“Muhteşem Yüzyıl” dizisi aslında çok daha başka bir işe yaradı; bilmediğimiz, farketmediğimiz ve tanımadığımız dünya kadar tarih allâmemiz bu dizi sayesinde ortaya çıktı.
Allâmeler şimdi hemen her gün bir TV’den ötekine koşuşturuyor, günlerinin her ânını artık ekranlarda geçiriyor ve Kanunî Sultan Süleyman, harem ve 16. asır saray hayatı konusunda sağolsunlar, hepimizi irşâd ediyorlar...
Kadrini ve kıymetini şimdiye kadar maalesef anlayamadığımız bu üstadlar, üstelik sadece tarihçilerden ibaret değil. Aralarında “bûse-şinas”larımız, yani öpücük uzmanlarımız bile var!
Bu bûse uzmanlarından biri geçenlerde bir TV’de konuştu, “Osmanlı’da dudaktan öpüşme yoktu, zira ağızdan hastalık kapılacağına inanıldığı için bûse sadece yanaktan alınırdı. Biz, dudaktan öpüşmeyi 19. asırda Avrupalılar’dan öğrendik” buyurdu! Yani “Eskiden, millet olarak tam bir odunduk, hem de şöyle budaklısından bir odun! Doğru dürüst öpüşmekten bile habersizdik, bu işin zevkine Avrupalılar sayesinde, çok sonraları varabildik” demek istedi.