Tüm zamanların en büyük edebiyat klasiklerinden biri olan, Homeros’un yazdığı “Odysseia”, ana kahraman Odysseus’un, karısı Penelope’nin onu 10 yıldan uzun süredir beklediği İthaka Adası’na geri dönüş yolculu- ğunu anlatır. Penelope, çevresi kocasının Truva Savaşı’nda çarpışırken öldüğünü gözleriyle gördüklerini söyleyen adamlarla sarılı olduğu halde umudunu hiç kaybetmez. Odysseus bin bir türlü engelle kar- şılaşır, ama sonunda hepsini aşıp evine dönmeyi başarır.
Yüzlerce yıl sonra, bir başka Yunan şair, Konstantinos Kavafis, bu eve dönüş macerasını, yolculuk kavramını hayallerin peşinde koşma anlamında kullanarak müthiş güzellikte bir metafor yaratmak suretiyle bambaşka bir şekilde yorumlar. “Odysseia” destanı Odysseus’un geri dönüş yolculuğunda yaşadığı zorluklar ve sevgili karısının çektiği acılara odaklanırken, Kavafis’in şiiri Odysseus’tan tam tersini ister: Yolculuktan zevk almasını ve yaşaması gereken her şeyi dolu dolu yaşamasını.
Bu şiiri ilk kez Saint James Yolu’ndayken ve tam da Compostela’ya varmak için can attığım, bana absürd bir hac yolculuğu gibi görünen bu yolculuğu bir an önce bitirmek istediğim bir sırada okumuştum...