Türkiye’de RSV alarmı: Bebekler risk altında
Araştırma, bebeklerde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen RSV'nin toplumda büyük ölçüde bilinmediğini ortaya koydu. Bebeklerin neredeyse tamamının 2 yaşına kadar karşılaştığı RSV, her yıl dünya genelinde yaklaşık 33 milyon bebekte alt solunum yolu enfeksiyonuna ve 3.6 milyon bebekte hastane yatışına yol açıyor
Her yıl dünyada milyonlarca bebeği etkileyen ve küçük çocuklarda ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen Respiratuar Sinsityal Virüs'ünün (RSV), Türkiye’de hâlâ "görünmez" bir tehdit olmaya devam ettiği belirtiliyor. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç. Dr. Rukiye Numanoğlu Tekin tarafından gerçekleştirilen araştırma, RSV’nin ne olduğu, kimleri etkilediği ve nasıl önlenebileceği konusunda toplumda büyük bir bilgi eksikliği bulunduğunu gözler önüne serdi.
Kadın ve erkeklerin dengeli temsil edildiği, genç yetişkinlerin ağırlıkta olduğu, eğitim profili çoğunlukla lise ve üniversite mezunlarından oluşan 2 bin 825 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 67,4’ü RSV’yi hiç duymadığını belirtirken, yalnızca yüzde 11,8’i "RSV’yi biliyorum" dedi.
HASTANE YATIŞLARINA VE KALICI ETKİLERE NEDEN OLUYOR
Bebeklerin solunumunu zorlaştırabilen ve hastane yatışlarına kadar ilerleyebilen bu önemli enfeksiyonla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması, korunma yaklaşımlarında da gecikmelere ve kalıcı etkilerin oluşmasına neden oluyor. Yaşamın ilk aylarında basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp kısa sürede hayati risk oluşturabilecek bir enfeksiyona dahi dönüşebilen RSV, bazı bebeklerde ilerleyen dönemlerde tekrarlayan hırıltı, astım benzeri solunum sorunları ve akciğer hassasiyeti gibi kalıcı etkiler bırakabiliyor.
Prof. Dr. Simten Malhan, bu tabloyu halk sağlığı açısından gecikmeden ele alınması gereken önemli bir uyarı olarak değerlendiriyor.
"BU VERİLER, ACİL BİR BİLGİLENDİRME SEFERBERLİĞİ İHTİYACINI GÖSTERİYOR"
Araştırma sonuçlarının yalnızca toplumsal farkındalığı ölçen bir tablo olmadığını, aileleri ve bebekleri doğrudan etkileyen önemli bir bilgi eksikliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Prof. Dr. Simten Malhan, elde edilen bulguları şu sözlerle değerlendirdi: "Bu araştırma bize çok net bir gerçeği gösteriyor: RSV, toplumun büyük bir kesimi için hâlâ ‘bilinmeyen’ gizli bir tehlike ve halk sağlığı açısından önemli bir risk. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası virüsü hiç duymamış durumda. Korunma yöntemlerine karşı yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan kararsızlık oldukça yaygın. Bu tablo, sorunun doğru, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişim meselesi olduğunu açıkça söylüyor. Sağlık okuryazarlığını güçlendiren, kanıta dayalı ve hedef gruplara göre tasarlanmış bir bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sistemli bir bilgilendirme süreci hayata geçirilmeden, RSV gibi risklerin etkin şekilde yönetilmesi mümkün değil. Özellikle bebekler, küçük çocuklar ve kırılgan gruplar için doğru bilgiye zamanında erişim, koruyucu sağlık yaklaşımının en kritik basamağıdır."
RSV’NİN BEBEKLER İÇİN BİR TEHDİT OLDUĞU BİLİNMİYOR
Araştırma, RSV’nin en çok kimi etkilediği konusunda da net bir algı bulunmadığını ortaya koyuyor. Katılımcıların sadece yüzde 34,1’i RSV’nin en çok bebekleri ve küçük çocukları etkilediğini düşünürken, yüzde 35,7’si virüsün her yaş grubunu eşit etkilediğini belirtiyor. Bu sonuçlar, RSV’nin özellikle bebekler ve kırılgan gruplar üzerindeki etkisine dair toplumsal bilginin parçalı kaldığına işaret ediyor. Bu algı dağınıklığı, özellikle ebeveynler açısından dikkat çekici bir risk oluşturuyor.
RSV’nin hastaneye yatışlara yol açabileceğini düşünenlerin oranı yüzde 45,7. Ancak "emin değilim" diyenlerin oranı da yüzde 43,4 ile neredeyse aynı seviyede. Kadınlarda "RSV hastane yatışlara yol açabilir" diyenlerin oranı yüzde 49,6 iken erkeklerde yüzde 40,7. Erkeklerde hiç duymadım diyenlerin oranı ise yüzde 71,7. Bu farklar, cinsiyete göre de algının değiştiğini gösteriyor.
Araştırmaya göre eğitim düzeyi yükseldikçe RSV farkındalığı artıyor, ancak sorun yalnızca düşük eğitim düzeyiyle sınırlı değil. Lisansüstü grupta RSV’yi bildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 58,6 iken, lise mezunlarında bu oran yüzde 7,7. Buna rağmen farklı eğitim gruplarında da aşıya yönelik kararsızlık dikkat çekiyor.
EBEVEYN OLMAK DA FARKINDALIĞI ARTIRMIYOR
Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu, çocuk sahibi olmanın RSV farkındalığını otomatik olarak yükseltmemesi. Çocuk sahibi olanlarda "RSV’yi hiç duymadım" diyenlerin oranı yüzde 69, çocuk sahibi olmayanlarda yüzde 65,6. Bu tablo, RSV’nin özellikle bebekleri ilgilendiren bir konu olmasına rağmen, ebeveynlerde dahi bilgi boşluğunun sürdüğünü ortaya koyuyor.
"BİLGİ BOŞLUĞU KAPANMADAN RİSK YÖNETİLEMEZ"
Araştırma bulguları, RSV’nin toplumda yeterince bilinmemesi nedeniyle riskin görünmez kaldığını, buna bağlı olarak da korunma kararlarının belirsizlikle şekillendiğini gösteriyor. Prof. Dr. Simten Malhan, özellikle bebekler ve risk gruplarında RSV’ye yönelik farkındalık çalışmalarının ve doğru bilgilendirme içeriklerinin yaygınlaştırılmasının hem ailelerin hem de sağlık sisteminin yükünü azaltmada kritik olduğunu vurguluyor.