Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Fuayeden salona bir seyirci anatomisi

        Sırma KARASU / HT CUMARTESİ

        Bir itirafım var; konserlerde sizi gözetliyorum. Kınamayın beni dostlar; salon karardıktan sonra, o pür dikkat konsantrasyonunuzla öyle tatlı oluyorsunuz ki.... Ama asıl malzeme konser öncesi ve aralarda. Hele fazla seyircisi olmayan klasik müzikte sizleri tek tek seçmek mümkün. Bu hafta kültür-sanat yöneticiliği eğitimimden deneyimimle ufak bir segmentasyon çalışması yaptım...

        KONSERVATUVARCILAR

        Nirvana, VIP Düğün Salonu bir elti, bir görümce için neyse Cemal Reşit Rey de bu güruh için odur. Onlar konserin düğün sahipleridir. Hele de organizasyona en ufak bir dahiliyetleri varsa... “Sıradan” seyirciye sadece bir misafir olduğunu, mekânın onların olduğunu belli etmek için oradadırlar. Genellikle tercih edilmeyecek kadar dantelli, bohem elbiselerin altında spor ayakkabılar, kadife ceketler, fularlar Rönesans, rokoko dönemlerine selam çakar, müzisyenliğin bir heves değil köklü bir gelenek olduğunu bildirir. Salonda aşağı yukarı bir koşuşturma halindedirler. Hele bir de hocaları oradaysa kendinizi bir arkadaşınızın akraba ziyaretine düşmüşcesine yalnız hissedersiniz.

        KOSTÜMCÜLER

        Bu ekip, konsere kıyafetle değil kostümle gelir ve lise müzik hocanıza olan özleminizi gidermek için birebir hatta kim bilir belki lise müzik hocanızın ta kendisidirler. Dolaplarının en nadide parçalarını en özel konserlerde biz müzikseverlerin beğenisine sunarlar. Kış günü giyilmiş plaj elbisesinin altında kayak botu, desenli çorap üstüne bir köşesine muhakkak çiçek veya tül yerleştirilmiş bir şapka ve mutlaka bir iki etnik takı takarlar. En enteresanı, kostümlüler öyle bir ekip halinde gezerler ki şaşar kalırsınız. İnsan aynı müzik zevkini paylaştığı birini bulmak için bile zorlanırken, kostümcüler nasıl 3-4 kişilik gruplar oluşturabiliyor, çözmek mümkün değil.

        MANİTACILAR

        “Ferhat dağları delmiş, Mecnun çölleri aşmış; 2 saatlik konser nedir ki?” diyenler sizler cansınız can. Sizler kızların sevgilileriyle kavgalarında en büyük kozları, “Neden Berke gibi olamıyorsun?” sorusunun öznesi, cuma geceleri FIFA oynamaktan başka bir arayışı olmayan erkeklerin bir numaralı düşmanısınız... Günlük kareli gömleği pantolonunuza sokarak elit bir şıklık yakalama çabanız, “Ya şimdi halı saha ekibinden birine rastlarsam?” sorusuyla etrafı tarayışınız ve gözlerinizde tutsaklığın verdiği hüzün. Hele bir de kız size çantasını taşıtırsa, mutsuzluğunuz resmen vücut bulup sizinle birlikte arşınlıyor fuayeyi. Ama olsun, “sevgi neydi, sevgi emekti”. Manitacılar mutlaka gelecekleri konser hakkında bir-iki okuma yapar, kızla yaptıkları muhabbete henüz edindikleri aşırı yüzeysel bilgiyi serpiştirirler. “Mesela Mozart da Alman şair Goethe’nin bazı lied’lerini bestelemiş...” Schubert olmasın o?

        DÖPİYES, KREPECİLER

        Normalde apartmanda komşu ya da markette sıradaş olarak sizi kınaya kınaya canınızdan bezdirebilecek bu grubun en zararsız olduğu andır klasik müzik konserleri. Sizi ve varoluşunuzu onaylarlar. Hatta kartlarınızı doğru oynar, yeterince efendi görünürseniz sevebilirler bile... Erkek olanı iki dirhem bir çekirdek, kadın olanıysa şahane dikilmiş döpiyesi ve zarif takılarıyla endam gösterir. Saçlar kuaföre “taratılmıştır”, saç spreyi kokusunu 100 metreden alırsınız. Arkada bomba patlasa konser izleme konsantrasyonlarını bozamaz. Ha kalkıp konserin ortasında “Facebook mesajlarıma bir bakayım” derseniz işte o zaman işin rengi değişir, apartmandaki Müberra Teyzeniz geri döner, uyarayım.

        ERASMUSCULAR

        Erasmuscular sadece klasik müzik konserlerinde değil, her kültür-sanat aktivitesindeler. Mekânın kapasitesine, boş yer sayısına ve bedava faydalanılabilecek servis miktarına göre bir anda hasıl olurlar. Video oyunlarına yerleştirilen birbirinin aynısı kalabalık grupları düşünün. Pötibör bisküviden muhallebi tonlarına değişen renklerdeki, gönlü bol nakti dar kültür elçilerini, hacı dedenizle tanıyıp hipster’larla sevdiğiniz sakal bıyıklarından, aşırı mutlu hallerinden, henüz dün doğmuş gibi bakan naif gözlerinden ve en yenisi 20 yıllık kıyafetlerinden tanıyabilirsiniz.

        PROTOKOLCÜLER

        “Konservatuvarcılar” gelin tarafıysa “protokolcüler” damat tarafıdır, yani parayı verenler. Onları fazla görmezsiniz, ama bir auraları vardır. Saçları yapılı, kıyafetleri sizinkilerden havalıdır. Onlar konser sanatçısının göz göze geldiği, jest yaptığı grup, salonun prezentabl kısmıdır. Konseri ifadesizce izler, normalde en iyi yerden dinlemeleri gerekirken hem açının dar hem de sesin ortalama olduğu en önden izleyerek cezalandırılırlar. Size gayet sıradan görünen o ön sıralarda kimin nereye oturacağı belli olana kadar organizatörler ecel terleri döker. Muazzam bir kast sistemi vardır. “Nasıl yani Seren Hanım benden önde mi?” sorusunu duymamak, herkesi mutlu etmek için çalışmalar daha konser programı belli olmadan başlar.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa