Yakın arkadaş çevremde henüz ilk bebeklerini bekleyenler var. 20 yıllık arkadaşlarım çoğu. Hamilikleri sırasında onları bir sürü konuda uyandırmak istiyorum. Doğum hakkında düşünmeyenleri düşündürtmek; emzirmeyi çantada keklik görenleri uyarmak, bebek 1 aylık olunca işe dönerim diyenlere nanik çekmek istiyorum. Beni bırak bir avluya iki gün susmadan konuşayım hamilelik doğum ve ötesi hakkında. 5 senedir bu gazeteye bu konuları yazıyorum, teorik olarak konuya bir hayli hâkimim lakin bir açmazım var… Detaylı şekilde bildiğim konu herkesin kendi hayatında çok önemli olsa da yine de gündelik bir konu. Annelik konusuna hâkim olmak yakın arkadaş çevremde “Amma çok biliyor”dan öte bir etki uyandırmıyor (Hamileyken böyle, anne olduktan sonra değişiyor)… Olsun. Ben halimden memnunum… Uçak mühendisliği değil belki ama anneliğin kadın beyninde yarattığı değişikliklerle ilgili bilimsel çalışmalar yapılmış.
Annelik, halihazırda yaşadığınız bir evde daha önce görmediğiniz yabancı bir odayı keşfetmeye benzer. Yeni anneler için değişen pek çok şeyden biri de duygularıdır. Ki bunlar da büyük ölçüde nörolojiktir. Sevinç ve bağlılıktan kaygı ve korumacılığa, annelik davranışı biyokimyasal reaksiyonlar ile başlar. Bilim adamları son zamanlarda prefrontal korteks, orta beyin, parietal lob ve başka yerlerde gerçekleşen değişikliklerle kadınların davranışları arasında bir bağ kurdular buna göre gri madde daha konsantre hale geliyor, empati, anksiyete ve sosyal etkileşimi kontrol eden bölgelerde etkinlik artışı yaşanıyor. Gebelik sırasında ve doğum sonrası dönemde hormonların sebep olduğu bu değişiklikler, anneye bebeğin çekici görünmesini sağlar. Diğer bir deyişle, ezici aşk, şiddetli koruyuculuk ve sürekli kaygı olan annelik duyguları beyindeki reaksiyonlarla başlar.