'Tutkuyu ve güveni yaşayacağım bir aşk hayal ediyorum'
Göksel'in yeni albümü Sen Orda Yoksun'u çıkar çıkmaz dinledim ve çok sevdim. Göksel'in aynı anda hem kırılgan hem şakacı olabilen, hep bir hüzün aurası yayan sesine bu kez gümbür gümbür, enerjisi çok yüksek, davullar eşlik ediyordu. Kendi adıma bu şarkıları aslında uzun zamandır beklediğimi fark ettim. Ve elbette vakit kaybetmeden Göksel'le bu röportajı yaptım...
ABONE OLProdüktörlüğünü yine Ozan Çolakoğlu’nun yaptığı “Sen Orda Yoksun”, “bir olgunluk çağı” albümü. Neredeyse tüm şarkılar sözüyle, müziğiyle Göksel’e ait. Ve hepsi de çok kuvvetli görsel imgelerle örülü, tutkulu hikâyeler anlatıyor. Öyle ki şarkıları dinlerken bazı ruh hallerinin; pişmanlığın, özlemin, düş kırıklığının, kalp ağrısının, acının, öfkenin, korkunun fotoğraflarına baktığımı hissediyorum. Hele albüme adını veren şarkıyla, adeta 1960’lardan kalma bir Yeşilçam filmi canlanıyor zihnimde. Olmayan bir adamın siyah-beyaz fotoğrafı, onu arzulayan ama cevap alamadıkça hırçınlaşan bir kadın ve finalde fotoğrafa fırlatılan kadeh... Röportaja bu siyah-beyaz fotoğrafla başlıyorum.
■ Sen Orda Yoksun, bir Metin Erksan filmini hatırlattı bana. İnsan neden bir hayale sığınır?
Sevmek Zamanı filmindeki adamı hatırladın, değil mi? Kadına değil, fotoğrafına âşıktı aslında. Her gün ona bakıyor, onunla konuşuyor, ona adeta gerçek biriymiş gibi davranıyordu. Bence hepimiz yapıyoruz bunu, yani âşıkken karşımızdaki kişiyi olmadığı biri gibi hayal ediyoruz. Ve ona içimizdeki boşluğu, özlemlerimizi, hayallerimizi yüklüyoruz. Hele bizim kuşağın kadınları... Biz o kadar çok Türk filmi seyrettik ki, onlara inanmaya başladık. Gururlu, mert, dimdik adamlar, kahramanlar bekliyoruz. Ama öyle biri yok ki aslında, olamaz. Kahramanlar da insan.