Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç Tütsü orucu bozar mı? Diyanet'e göre oruçluyken tütsü koklamak orucu bozar mı?

        Sandal ağacından lavantaya, adaçayından egzotik baharatlara kadar yayılan o mistik duman ve hoş koku, zihni sakinleştirmek ve ortamın enerjisini temizlemek amacıyla sıkça kullanılır. Ancak oruçlu bir mümin için "duman" ve "koku" kavramları, her zaman riskli bir alanı işaret eder. Sigara dumanının orucu bozduğunu bilen bir kişi, tütsü dumanının veya yoğun kokusunun hükmü konusunda tereddüde düşebilir. Ortama yayılan bu dumanı solumak, genze kaçması veya bilerek koklamak ibadete zarar verir mi?

        İslam fıkhında orucu bozan şeyler temel olarak "ayn" yani bir madde, cisim veya besin değeri taşıyan şeylerin vücuda girmesiyle tanımlanır. Ancak duman, gaz ve buhar gibi somut olmayan maddelerin hükmü, fıkıh alimleri arasında tarih boyunca detaylıca tartışılmıştır. Bir çiçeği koklamakla, yoğun bir dumanı ciğerlere çekmek arasında ince ama çok keskin bir fark vardır. Biri sadece kokudur, diğeri ise "cevher" yani madde içeren bir dumandır. Tütsü de yapısı gereği hem koku hem de duman yaydığı için bu iki kategori arasında gidip gelen bir konudur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın koku ve duman konusundaki ayrımını, kasıtlı ve kasıtsız maruz kalma durumlarını, buhur ve tütsü geleneğinin İslam tarihindeki yerini ve günümüzdeki uygulamalarını bu yazımızda tüm detaylarıyla ele alıyoruz. İbadetinizin huzurunu bozmadan, evinizin havasını değiştirip değiştiremeyeceğinizi öğrenmek için okumaya devam edin...

        REKLAM

        KOKU VE DUMAN ARASINDAKİ FIKHİ AYRIM

        Oruçlu iken güzel kokular koklamanın hükmü ile duman solumanın hükmü birbirinden tamamen farklıdır. Fıkıh kitaplarında yer alan genel kaideye göre; gül, çiçek, esans, parfüm veya kolonya gibi maddeleri koklamak orucu bozmaz. Çünkü bu eylemde vücuda giren somut bir madde yoktur, sadece koku molekülleri burun reseptörleri tarafından algılanır. Bu, orucun temel yasakları olan yeme-içme kapsamına girmez. Hatta Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) güzel koku sürünmeyi sevdiği ve oruçluyken de koku süründüğüne dair rivayetler, kokunun oruca zarar vermediğinin en büyük kanıtıdır.

        Ancak "duman" meselesi farklıdır. Duman, içinde partiküller barındıran, yani fıkıh diliyle "cevher"i olan bir yapıdır. Bir şey yanarken çıkan dumanın içinde o maddeden parçacıklar bulunur. Sigara dumanı, nargile dumanı veya bir ateşin dumanı bu kategoridedir. Eğer bir duman, kişiye keyif veriyorsa veya bir madde içeriyorsa ve bu duman "isteyerek" (kasten) içe çekilirse, orucun bozulma riski doğar. Tütsü de yandığında yoğun bir duman ve koku yayan bir maddedir. Dolayısıyla tütsü, parfümden ziyade duman kategorisine daha yakındır.

        DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖRÜŞÜ: İSTEYEREK Mİ, İSTEMEYEREK Mİ?

        Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, tütsü ve buhur gibi maddelerin oruca etkisi konusunda "kasıt" unsuruna dikkat çeker. Verilen fetvalara göre; bir kişi oruçlu olduğunu bilerek ve isteyerek, yanan bir tütsünün veya buhurun dumanını burnuna yaklaştırıp derin derin içine çekerse, bu eylem orucu bozar. Çünkü burada duman, bir gıda veya ilaç olmasa da, kişinin isteğiyle vücudun içine (boğaza ve ciğerlere) alınan bir maddeye dönüşür. Ayrıca tütsü dumanı, bazı kişilerde rahatlama ve keyif hissi oluşturduğu için "keyif verici madde" kapsamında değerlendirilerek orucu sakatlar. Bu durumda orucun kaza edilmesi gerekir (kefaret gerekmez çünkü gıda değildir).

        Ancak durumun bir de "kasıtsız" boyutu vardır. Eğer bir ortamda tütsü yakılmışsa ve oruçlu kişi, kendi iradesi dışında bu dumanı solumak zorunda kalmışsa veya duman kendiliğinden gelip boğazına kaçmışsa, bu durumda oruç kesinlikle bozulmaz. Çünkü sakınmak mümkün değildir ve kasıt yoktur. Tıpkı yolda yürürken egzoz dumanına maruz kalmak veya mutfakta yemek buharını solumak gibi, irade dışı maruz kalınan tütsü kokusu ibadete zarar vermez.

        REKLAM

        TÜTSÜ, BUHUR VE TARİHSEL BAĞLAM

        İslam kültüründe güzel koku her zaman teşvik edilmiştir. Osmanlı döneminde ve İslam dünyasında "buhur suyu" ve "buhur yakma" geleneği oldukça yaygındır. Özellikle camilerde, dergahlarda ve evlerde özel günlerde öd ağacı, amber veya çeşitli bitkiler yakılarak ortamın güzel kokması sağlanırdı. Ancak eski fıkıh kaynaklarına bakıldığında, oruçlu iken buhurun (tütsünün) dumanının kasten içe çekilmesinin orucu bozacağı yönünde görüş birliği olduğu görülür.

        Hatta bazı kaynaklarda, "oruçlunun boğazına duman kaçarsa oruç bozulmaz, ancak kendi fiiliyle dumanı çekerse bozulur" ifadesi yer alır. Bu da günümüzdeki tütsü kullanımının sınırlarını belirler. Tütsüyü odanın bir köşesinde yakıp, dumanı doğrudan solumadan sadece yayılan kokuyu almak ile dumanın tepesine gidip onu içine çekmek arasında fark vardır. Ancak ihtiyatlı davranmak adına, oruçlu iken yoğun dumanlı tütsüler yerine, dumansız esansiyel yağlar (buhurdanlık) veya kokulu taşlar kullanmak daha güvenli bir tercih olabilir.

        MEDİTASYON, RAHATLAMA VE İBADET DENGESİ

        Günümüzde tütsü genellikle meditasyon, yoga veya stres atma seanslarında kullanılır. Oruçlu bir kişinin de manevi olarak sakinleşmek istemesi çok doğaldır. Ancak bu rahatlama seansı sırasında yakılan yoğun bir tütsü, kapalı bir alanda duman altı olunmasına neden olabilir. Yoğun dumanın olduğu bir odada uzun süre kalmak, kaçınılmaz olarak o partiküllerin boğaza yapışmasına ve yutkunma ile mideye inmesine yol açabilir. Bu nedenle Ramazan ayında, özellikle oruçlu olunan gündüz saatlerinde, yoğun dumanlı ritüellerden kaçınmak daha doğrudur.

        ÖNERİLEN VİDEO

        45 derecelik suyun anlık buza dönüştüğü nokta; Altınkale

        Sivas'ta Pamukkale'ye kardeş olarak yapılan ve sarı renkli travertenleriyle dikkat çeken 'Altınkale'de, sıcak ve soğuk bir arada yaşanıyor. 45 derece sıcaklıktaki termal su, kentteki soğuk havanın etkisiyle borularla travertenlere ulaştırıldığı nokta anında buza dönüşüyor.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa