. Uzmanlar af dilemeden önce zamanlama stratejisi yapılması gerektiği konusunda uyarıyor. Zira karşınızdakinin sizi affedip affetmeyeceği noktasında en önemli kriter zamanlama... Özür dilerken yapılan en sık hata olay çok sıcakken harekete geçmek, dolayısıyla uzlaşma sağlayamamak. Beklemenin en iyi sonuçları doğuracağını söyleyen “Wait” (Bekle) kitabının yazarı Frank Partnoy “Bu aceleci tavrımız maillere, mesajlara geldiği anda cevap verme refleksimize çok benzer ancak büyük bir hatadır. Kırdığınız kişiye ve hatanıza odaklanmadan harekete geçmek bir işi çözümlemez” diyor.
Şimdi odaklanın ve kırdığınız kişiye ama demeden kısa bir cümleyle özür dileyin. Ömrü uzatmak için değmez mi?
Özrünüzün kabul edilmesi için 5 tüyo
1- Tam anlamıyla ağzınızdan “Özür dilerim” sözcükleri çıkmalı.
2- Hatanızı kabul ettiğinizi lafı dolandırmadan söyleyin, pişmanlığınızı vurgulayın. Bahanelere sığınmayın, suçlayıcı ve sonuçları küçümseyici tavır sergilemeyin.
3- Ne ters gitti de onu kırmanıza neden oldu, açıklık getirin.
4- Hasarı nasıl telafi edeceğinizi peşinen söyleyin, bir daha tekrarlanmayacağı konusunda vaatte bulunun.
5- Göz kontağı, sesinizin tonu ve mimiklerinizin inandırıcılığınız üzerinde epey etkili olduğunu unutmayın. Mesajla, maille özür dilemeyin. Yüzü- nüzde mutlaka ufak bir tebessüm olsun.