ON yıllar önce Moskova’da karşılaştığımızda kısa hal hatırı sorularını, bildik akış takip etti...
Sağlık, sıhhatin ardından, nelerle uğraştığı konusuna gelip dayandığında, beni şaşkınlığa düşüren şu yanıtı vermişti:
“Maddenin dördüncü haliyle uğraşıyorum; plazma enerjisi üzerinde çalışıyorum…”
Bütün öğretim boyunca kadar bize öğretilen maddenin katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç halden oluştuğuydu.
Ancak Albert Einstein’ı andıran saçlarıyla karşımda duran Rusya Bilimler Akademisi Üyesi Prof. Dr. Beycan İbrahimoğlu dördüncü halinden söz ediyordu.
Nahçıvan Başbakanlığı döneminden kalan tanışıklığımızdan da güç alarak, maddenin dördüncü halinin ne olduğunu sorduğumda parmağını havaya kaldırıp, güneşi gösterdi.
Nükleer santral gibi büyük enerji üreten, ancak güneş gibi enerjisi hiç tükenmeyen santralin kurulacağını da bu aşamada kayda geçirdi.
O gün Fransa’da hem de Rusya ve Çin’in de katılımı ile güneş kadar büyük enerjiye sahip bir santralin kurulmasına anlam verememiştim…
Prof. Dr. Beycan İbrahimoğluPLAZMA ENERJİSİ
Yıllar sonra Ankara Bilim Üniversitesi’nde karşılaştığımızda o günleri anımsadık…
Ankara’da kurduğu laboratuvara davet edip, plazma enerjisinin aslında ne denli önemli olduğunu ısrarla anlattı.
Türkiye’nin bu konuda ne denli ağır gittiğine de vurgu yapıp, bu alanda yatırımların yapılması gerektiğine işaret etti.
Prof. Dr. İbrahimoğlu’nun bu ısrarını dün bir başka bilim insanından, Ankara Üniversitesi Süper İletken Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ali Gencer’den dinledim…
Prof. Dr. Gencer, İngilizce İnternational Thermonuclear Experimental React (Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör) kelimelerinin baş harflerinin bir araya gelmesiyle İTER adı verilen projeden söz etti.
Üzerinde durduğu AB ülkeleri, ABD, Rusya, Çin, Güney Kore, Hindistan ve Japonya’nın katılımı ile Fransa’da kurulması planlanan, güneşin 10 katı daha fazla enerji üretecek olan proje…
Projenin 2030’lu yıllarda devreye girmesi hedeflenmişken, son yıllarda daha küçük boyutlu (kompakt) olanlarının ABD ve Çin’de devreye alınmaya başlandığını belirtti.
Prof. Dr. Ali GençerBİR GRAMI, TAM 2 BİN 400 GALON PETROLE EŞDEĞER
Türkiye’nin de bu alandaki bilimsel çalışmalara vurgu yaparken, İTER gibi kompakt bir füzyon sisteminin 2030’dan önce devreye girmesinin olası olduğuna dikkat çekti.
Bunun sonsuz enerji kaynağına ulaşmak anlamına da geleceğinin altını çizerken verdiği şu karşılaştırma durumun özetiydi:
“İTER’deki çalışma prensibine göre hidrojenin iki atomu var; bunlar birleşip helyum oluşturunca yüksek bir enerji ortaya çıkıyor. Bir gramı, 2 bin 400 galon petrole eşdeğer…”
Aslında 2005 yılında başlayan, zaman zaman yavaşlayıp hızlanan yerdeki güneş olarak da isimlendirilen İTER için maddenin plazma olarak bilinen durumundan bir enerji kaynağı oluşturmayı amaçlıyor.
Plazma çok sıcak bir madde olduğundan onu bir yerde hapsetmek için bir mıknatıs alana ihtiyaç duyuluyor.
Bunun için de süperiletkenlere ihtiyaç duyuluyor; lityum, baryum ve bakır oksitten (oksijensiz bakır) oluşan tellerle ancak mıknatısın ve enerjinin üretimi sağlanıyor.
150 MİLYON DERECELİK ENERJİ
Yerde oluşturulan küçük bir güneş, aslında güneşin 10 katı daha fazla enerji üretiyor.
Güneşin ısısı 15 milyon derece, dolayısıyla 150 milyon derecelik bir sıcaklıktan söz ediliyor.
