HAVA saldırılarının beklendiği sonucu vermeyeceği dün saat 17.00’de canlı yayında görüldü…
Gazze’ye yağan tonlarca bombaya karşın Hamas, kentin tam da ortasından İsrail’in bölgeye en yakın kenti Aşkelon’a füze yağdırdı.
Üstelik füzeleri ateşlemeden önce Aşkelon’daki sivillerin kenti boşaltması çağrısını da yaparak.
Bunun nasıl olduğunu ancak Gazze’ye gidip görenler anlar…
O denli girift ve bir o kadar da derinde olan tünel sistemlerinin havadan gelen bombalardan etkilenmesinin baştan olanaksızlığını bilir…
KARA HAREKATI KAÇINILMAZ
Günlerdir denizden ve karadan Gazze şeridini havadan bombalayan İsrail, yaşadığı durum karşısında kara harekatına girer mi?
Yaptığı yığına bakıldığında girme ihtimalinin çok yüksek olduğu görülüyor.
İsrail ve bölge üzerine çalışan ORSAM’dan Seher Bulut ile Gökhan Batu da bir kara harekatının kaçınılmaz olduğu görüşünde.
Dayandıkları gerekçe de İsrail kamuoyunun saldırılar karşısında hükümete dönük yoğun tepkilerinin yatıştırılmasının başka yolunun bulunmaması…
Gökhan Batu, İsrail’in geçmişte de Hizbullah’ın benzer saldırısı sonrası Lübnan’a kara harekatı yaptığını anımsattı…
Bu kez de sınırlı veya kapsamlı bir kara harekatının kaçınılmaz göründüğüne işaret etti.
Seher Bulut’un yaklaşımı ise İsrail ordusunun saldırı öncesi içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulmanın bir göstergesi olarak da kara harekatı yapacağı kanısında…
Dikkat çektiği ise saldırı öncesi İsrail’de yaşanan ve kamuoyu tepkisine yol açan yargı reformu sürecinin ordu içinde de yarattığı sıkıntılı durum.
Savunma Bakanı Yoav Gallant, “yargı reformunun yarattığı ayrışmanın ordunun mevcut durumuna da etki ettiğini ve ayrışma yaşattığını belirtmiş ve İsrail’in güvenliğine yönelik acil ve somut bir tehdit oluşturduğuna” vurgu yapmıştı...
Başbakan Netanyahu da kendisini görevden almış, tepkiler üzerine yeniden iade etmek zorunda kalmıştı.
Bulut, yaşanan gelişmelerin son saldırıya karşı ordunun gereken reaksiyonu göstermemesinin gerisindeki nedenlerden biri olarak değerlendiriyor.
O da Hizbullah’ın saldırıları sonrası İsrail’in Lübnan’a kara harekatı yapmasına benzer sürecin yaşanacağı öngörüsüyle kara harekatı bekliyor.
HAMAS, HİZBULLAH’IN YOLUNDA…
Aslında bu Hamas’ın da beklentisi…
Çünkü bölgede gerilla tipi saldırılar haricinde atak yapılamaz ülke olarak kabul edilen İsrail’in vehmedilen gücünü yerle yeksan etti.
Ayrıca unutulmasın ki Hizbullah İsrail’in kara harekatı sonrası 2005’te önemli mesafe aldı, Lübnan’da iktidara geldi ve bir ülke kazandı…
Benzer süreci İsrail’i dört gündür sıkıntılı durumda bırakan Hamas’ın da yaşamak isteyeceği çok açık…
Gazze bölgesindeki tüneller bir yana, şehir çatışmasında da düzenli orduya karşı gerilla avantajı hep vardır.
Gökhan Batu, bu aşamada İsrail’in de gerilla tipi bir ordu yapılanmasının bulunduğunu anımsattı.
Dolayısıyla göğüs göğüse şehir savaşının yakın olduğu anlaşılıyor.
BÖLGE BARIŞI BUZDOLABINDA
Bütün bu gelişmeler bölgede bir başka durumu daha yarattı.
ABD’nin de arabuluculuğu ile İsrail’in Arap ülkeleriyle olan barış sürecini buzdolabına kaldırdı.
Oysa Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Suudi Arabistan ile İsrail arasında karşılıklı diplomatik temas ve ziyaretler başlamış, barış anlaşmaları da hazırlanmıştı.
Bütün bu gelişmelerden sonra Müslüman Arap ülkelerinden İsrail ile birlikte görüneceği bir adımın gelmesi çok olası görünmüyor.
Her ne kadar 1948’den yakın geçmişe kadar süregelen gerilimli döneme yeniden dönüş olmasa da ilişkilerin buzdolabına kaldırılması kaçınılmaz duruyor.
Bölgede normalleşme beklenirken, anormalleşme süreci yaşanıyor; savaşın kozalak yangını gibi çevre ülkelere de sıçramasından endişe duyuluyor.
TÜRKİYE’NİN AVANTAJI
Burada ise savaşın ilk anından itibaren taraflara itidal çağrısı yapan Türkiye’nin avantajlı durumu ortaya çıkıyor.
Seher Bulut’un bu aşamada dikkat çektiği nokta ise İsrail’de Türkiye konusunda var olan iki görüşten biri olan, “Arap ülkeleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ilişkimizi geliştirdik, Türkiye’ye ihtiyaç kalmadı” tezinin çökmüş olması…
Bulut’a göre Türkiye’nin bu savaşla birlikte bölgede arabulucu rol üstlenme konusunda eli güçlendi.
Rusya Ukrayna savaşındaki pozisyonunu burada da geçerli kıldı…
Dolayısıyla İsrail’de ikinci görüşte olan ve “Türkiye denklemden çıktığında yerine koyacak başka alternatif bulamıyoruz” tezini savunanların eli güçlendi.
ABD ve Rusya’nın bölgede her iki taraf açısından da arkasındaki destek olarak görüldüğü, Arap ülkeleriyle yıllardır yaşanan gerilimin getirdiği çekingenliğin savaş ile yeniden nüksettiği bir dönemde Türkiye önemli bir yer edinebilir.
Dışişleri Bakanlığının merkez ve bölgede bulunan tecrübeli diplomatlarının ilk günden geliştirdiği iki tarafa da eşit mesafeli yaklaşım modeli, yakın gelecekte Doğu Akdeniz enerji hattına ilişkin gelişmelerde de fayda sağlayacaktır.
- 1
Gazze'de ateşkesin garantisi… - 2
Gazze'li Abdullah'ın rüyası… - 3
Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı? - 4
AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56… - 5
Yasası 'özel', infazı 'genel'… - 6
Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı… - 7
Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok... - 8
Lafı çok, hareketi yok… - 9
İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi… - 10
Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..