Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam İlişkiler Türk erkekleri flörtte neden kötü? 'Arıza tip' nasıl anlaşılır? İşte başarılı flörtün altın anahtarları

        MUSTAFA ALKAN / HT PAZAR

        Parası olmayana ilişkiyi haram eden kız, erkeklerin damarına bastı. İddia tartışılır ama Türk erkeklerinin, flörtte kötü olduğu gerçeğini değiştirmez. Zira bilimsel araştırmalar, erkeklerin daha başından itibaren ilişkiyi bir güç oyunu haline getirdiğini ve “sevgi ifadesi” kisvesi altında kadınlara “şiddet” uyguladığını ortaya koyuyor. Ancak bilim çözüm de sunuyor, başarılı flörtün altın anahtarlarını 4 maddede sıralıyor. Sonuç: Parayla pulla alakası yok.

        Yüzlerce kez retweet edilen mesajı gördüğümde bariz bozuldum. ‘Ceren the Irish’ erkeklere yekten girip “Gelir düzeyiniz bir ilişki yaşamaya hiç müsait değilse o ilişkiye kalkışmayın. O da eksik olsun. Kimse sizinle tavuk döner yemek zorunda değil” diyordu. Alındım, çünkü eşimle 13 yıl önce tanıştığımda işsizdim, kentin varoşlarından birinde yaşıyordum, üstelik memleket boğazına kadar krize batmışken “Her şey çok güzel olacak” da diyemiyordum. Buna rağmen kafelerde başlayan ilişkimiz üç hafta sonra evlilik kararına varacak kadar hızlı gelişmişti. Şimdi ne değişti?

        O zamanlar biz mi - Ceren’in önermesine göre özellikle eşim- saftık yoksa biz ‘piyasadan’ çekildiğimizden beri flörtlere her şeyden önce ‘para’ mı yön vermeye başladı? Kadınların gözleri, erkeğinkilerle buluşmadan önce cüzdanına mı kayıyor yani? Düzgün fizik, karizma, belagat, güldürme yeteneği filan, kerameti kendinden menkul “ilişki uzmanlarının” kadınları etkilediğini söylediği bütün o özellikler, lüks bir takım elbisenin içine girerse mi bir anlamı oluyor? İlişkinin ömrünü gidilen restoranın yıldız sayısı mı belirliyor? Üstelik parası olsa da erkekler tavuk dönerden öteye geçebiliyorlar mı?

        Ceren’in mesajından benim gibi irkilenler, sosyal medyayı tepki mesajlarına boğdu, Belli ki flörte paranın bulaşmasından çok sayıda erkek mustaripti. Tepki göstermekte haklı olabilirler. Çünkü Türkiye’de Ceren gibi düşünen kadınların sayısı hiç de az değil.

        Araştırma kuruluşu Youth Republic’in ocak ayında yayımladığı “Cornetto Aşk Araştırması’nda”, Türk kadınlarının yüzde 71’i “İlişkide en çok neye önem verirsiniz” sorusuna “maddi durum” ve “kariyer” yanıtını vermişti örneğin.

        Eleştiriler artınca Ceren the Irish, Habertürk. com’a kısa bir açıklama yaptı, “Twit’i atarken sadece erkeklerin kadınlarla olan ilk görüşmesindeki nezaketsiz davranışlarına dikkat çekmek istedim” diyerek gündeme ikinci bir bomba attı. Ne yazık ki Ceren’in bu ikinci önermesinden tam olarak neyi kastettiğini öğrenemeyeceğiz. Çünkü ‘tepkilerini’ tehdit, küfür ve tacize vardıranlar yüzünden Ceren sosyal medyada bütün hesaplarını kapatıp kenara çekildi. Kayıtlı olmayan numaralara güveni kalmadığından olsa gerek, Ceren’e telefonla ulaşmamız da mümkün olmadı.

        Ceren’in bahsettiği “flörtte nezaketsiz davranışlar” konusunda çiftlerin özellikle de erkeklerin bir sorunu olduğu kuşku götürmez. İlişkiler daha başlangıcından itibaren bir güç oyunu haline geliyor ve şiddetle harmanlanıyor. Çıkma veya evlenme teklifini kabul etmeyen kadınları döven, bıçaklayan, yüzüne asit atan ve hatta öldüren erkeklere ilişkin onlarca vaka var. Daha geçen ay Ankara’da TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz evlilik teklifini reddettiği Orhan M. tarafından bıçaklanarak öldürüldü örneğin.

