Bunu kendime hep sormuşumdur.
Hayat seçimlerimizle geleceğimizi değiştirebilir miyiz?
Yoksa ana aksı etkilemek mümkün değil de biz sadece yan yolları düzeltmek ya da düzeltmemek ile mi oyalanıp duruyoruz?
Açıkçası Birgül (Elmas Oktar) ile tanıştığımdan beri bu soruların cevapları kafamda değişmeye başladı.
Birgül benim kurtarıcım denebilir.
Hikaye 2018’e kadar uzanıyor.
Birgül Elmas OktarO sıra belli aralıklarla bel ağrıları çekiyor, ağrılar dinene kadar biraz dinlenip bildiğim gibi spor yapmaya ve evin tüm alışverişini yüklenmeye devam ediyordum.
Sonra bir gün işi abarttım.
2018 yaz aylarında mevsimi diye gaza gelip 40 kilo domatesi pazardan eve taşımaya kalktım. İçeri girdiğimde doğrulamaz haldeydim. Bir saat sonra ise koltukta sağdan sola dönemez olmuştum. Ancak o gün bir cenazemiz vardı ve kaldırıldığı yer eve çok uzaktı. Oturmak büyük acı verdiği halde arabaya bindim, trafikte saatlerce yol gittim.
Eve nasıl vardığımı hatırlamıyorum.
Yatağa kendimi attığımda ayağa kalkmam neredeyse imkansız hale gelmişti.
Apar topar ameliyata girdim ve hayatım değişti…
Bütün gece kıvrandım, en sonunda beni bir ambulansla hastaneye kaldırdılar. Birkaç iğne ile rahatlayıp eve gönderilmeyi beklerken işler bir anda değişti.
Bu vesileyle tanıştığım Profesör Dr. Gökhan Akdemir beldeki fıtığın çok ilerlediğini, sinire baskı yaptığını ve acil ameliyat olmazsam ayağımı kullanmama riski ile karşı karşıya olduğumu söyledi.
Aynı gün apar topar ameliyata girdim. Sonrasında iki hafta neredeyse kımıldamadan yattım. Ardından fizik tedavi süreci başladı.
Birgül Elmas Oktar…
Fulya’da daha önceden bildiğim bir merkez vardı. Oranın kapısını çaldım. Aynı merkezde klinik pilates de yapıldığını duydum. İşte o gün bugündür aynı zamanda fizyo-terapist olan sevgili Birgül Elmas Oktar ile çalışıyoruz.
Birgül sayesinde zaman içinde Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ı tanıdım. Radyoloji uzmanı bir onkolog. Benim için esas ilginç olan bu şapkasının yanı sıra kanseri önlemek ve kansere yakalandıktan sonra hayat tercihlerimizi değiştirerek tedaviye yönlendirmek üzerine yaptığı çalışmalar. Birgül ile Berrin Hoca’nın yolları da burada kesişiyor. Levent’te yemyeşil bahçesi ile bir meditasyon merkezini andıran kliniğinde hastalara ve hasta olmak istemeyenlere farklı bir yol öneriyorlar. Kanserin iyileşmesinde diyet ve fizik tedavinin önemi üzerine çalışıyorlar.
Kanseri önleme ve tedaviye farklı bir bakış…
Yaklaşık bir senedir gözlemlediğim ve çok faydalı bulduğum bu çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki zihninizde yeni bir pencere açılmasına bir katkı olur.
Bugün bir genel başlangıç yapacağım…
Önce Prof. Dr. Pehlivan’a sordum…
Kansere yakalanmamak istiyorsak ne yapmalıyız? Ya da kansere yakalanmamak elimizde mi?
Pehlivan’a göre kanser DNA’daki mutasyonla oluştuğu için kalıtsal diye düşünülüyor ancak istatistiksel olarak vakaların çok azı kalıtsal. Esasen kanseri yanlış alışkanlıklar ile biz çağırıyoruz.
Burada kilit bağışıklık sistemimiz. Bağışıklık sisteminin güçlü olması gerekiyor. Peki bu nasıl olacak? Avuç avuç takviye edici gıda alarak mı?
Kesinlikle hayır!
Prof. Dr. Berrin PehlivanSorun eksikte değil fazlada
Berrin Pehlivan’a göre günümüz modern insanı hep eksik beslendiğini düşünüyor aslında eksik değil fazla besleniyor.
Son dönemde moda olmuş bazı takviye ve baharatları tavsiye etmeyi yanlış buluyor Pehlivan ki bence onu diğer bir çok uzmandan ayıran bu yaklaşımı.
