‘Çiftler bizi izleyemiyor’
Altın Küre ödüllü dizi The Affair, aldatan eşlerin, başlarından geçenleri kendi bakış açılarından izleyiciye anlattığı bir yaz hikâyesi. 2. sezonu başlayan dizinin 4 ana karakteriyle Los Angeles'ta aldatmak üzerine konuştuk
Alihan MESTCİ/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR
Amerikan dizileri üzerine bir şeyler okumak, genelde mevcut hayatlarımızdan çok uzaklara dalmaya zorluyor bizi. “The Affair” ise farklı. İnsana dair ve çok belalı bir konunun içinden bildiriyor: Aldatmak. Adeta bir modern Anna Karenina... Alison (Ruth Wilson), çocuğunu kaybetmiş, kocasıyla (Joshua Jackson) ilişkisi sarsılmış, kırılgan bir kadın. Noah (Dominic West) ise seçkin bir ailenin kızıyla (Maura Tierney) evlenmiş, karısına ihanet eden bir baba. Bu iki karakter, bir sahil kasabasında kaçak bir ilişki yaşıyor. En İyi Dizi ve Ruth Wilson’un performansıyla En İyi Kadın Oyuncu dalında Altın Küre ödülü alan The Affair, bu hikâyeyi, bir cinayeti aydınlatmaya çalışırken aldatan eşlerin farklı bakış açılarından anlatıyor. 2. sezon bölümlerinde ise işler daha dramatik hale geliyor. Bu sefer, sadece Alison ve Noah’nın bakış açısıyla değil, aldatılan eşler Helen ve Cole’un da bakış açılarıyla bu ilişkinin farklı boyutları ortaya dökülüyor. Dizinin 4 ana karakteriyle Los Angeles’ta buluştuk.
■ Bu çağda, sosyal medyanın varlığıyla aldatmak kolaylaştı mı?
Joshua Jackson: Pek değil sanırım. Ashley Madison’ı (geçtiğimiz aylarda hack’lenen çöpçatanlık sitesi) hatırlayın! Herkes, herkes hakkında her şeyi biliyor.
Ruth Wilson: Benim dedemin 4 karısı varmış ve hiçbirinden ayrılmamış. Kimsenin diğerlerinden haberi dahi olmamış. 1920’den 1960’a böyle gitmiş. Epey kolaymış yani. (Gülüyor.) Hatta eşlerinden ikisi Londra’da komşuymuş neredeyse. Artık böyle bir şey mümkün değil herhalde. Bugün sürekli iletişim halinde kalmaya zorlanıyoruz. Daha evvel ortadan kaybolup birkaç yıl gözden kaybolabilirdiniz. Kimse de yadırgamazdı.
■ Sizce aldatmak neden bugün hâlâ bu kadar utanç verici?
Joshua Jackson: Bence kültürel olarak insanları ayıplamayı feci şekilde istiyoruz. Diziye gelen tepkiler de öyle. İzleyiciler adeta meydan dayağı atmak istiyor. Yani, “Sonunda bu karakterler hak ettiklerini buluyor” diyorlar.
■ Diziyle ilgili ne gibi tepkiler alıyorsunuz? Yakın çevrenizden beklemediğiniz tepkiler geldi mi mesela?
Joshua Jackson: Çiftler diziyi birlikte izlediklerini söylüyor.
Ruth Wilson: Ama sonra birlikte izleyemediklerini duyuyorsunuz. Ya da gizli gizli izleyip birbirlerine henüz izlemediklerini söylüyorlar. Joshua Jackson: Evet, insanlar birbirlerini “The Affair”le aldatıyor. (Gülüyor.)
■ Aldatan kadınlara aldatan erkeklerden daha acımasız davranıldığını düşünüyor musunuz?
Ruth Wilson: Evet... Hepimiz, toplumda öncelikle cinsiyetlerimizle sınırlandırılıyoruz, değil mi? Kadınların-erkeklerin ne yaptıkları, toplumdaki rolleri ayrı ayrı mesele. Ama kadınlara “yollu”, “sürtük” diyebilirken erkekler için aynı manayı ifade edecek bir sıfat yok. Namussuz olan hep kadın. Yani kadın ne yaptığının, ne istediğinin farkında... Bu dizi, yasak bir ilişkiyi hem kadının hem erkeğin iç dünyasından anlatıyor. Ama dizi sadece bu iki karakterin evliliklerinden neden kaçtığıyla, neyle karşılaştıklarıyla ilgili değil. Toplumdaki yaftaları baş aşağa çevirmeye de çalışıyor...
'BUNU NEDEN YAPIYOR'
■ Tıpkı dizideki karakteriniz Noah gibi evli bir arkadaşınız olsa ve size başka bir kadına âşık olduğunu söylese ne tavsiye ederdiniz?
Dominic West: “Yapma” derdim. Noah’nın yaptığı çılgınca. Birlikte çok mutlu olduğu çocuklarını ve eşini bırakıp sevgilisine kapılıyor. Çocuklarının hayatını mahvedecek. “Bunu neden yapıyor” diye çok düşündüm. Yazarlar bana, “İnsanlar aptalca şeyler yapar” dedi. Noah da gerçekten aptalca şeyler yapabiliyor. Ama bu yanını seviyorum.
■ Hiçbir olayla ilgili hatıralarınızın diğerlerinden tamamen farklı olduğu oldu mu?
Dominic West: Evet, her zaman. Maura Tierney: Bence bu, yaşadıklarınız henüz hafızanıza işlemeden başlıyor. Bir partiye gitmiştim ve orada olup bitenle ilgili algım, yanımdaki arkadaşlarımla tamamen farklıydı mesela.
■ Sizin aklınızda kalan neydi?
Maura Tierney: Biraz sıkıcı bir hikâye ama. Çünkü eski kocam oradaydı ve yanında başka birisi vardı.
Dominic West: Hiç de sıkıcı değil! Al sana iki farklı perspektif!
Maura Tierney: Çok sıkılmıştım. Çünkü bütün eski arkadaşlarım oradaydı. Bir film galasıydı. Ben her şeyin dışında kalmıştım. Kimse yanıma gelip de “Nasılsın” demiyordu. Ama oradaki arkadaşlarıma göre Lena Dunham’la ve şov dünyasından arkadaşlarımla konuşuyormuşum ve her şey yolunda gözüküyormuş. Ama bana göre öyle değildi. Belki de ikisi de doğru. İşte aynı yerdeydik bambaşka şeyler yaşadık. Sıkıcı, demiştim. Dominic West: Hiç de bile. Bence müthiş.
■ Peki ya sizin hatıralarınız?
Dominic West: Bence dizinin güçlü tarafı da burada. Özellikle duygulara, evde olan bitene, ilişkilere dair hatıraların hiçbiri aynı değil. Hiçbiri aynı şekilde algılanmıyor. Bu yüzden, bu, bir hikâye anlatmak için de çok ilginç bir yöntem. Gördüğünüz gibi hile yapıyorum... (Gülüyor.) Düşündüm ama bir hikâye bulamadım anlatacak.