        Ama flört döneminde yaşanan şiddet fiziksel şiddetle sınırlı değil. Başkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayşe Akın, bilimsel literatüre “flört şiddeti” (Dating Violance) olarak geçen evlilik öncesi ilişkilerde duygusal, sözel ve psikolojik şiddettin son derece yaygın olduğunu söylüyor.

        Prof. Akın, “Flört şiddetin ülkemizde özellikle farkında olmayan bir durum. Partner üzerinde aşırı baskı kurmak, ne giydiğine, kimlerle görüştüğüne karışmak, aşağılamak ve kıskanmak birer ‘sevgi ifadesi’ olarak algılanıyor” diyor.

        KISKANÇLIK ŞİDDETTİR!

        Hacettepe Üniversitesi Kadın Araştırmaları Merkezi’nin (HÜKSAM) kurucusu olan Prof. Dr. Akın, flört şiddeti konusunda Türkiye’de yapılan ilk araştırmalardan birine öncülük etti. HÜKSAM’ın 2008’de Ankara’daki hemşirelik okullarında okuyan 240 öğrencinin yüzde 28.6’sı önceki ilişkilerinde, yüzde 21’i de süren ilişkilerinde şiddetle karşılaştığını dile getirdi.

        Araştırmaya göre erkeklerin üçte biri ilişki daha birinci yılını doldurmadan, dörtte üçü ise ilk üç yılda sevgililerine envai çeşit flört şiddeti uyguluyor. Bunlar arasında cinsel ilişkiye zorlama, taciz, takip, dayak ve tehdit gibi cezai yaptırım gerektiren suçlar da var. Ama asıl önemlisi, “kıskançlık, sesini yükselterek konuşma, sosyal yaşamı sınırlamak, karar verme özgürlüğünü kısıtlamak, azarlamak, alay etmek, kendini ifade etmeyi engellemek ve küçümsemek” gibi birçok Türk erkeğinin suç veya şiddet olarak kabul etmeyeceği onlarca “flört şiddeti” türü ilişkinin ilk gününden itibaren sevgililere uygulanıyor.

        Listenin başında ise yüzde 80’e varan oranla “kıskançlık” geliyor. Ama aynı öğrencilerin üçte birinden fazlası kıskanmayı bir ‘şiddet’ olarak görmediğini de söylüyor. Dahası 2010 yılında Mersin Üniversitesi öğrencisi bin öğrenciyle yapılan araştırma, öğrencilerin dörtte birinin “kıskançlığı şiddet uygulamanın bir gerekçesi olarak gördüğünü” ortaya koyuyor. Başkent Üniversitesi, partnerler arasında şiddeti meşrulaştırma aracı olarak görülen ‘kıskançlığa’ karşı savaş açmış. Üniversite öğrencilerine dağıtılan flört şiddetini anlatan broşürde iri harflerle “Kıskançlık bir sevgi gösterisi değildir” yazıyor.

        AŞK HER ŞEYİ AFFETMEMELİ

        Kıskançlık veya diğer flört sorunlarına karşı gençleri bilinçlendirmek yeterli olmayabilir. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Mehmet Sungur, flört döneminde şiddet davranışları gösterenlerin psikolojik yardım alması gerektiğini savunuyor.

        “Aşkta şiddetin yeri yoktur” diyen Prof. Mehmet Sungur, “İlişkilerin ilk safhasında taraflar daha çok ‘ödüllerin’ olmasını bekler. Çiftlerden biri duygusal şiddete eğilimli olsa bile bunların aşkla ve zamanla üstesinden geleceği varsayılır. Yapılan temel hatalardan biri budur. Bu varsayımlar her zaman doğru çıkmaz. Partnerlerin şiddet eğilimlerini evlilik gibi geri dönülmesi zor kurumlar içinde çözmek daha da zordur. Bir şiddet eğilimi varsa beraber veya tek başına alınacak psikolojik destekle üstesinden gelinmelidir. Yoksa kişi kendisinde ve başkalarına zarar verecek eylemler gerçekleştirebilir” diyor.