Yapılması gereken aslında basit: Kendimizi dinleyeceğiz. Bize ne iyi geliyor? Mesela son dönemde çok tavsiye edilen zerdeçal size iyi hissettiriyor mu? Herkese hissettirmeyebilir zira. Ya da yulaf yedikten sonra vücudunuzda neler oluyor?
Bunlara bakın diyor. Şayet rahatsızlık varsa test yaptırın ve ona göre yol alın, yoksa ekstra bir takviyeye gerek yok…
Bir de tabii spor şart, en az haftada 3 gün 45’şer dakikalık yürüyüş. Ama tabii bunun üzerine çıkmak ve kuvvet egzersizi yapmak çok önemli.
Ben sporu gözde büyütmeyi, ertelemeyi anlayamıyorum. Spor için illa ekstra bütçe ya da mekana ihtiyaç yok, evinizde halının üzerinde günde yarım saat yapın. Size Tracy Anderson’ın videolarını tavsiye ediyorum. Haftada 3-4 gün, günde 30 dakika ile başlayın, sonra zaten alışkanlık edinip bırakamayacaksınız. Elbette Birgül gibi bir uzmanla çalışmak en iyisi ama bu bir bütçe gerektiriyor. Ben haftada bir iki Birgül’e gidiyor geri kalan zamanlarda kendim çalışıyorum. Bel fıtığı ameliyatının neredeyse hiç izi kalmadı diyebilirim hatta ameliyat öncesine göre omurgam şu an çok daha sağlam.
Gelelim kanserden korunmak ve sağlıklı kalmanın diğer bir şartına…
Uyku.
Uyku telafisi olan bir şey değil. Yani uyuyamadım o yüzden şu takviyeyi alayım diyemezsiniz. Uykuyu sadece uyku ile telafi edebilirsiniz. Ve iyi uyumak istiyorsanız aynı saatlerde, karanlık ve serin bir yerde yatmalı ve karbonhidrat tüketiminizi minimumda tutmalısınız.
Esasen karbonhidrat sadece uykuyu olumsuz etkilemiyor, ne kadar çok karbonhidrat yersek o kadar hastalık çağırıyoruz. Berrin Hanım’a göre azar azar ve beyaz şeker ya da un gibi rafine değil komplike karbonhidratlar yemeliyiz.
Ama bu, ketojenik beslenme anlamına gelmiyor. Ketojenik beslenmeye ihtiyacı olanların kimler olduğu ancak testler sonucu, uzmanların kararı ile bilinebilir.
Kendinizi dinleyin, trendleri değil
Sevgili okurlarım bu yazıda amacım moda beslenme ve spor trendlerine cepheden karşı çıkmak zira Prof. Pehlivan’ın da dikkat çektiği benim de bizzat deneyimlediğim şey herkese her şeyin aynı şekilde etki etmediği.
Mesela soğan-sarımsak her insana aynı etkiyi yapmıyor, avuç avuç sarımsak yutanların bir kısmı aslına kendilerine fayda değil zarar veriyorlar. Neyin size iyi geldiğini deneme yanılma yöntemi ile bulun veya işinizi şansa bırakmak istemiyorsanız kan testleri yaptırın. Sonuçta algınızı başkalarına değil kendinize çevirirseniz cevabı bulursunuz.
Nagehan bunları geç kanserden nasıl korunacağız onu anlat dersen şunu söylerim: Tam da böyle korunacağız… Kendimizi dinleyerek, spora yer açarak, az karbonhidrat tüketerek, iyi gelmeyenden uzak durarak. Tabii içki, sigara da olmayacak. Bir de günde ortalama 1,5 litre su içilecek.
Peki kansere yakalanmış olanlara tavsiyeler neler? Spor, fizik tedavi ve diyetin kanser tedavisindeki rolü ne?
Birgül’ün çalışmaları ve bütünsel bir anlayışla kanser tedavisi üzerine yazmaya devam edeceğim…
- 1
Benim için 10 Kasım - 2
Demirtaş çıkar mı? - 3
Öcalan Kandil'e 'takvimi öne alın' mesajı gönderdi - 4
Bir eşik daha aşıldı - 5
Vicdanlar kabul etmez! - 6
Köprüler yeniden kuruluyor - 7
"Bu Trump'ın değil, Blinken'ın planı!" - 8
Sabaha karşı 2'de Mısır'da kurulan masada neler yaşandı? - 9
Norman Finkelstein: Gazze soykırımı yalnızca bir devlet projesi değil - 10
Hamas ne diyecek?