2024 seçimlerinde CHP’den Ankara Keçiören’de belediye başkanı seçilen Mesut Özarslan, partisinden istifa etti. Muhtemelen çok kısa süre içinde yeni siyasi adresinde olacak.
Keçiören Türkiye’nin en büyük dördüncü ilçesi ve nüfusu yaklaşık bir milyon. 1984’den bu yana sadece bir kez SHP tarafından kazanılan (1989) Keçiören, 2024’e kadar hep sağ, milliyetçi ve muhafazakar partiler tarafından yönetildi.
Mesut Özarslan, CHP’nin son yerel seçimlerde yakaladığı rüzgarın yanısıra, Ankara’da Mansur Yavaş’ın etkisi ve elbette kendisinin Keçiören’in sosyolojisine sıcak gelen profili ile seçimi kazandı. AK Parti’nin aday seçimi de bu sonuçta büyük rol oynadı.
HİKAYE BİRKAÇ GÜNLÜK DEĞİL
Özarslan’ın CHP ile yaşadığı gerginliğin birkaç gün içinde ortaya çıkmadığını Ankara’da herkes pekala biliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in siyasi tarihimizde örneği olmayan bir üslupla belediye başkanıyla mesajlaşarak girdiği tartışma ve orada sarfettiği sözler en hafif ifadesiyle akıllara ziyan. Ancak söz konusu gerginliğin sebep değil, sonuç olduğunu görmek gerekiyor.
Aynı şekilde tüm bunların Özarslan’ın Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u ziyaretinin ardından verdiği mesajların sonucu olduğunu düşünmek de yanıltıcı.
CHP’NİN YOK SAYMA TAVRI
Bu sorun aylardır devam ediyor. CHP yönetiminin bu konuda tedbir yerine “tavır” aldığını son beyanlarından anlıyoruz. Bir nevi küslük ve yok sayma yaklaşımı.
Burada gelinen noktayı daha anlaşılır kılmak için 2024 yılının son birkaç ayına dönmek gerekiyor. O tarihe kadar Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlarını cumhurbaşkanı adayı, kendi benzetmesiyle “iki forvet” sayan Özgür Özel birdenbire Ekrem İmamoğlu’nu “adaylaştırırken”, Mansur Yavaş’ı “kadro dışı” bıraktı.
Yavaş o tarihten sonra iddiasından vazgeçmediğini beyan etse de, daha düşük profilde kalmayı; partisinin yaşadığı yargısal süreçlerde bir ayrılık gündemi oluşturmamayı tercih etti. Hala da siyasi pozisyonu öyle görünüyor. Şimdilik.
BU HAREKETLİLİK DEVAM EDECEK
CHP, cam tavan benzetmesiyle tanımladığı siyasi açılımını, kuşkusuz iki büyükşehir başkanının oluşturduğu atmosferle beslemeyi hesaplıyordu. Öyle olmadı. Birisi çok ciddi bir yargılanma sürecinin içinde. Diğeri ise CHP’nin giderek sertleşen ötekileştirici tavrıyla bulunduğu partide yolunun kapalı olduğunun farkında.
Özeti, yeni CHP yönetimi giderek hızlanan bir çark misali, kendisiyle ideolojik ortaklığı olmayan isim ve kesimleri öğütüyor.
Tekraren, mesele birinin diğerine mesaj atması, ötekinin öfkeye kapılıp gitmesinden ibaret değil. Devamı gelecek ve bu hareketlilik ilk genel seçime kadar devam edecek.
2023 SEÇİMLERİNDEKİ TABLO
Biraz yakın geçmiş. 14 Mayıs 2023 gecesi, başkanlık seçimi ikinci tura kalmış, ancak parlamentoda Cumhur İttifakı açık bir üstünlük sağlamıştı. O gece Habertürk ekranında neredeyse sabaha doğru özetle şu değerlendirmeyi yapmıştım.
Mevcut denklemde, Cumhur İttifakı yoluna devam edecek. Karşı tarafta görünen pek çok aktör (parti, milletvekili) kritik meselelerde CHP ile değil, Cumhur İttifakıyla birlikte hareket edecek.
İYİ Parti seçimden sonra kendi yoluna gitti. CHP’den piyango misali kontenjanlar alan DEVA, Gelecek ve Saadet Partileri ise daha iki yıl geçmeden pek çok meselede dediğim noktaya ilerledi. Katılımları saymıyorum bile.
1 EKİM’DEKİ FOTOĞRAF KARELERİ
Önemli bir hatırlatma daha yapmak istiyorum.
1 Ekim 2025. TBMM çatısı altında “sürpriz” kareler ortaya çıkıyor. O günü bu köşede şöyle aktarmıştım:
“Mermerli Salon’da Cumhurbaşkanı, Ali Babacan ve Davutoğlu ile yan yana oturdu. Solunda onlar varken sağ tarafında DEM Parti eşbaşkanları yer aldı. Salonda MHP, Saadet Partisi, HÜDA-Par, YRP ve BBP’nin genel başkanları ve partililer de yer aldı.” (2 Ekim 2025)
Bu fotoğraf karesi bir aritmetik toplam ya da mutlak ittifak olarak okunmamalı. Ancak o gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mecliste yaptığı konuşmadaki birlik vurgusunun ve anayasa talebinin yansıması olduğunu da söylemek gerekiyor.
SU AKIYOR, MECRASINI BULUYOR
Türkiye’nin geldiği nokta, yeniden kurulan dünyadaki yerini almak, gücünü doğru tarif edip rolünü üstlenmek. Önemli hamleler yapıyor, bölgesinde merkez güç haline geliyor.
Bunlar olup biterken, güncelin sarmalında ya da siyasi çekişmelerin girdabında yapılmış tercihlerin sonsuza kadar devam edeceğini düşünen varsa çok yanılıyor.
Su akıyor, mecrasını buluyor. Bizim memlekette misafir olduğu yerde uyuyamayanlar için kullanılan hoş bir deyim vardır. “Yerini yabancılamak.”
Önümüzdeki dönem bulunduğu yerde kendisini yabancı hissedenlerin hareketli olacağını söylemeye çalışıyorum.
Hepsi bu kadar.
- 1
Kürtleri temsil etmek - 2
Türkiye'nin gücü nereye kadar? - 3
Herkesi galip, terörü mağlup kılan irade - 4
Suriye'de yeni anlaşma ve normalleşme - 5
Suriye başarısı tesadüf mü? - 6
Gönül coğrafyasında yeni dönem - 7
SDG'nin çöküşü ve yeni süreç - 8
Saatini Ankara'ya ayarlamak - 9
Ya mutabakat ya tasfiye - 10
İran'daki gelişmeler ve Türkiye