        Flört şiddeti, hafife alınacak konu değil. ABD’nin New Hempshire Üniversitesi’nin 2005’te yaptığı araştırmaya göre, erken yaşta flört şiddetine maruz kalan gençler, ileride ciddi bozukluklar gösterebiliyor. Bunların başında uyuşturucu bağımlılığı, yeme ve uyku bozuklukları geliyor. Kadınlarda en sık görülen bozukluklar cinselliğe karşı kuşkulu yaklaşım, riskli cinsel davranışlar, istenmeyen hamilelikler olarak sıralanıyor. Daha ileri vakalarda korku, anksiyete ve sosyal izolasyon, nihayetinde intihar veya cinayet flört şiddetinin yol açabileceği sonuçlar arasında...

        Özlem Tekin’in “Dağları Deldim” şarkısında söylediği gibi “Allah’ın cezası birkaç hafta süre” için bunca riske girmeye değer mi? Siz “Değmez” deseniz bile doğanız sizi flörte yöneltecektir. Çünkü çoğalma dürtüsü seks yapmamız, dolayısıyla partnerlerimizi flörtle seks yapmaya ikna etmemiz gerekiyor. O yüzden Ceren the Irish’in aradığı o özeni göstermekte fayda var.

        Alman filozof William Schmit “Aşk neden bu kadar zordur ve yine de nasıl mümkün olur” adlı denemesinde “Sevenler beraberken kendilerini iyi hisseder, birbirlerinde anlayış ve sığınma bulurlar. Bunların hepsine niyet etmek, aşkta mutluluk için emek vermeyi gerektirir. Çünkü mutlu tesdüften farklı olarak ‘saadet hissi’ sadece tahrik edilmez, imal de edilebilir” diyor. Hamişi Ece Ayhan’dan gelsin: “Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler.”

        BAŞARILI FLÖRTÜN BİLİMSEL FORMÜLÜ

        KURAL 1: Alçakgönüllü ol Flört şiddeti tanımı geniş, kontrol listesi uzun olunca sorunsuz bir ilişki yaşamak oldukça güç görünüyor. Hiç de değil: İyi bir ilişki kurmak ve sürdürmek için iyi bir fizik, karizma, para, statüden çok, “Alçakgönüllü ve iletişime açık” olmanın etkili olduğu artık bilimsel bir gerçek.

        ABD’nin Michigan Eyaletindeki Hope Üniversitesi psikologlarından Dr. Daryl Van Tongeren’in yaptığı 3 çalışmaya göre, romantik bir ilişki arayan erkekler ve kadınlar “küstah, iddiacı ve narsist” partnerlerden uzak duruyor.

        Üniversitesinden 150 kadar öğrenciyle anket ve mülakat yapan ve “Nasıl birisiyle çıkmak isterdiniz” diye soran Dr. Van Tongeren, “Hem erkekler hem de kadınların iyi sevgili tarifi alçakgönüllü insanları işaret ediyor. Çünkü mütevazı insanlar kendi güçleri ve zayıflıklarını doğru biçimde görür, eleştiri kabul eder, iltifattan kaçınmaz, affedici, yardımcı ve cömerttirler” diyor.

        KURAL 2: İşaret fişeğini çak Peki, o alçakgönüllü dolayısıyla çekingen insanlar ilişkiye nasıl ikna edeceksiniz? Google’a bu soruyu girerseniz binlerce ‘uzmanın’ hazırladığı ‘aşk rehberi’ ile karşılaşırsınız. Biz yanıtı yine bilimde arayalım: İnsanlar arasında romantik ilişkiyi ateşleyen ve korlandıran ‘evrensel kurallar’ olduğunu kanıtlayan çok sayıda bilimsel çalışma var. Mesela bilim insanlarına göre her şeyden önce “ilişkiye hazır olduğu” mesajın vermek gerekiyor.

        ABD’nin St. Louis kentindeki Webster Üniversitesi psikologlarından Dr. Monica Moore, kentte bekâr erkek ve kadınların gittiği barlar, alışveriş merkezleri ve diğer buluşma alanlarında yaptığı inceleme sonunda kendilerine en çok yaklaşılan insanların fiziksel olarak çekici olanların değil ‘ilişkiye hazır olduğu” işaretini verenler olduğu sonucuna varmış. Dr. Moore, “Sadece birisiyle ilgilenebileceğinin sinyalini vererek yolun yarısı aşılmış oluyor” diyor.