O sıcaklığı bir kapta tutmak da ancak süper mıknatıslar sayesinde olabiliyor.
Bir birimlik enerji harcaması ile 10 birim kullanılabilir sonsuz enerjiye ulaşılıyor.
Üstelik bu enerjiyi ortaya çıkaran santralin patlaması, nükleer atıklarını çevreye yayıp on yıllar boyu etkisini sürdürmesi de söz konusu değil.
#resim#1075509#
KUANTUM TEKNOLOJİSİNE DOĞRU
Bundan çok daha önemlisi ise bu teknolojilerin beraberinde kuantum teknolojisini, yani sonsuz enerjiyi, örneğin internette sonsuz veri hızı demek…
Kuantum bilgisayarlar, kullanmakta olunanlardan farklı olarak yapay zekayı da kullandığı için bir yandan işlem yaparken, diğer taraftan verileri de kendine saklıyor.
Bir anlamda öğrenerek ilerliyor.
Bu da bir yandan verdiğiniz problemi çözerken, aynı anda ona dayalı veya ayrık muhasebe, personel işlerini de eş zamanlı çözmesi demek.
Ayrıca yapay zeka sistemleri çok yüksek enerjiye ihtiyaç duyuyor.
Kuantum teknolojisinde ise süperiletkenler devreye girdiği için sorunsuz bir şekilde sürekli ve kesintisiz elektriğe ulaşmak mümkün…
Bunun için çok kalın tellere de gereksinim yok.
BU TEL 459 AMPER…
Prof. Dr. Ali Gencer dün kendi ürettikleri süperiletken tellerden çok küçük bir parçayı hediye etti.
Aslında bir bakır tel gibi görünüyor, ancak içinde sayılamayacak kadar çok ince teller barındırıyor.
Üstelik evlerde kullanılan bakır tellerin kalınlığında olmasına karşın, üzerinden geçirdiği enerji yükü kapasitesi tam 459 amper…
Şu örnek sanırım daha iyi anlatır; evlerde kullanılan 60 Watt olan 10 ampul 2,72 amper enerji çekiyor…
Bu hesapla süperiletken olan bu telle 60 Watt 2 bin 200 adet ampulü yakmak olası...
Üstelik bu telin ısınma sorunu olmadığı için, yangın çıkarma derdi de yok...
Yani bir büyük apartman içindeki tüm enerjiyi bu denli ince bir telle taşımak mümkün olacak.
Daha önemlisi bu teller Japonya, Çin’de örneklerini gördüğümüz rayların üzerinde hiç sürtünme olmadan giden trenlerin de teknolojisini oluşturuyor.
Bu teknolojiye ulaşmak için öngörülen süreler de öyle sanıldığı gibi 30-40’lı yıllarla değil, 5 yıl gibi daha az sürelerle ifade ediliyor.
#resim#1075493#
BU ÇAĞI YAKALAMALI
Türkiye, elektronik çağa girildiğinde çok geride kalmıştı.
Bugün ise yeni bir çağın kapısı aralanıyor.
Bu yeniçağın kapısını açacak olanlar da bilim insanları ve onların başında bulunduğu araştırma ve uygulama merkezleri.
Onlarsız da teknolojiye ulaşmak tabii ki olası; ancak bu durumda sizin olmuyor; size verilenlerle yetinmek zorunda kalıyorsunuz.
Tıpkı insansız hava araçları konusunda geçmişte yaşanılanlar gibi…
Hiçbir zaman için size verilen insansız hava araçları zamanında ve gerektiği anda doğru bilgiyi vermedi.
Hatta size verdiğini mücadele ettiğinizle de paylaştı…
Ne zaman ki kendi teknolojisini üretti, şimdi en çok ihraç ürünü haline geldi.
Türkiye çok daha elzem olan bu alandaki bilimsel çabaları desteklemezse, geçmişte İHA aramasına benzer durumdan çok daha açmazlarla karşılaşır.
- 1
Gazze'de ateşkesin garantisi… - 2
Gazze'li Abdullah'ın rüyası… - 3
Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı? - 4
AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56… - 5
Yasası 'özel', infazı 'genel'… - 6
Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı… - 7
Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok... - 8
Lafı çok, hareketi yok… - 9
İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi… - 10
Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..