Nihayetinde herkes 21 gram
8 Mart'ta gösterime girecek Eve Dönüş - Sarıkamış 1915 filmi çaresizliği, aczi, kaybetmeyi anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Uğur Polat da hayatta büyük çaresizlikler, hayal kırıklıkları yaşamaya inanıyor
ABONE OLElif KEY / HT PAZAR
Uğur Polat ağırlığı diye bir şey var hayatta. Sadece "Bana su koysana" dese mesela, o su sadece su olmayabilir. Sesi ve duruşu münasebetiyle su dediğin bir duble rakıya dönüşebilir. Uğur Polat'la İstanbul Cihangir'de Susam'da buluşuyoruz. Sfenks gibi oturmuş caddeye bakıyor. Sakalları beyazlamaya başlamış. Yüzü yanık. Vakit bulup da kayağa gittiğini sanmıyorum. Yoksa "Ünlüler Uludağ'da" galerilerinden takip ederdik. Çekimleri iki ay süren "Sarıkamış - Eve Dönüş" filmini çekerken hava sıcaklığının -27'lere vardığını gördüğü günlerden sonra, şimdi İstanbul'da. Filmi, filmde oynadığı Hariciye Nazırlığı üyesi Saci Bey'i, filmde birbirinden farklı 8 kişinin her birinin ayrı ayrı içine düştüğü aczi, Uğur Polat'ın sinemada neden hep bir yerinde bir burukluk taşıyan karakterleri oynadığını, kırgınlıklarını konuştuk. Böyle şeyler söylenmez ama, vedalaşırken Paul Auster'la J.M. Coetzee'nin Mektupları'nı çantamdan çıkarıp Polat'a hediye ettim; mektuplaşmalar yara sarar diye. Bildiğim bir şey yok, içimden geldi.
İlk filmini çeken yönetmenlerle çalışıyorsunuz. Alphan Eşeli de bir reklam yönetmeniyken şimdi ilk filmini çekti.