        “Uygunluk” işaretlerinin başında göz kontağı, gülümseme ve beden dili geliyor. Webster Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada kişilerin ilişki kurma kararını alırken “içeriğe” değil “sunumuna” baktığını ortaya koydu. Araştırmaya göre insanların yüzde 55’i karşı tarafın flört etmeye hazır olduğunu beden diline bakıp karar veriyor. Yüzde 38’i ise ses tonu ve hızına bakıyor. Karşı tarafın romantik ilişki istediğini “ancak sözlerinden anlayabilenlerin” oranı –neyse ki- yüzde 7.

        KURAL 3: Gözlerini konuştur Bilim, bakışmanın sadece uygunluk işareti olmadığı, şarkılarda şiirlerde sıkça tekrarlandığı gibi ‘aşkı alevlendiren kıvılcım olduğunu’ da kanıtladı. New Yorklu psikolog Prof. Arthur Arun, “aşkın dinamiklerini” araştırmak için birbirlerini hiç tanımayan kadın ve erkekler üzerinde bir deney yaptı. Çiftler Prof. Arun’un isteğiyle önce 1.5 saat hayatlarının en mahrem detayları hakkında konuştu, ardından da 4 dakika konuşmadan birbirinin gözlerinin içine baktı. Deneyin ardından çiftlerin büyük bölümü karşı tarafın çekimine kapıldığını itiraf etti. Hatta Dr. Arun’ın deneyinde tanışan iki çift, daha sonra evlendi.

        KURAL 4: Asılma, dokun Küçük dokunuşların kadınların telefon numaralarına giden en kısa yol olduğu da artık bilimsel bir gerçek. Fransa’nın Bretagne- Sud Üniversitesi psikologlarından Prof. Nicolas Guéguen, bunu kanıtlamak için 2 küçük deney yaptı. 20’li yaşlarında erkeklerden bir bölümüne, gece kulübünde bir kadını dansa davet ederken koluna bir-iki saniye dokunmasını, diğerlerine ise dokunmadan teklifte bulunmasını istedi. Sonuçta dokunanların dokunmayanlara göre ‘daha başarılı’ olduğunu gördü. Aynı deneyi sokakta gördükleri kadınların telefon numaralarını istemek için yaptıklarında bile dokunmanın başarı oranını artırdığı görüldü. Ancak Guéguen, dokunmanın ‘dominant bir tavrın yansıması’ olabileceği konusunda uyarıyor.

        "ARIZA TİP NASIL ANLAŞILIR?"

        İlişkiye yeni başladığınız bir insanın ileride size fiziksel ve duygusal şiddet uygulayabileceğini anlamanız mümkün. Başkent Üniversitesi’nin hazırladığı “flört şiddeti” broşürü, ilk fırsatta ‘sepetlenmesi’ gereken sevgili ve sevgili adaylarının bir “kontrol listesi” niteliğinde:

        -Genel olarak öfkeli bir tarza sahipse, öfke patlamaları yaşıyorsa ve hoşgörüsüzse...

        -Olayların sorumluluğunu üstlenmiyor, hatalarını kabul etmiyor, hep başkalarını sorumlu tutuyorsa...

        -Cinsiyetçi bir tavra sahipse, kadınlar ve erkeklerin nasıl davranması gerektiğine dair çok keskin yargılara sahipse...

        -Denetleyici baskıcı ve kısıtlayıcı davranışlar sergiliyor, gittiğiniz yere, görüştüğünüz kişilere, yaşam kararlarınıza karışıyorsa...

        -İstediği olmadığında küsüyor, surat asıyor, kendini acındırıyor veya duygu sömürüsü yapıyorsa...

        -Dünya onun etrafında dönüyor gibi davranıyor, her zaman kendi isteklerini ön planda tutuyorsa...

        -“Yapma” dediğiniz şeyleri bilerek ve zorlayarak yapıyorsa...

        -Aşırı kıskançlığın ‘normal’ bir durum olduğunu söylüyorsa...

        -Toplum içinde küçük düşüyor veya küçük düşürücü davranışlar sergiliyorsa...

        -Fiziksel görünüşünüzü, zevklerinizi ve tercihlerinizi aşağılıyorsa...

        -Ekonomik farklılıklarınızı sürekli vurguluyor, farklı bir sınıfa ait olduğunu sürekli vurguluyor veya hissettiriyorsa...

        İlişkinizde alarm zilleri çalıyor demektir. Ya onun sizinle birlikte psikolojik destek almasını sağlayın ya da ilişkinin ‘acil çıkış kapısına’ yönlenin.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa