Drakula’nın şatosunda aşk ve ölüm
Gülşah Elikbank'ın Kırmızı Kedi'den çıkan "Yalancılar ve Sevgililer" romanının mekânı Transilvanya... Kitabın bir bölümü günümüzde geçen ve içinde aşk da olan bir polisiye macera, bir bölümüyse yüzyıllar önce kendini olağanüstü bir yalnızlığa mahkûm ederek bir zulüm makinesine dönüşen Kont Drakula'nın hikâyesi
ABONE OLFantastik romanlarıyla tanıdığımız Gülşah Elikbank’ın yeni romanı “Yalancılar ve Sevgililer”in büyük bir bölümü Transilvanya’da geçiyor. Elikbank olayları eşzamanlı kurgulamış. Hikâyenin bir bölümü günümüzde geçen ve içinde aşk da olan bir polisiye macera. Paralel ilerleyen öteki bölümündeyse yüzyıllar öncesinde kendini olağanüstü bir yalnızlığa mahkûm ederek adeta bir zulüm makinesine dönüşen Vlad Tepeş, yani Kazıklı Voyvoda ya da daha iyi bildiğimiz adıyla Kont Drakula var. Bu tarihi şahsiyet gerçekte astığı astık, kestiği kestik bir figürken, popüler kültürde bir cazibe ikonuna dönüşmüş durumda. Elimizdeki kitaptaysa onun cazibesinden çok yaraları konu ediliyor.
“Yazar ayarı tutturamaz ve kurgudaki ilmeklerden birini kaçırırsa, paralel kurgu zor iştir ama açıkçası ben olaylara geniş açıdan bakmayı seviyorum” diyor Elikbank. “Düne bakarken bugünü iyi anlamalı, bugünü yazarken mutlaka dünü bilmeli ve geleceği az çok sezebilmelisin. Zamanın kelebek etkisi diye bir şey var, yüzyıllar önce yaşanmış her olay bugünün de belirleyicisi ve bizler en ilkel atalarımızın bile mirasını taşıyoruz genlerimizde. Transilvanya’dayken hissettiğim bir şeyi anlatayım: Drakula’nın şatosundaki silah odasında akla hayale gelmeyecek garip silahlar vardı ve ben bundan çok etkilenmiştim. Tam bir şiddet çağı olan 15’inci yüzyıldan bu yana çok şey değişmediğini görmek ise daha ürkütücü. Demek ki sadece silahlarımız değişti, hâlâ ölüyor ve öldürüyoruz. ”