‘Mutlu olmak için bazen sevdiklerimizi mutsuz etmemiz gerekir’
Darbe, terör ve yoğun kutuplaşma günlerinde, yani 1980'lerde çocuk olmak nasıl bir şeydi, yaşı uygun olanlar hatırlıyordur. Özge Samancı da hatırlayanlardan. Bu yüzden o günlerdeki hayatını "Dare to Disappoint" adıyla çizgi roman haline getirdi. Üstelik kitap Amerikan yayıncılık devi Farrar, Straus and Giroux tarafından yayınlandı. Hikâyeyi Samancı'dan dinleyelim...
ABONE OLÖzge Samancı’nın dünyanın en önemli yayınevlerinden Farrar, Straus and Giroux tarafından basılan çizgi romanı “Dare to Disappoint” (düş kırıklığına uğratmaya cüret etmek) 80’lerde geçiyor. Yazarının şahsi hikâyesi olsa da içinde hepimizi ilgilendiren şeyler var. Darbe, Kenan Evren, Özal’lı yıllar, okullardaki Atatürk resimleri, enflasyon, yoksulluk, şimdi nostaljik birer arzu nesnesi haline gelen Commodore 64 bilgisayarlar, yazları ailece gidilen kamplar, televizyondaki Kaptan Cousteau belgeselleri, yunuslar, köpekbalıkları... Kahramanı herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini unuttuğunu, arzularından uzaklaştığını hisseden bir kız çocuğu. Başta ailesi olmak üzere öğretmenlerinin, eşin dostun, milletinin, devletinin istediği bir hayata doğru düşe kalka ilerlemeye çalışıyor. Tatlı ve dokunaklı bir kitap.
Ortaya çıkış hikâ yesini Özge Samancı’dan dinliyorum... 15 yıl önce bir arkadaşının doğum gününde, içine çocukluk anekdotlarından oluşan hikâyeler çizdiği bir defter hazırlamış. “Komik bir defterdi” diyor. “Ünü önce küçük arkadaş grubumuzda yayıldı ve sonra fotokopiyle elden ele dağıtılır hale geldi. Derken hiç tanımadığım insanlar beni bulup kendi çocukluk hikâyelerini anlatmaya başladı. Yaşanmış hikâyelerin gücünü bu şekilde anladım. Böyle bir kitap yapma fikri o zamandan beri kafamdaydı. Tabii Türkiye’nin karmaşık siyasi gündeminin bizim şahsi hayatlarımıza etkisini pek kavrayamamıştım. Ama kendi hikâyemi yazarken, onu politik ortamdan bağımsız anlatamayacağımı gördüm.” New York Times, Publisher’s Weekly, Kirkus Review, Slate, New Republic gibi yayınlarda övgüyle karşılanan çizgi romanını Samancı’yla konuştuk...