MİLAT öncesinden süregelen kaç geleneği insanoğlu devam ettiriyor?
Veya insanoğlunun beş bin yıl önce de benzer ritüeller içeren kaç geleneği veya inancı kaldı?
Yanıtını bir çırpıda vermek kolay olmayabilir; ancak biri var ki hiç değişmeden süregeliyor…
Sözünü ettiğim, Kurban ve ona bağlı olarak bugün kutladığımız Bayram…
Bu topraklarda anlamı, ritüeli ve ibadet karşılığı hiç değişmemiş…
Hititlerin milattan 3 bin yıl önce, tanrılara kurban adayıp, hastalık ve kötülüklerden koruması için yaptıkları duanın, bugünkü karşılığı da aynıdır…
Belki küçük bir farkla…
Geçmişte “Sunak” veya “Altar” adı verilen kutsal mekanlarda, inanca ve ritüeline uygun icra edilirmiş…
Roma'daki Roma'daki Palatino Tepesi'nde bulunan Domitianus Sarayı'nın temsiliyet amaçlı bölümü olan Flavia Sarayı'ndaki temsili kurban ritüeli...ÜÇ SEMAVİ DİNİN ORTAK PAYDASI…
Örneklerine haber bültenlerinde sıklıkla tanıklık edeceğimiz gibi, kaçan hayvanın elinde satır ardında koşanların bulduğu yerde infaz ettiği kurban kesme eylemi var…
Beş bin yıl öncesindeki daha ruhani ve medeni bulanlar çıkabilir; ancak özünde bu coğrafyada kurban önemli yere sahiptir.
Yahudi toplumu, Kudüs’te tapınağın yıkılışı sonrası, kurban kesimine ara verip, yeniden başlamak için üçüncü tapınağı bekliyor olsa da sonuçta “korban” günlük dua kitabı Sidurda veya bayram dua kitabı Mahzorda’da okunarak icra edilir…
Hatta bayramlarda Mahzorda’da yüksek sesle okunur…
Özetle, Milat sonrası üç Semavi, diğer adıyla İbrahimi din olan, Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortak buluştuğu nokta kurbandır…
Zaten üç Semavi dini buluşturan “İbrahimi…” adını almalarına neden olan olayın kahramanları ve hikayesi de Kuran, Tora (Tevrat) ve İncil’de benzerdir…
Her üçü de Hazreti İbrahim, eşi Hacer ve kurban edilirken Yaradan’ın gökten yolladığı koç ile bağışlanan oğul İsmail etrafında gelişir…
Kutsal kitaplar olaya ilişkin anlatımda farklılaşıyor olsa da özü Arapçadaki manası “Allah’a yakınlaşma” karşılığı olan kurbandır…
İlginç olan bu geleneğin Güney Amerika’da on binlerce kilometre ötede yaşam süren Aztekler ve Mayalarda da tanıklık edilmesidir.
Vatikan'daki duvar ve tavanları süsleyen Hz. İbrahim'in oğlunu kurban vermek istemesinin tasvir edildiği, ressam Michelangelo Marisi de Caravaggio’nun ünlü tabloları...DİVAN-Ü LÜGAT’İT TÜRK
Türk dilinin en eski sözlüklerinden Divan-ü Lügat-it Türk’te de kurbana yer verilir…
“Yağış…” kelimesi kurbana karşılık kullanılır.
Manası da bugünkü kurban kelimesi ile aynıdır, “Tanrıya yakınlaşmak…”
Anadolu’nun Müslümanlaşması dönemiyle Türkçeye Farsçadan, ona da Arapçada yakın olma anlamına gelen “Krb…” kelimesinden geçtiği varsayılır.
Öyküsü ve kahramanları, ritüeli gibi İbranicedeki karşılığı da harf farkıyla benzer kalmıştır:
“Korban…”
#resim#1071398#
BERGAMA’NIN SUNAĞI…
Bundan olsa gerek, kurban kesilen yerler Anadolu topraklarını kazıyan Avrupalı arkeologların ilgi odağı olmuştur…
Bu topraklardan ülkelerine götürdükleri tarihi eserlerin başında sunaklar gelir.
Berlin’in tam ortasında yer alan Bergama Sunağı da en mükemmel örneğidir...
Alman arkeologlar, Mısır’ın papirüsüne karşı geliştirdiği parşömen ile tarihin akışını değiştiren Bergama Krallığı’nın, muhteşem kütüphanesini değil de taşlarını tek tek numaraladığı sunağını ülkesine götürüp, tekrar inşa etmiştir.
Sadece sunağı değil, kültürünü de beraberinde taşımıştır.
Bundan olsa gerek Vatikan’ın duvarlarını süsleyen sanat eserlerinin önemli bölümünün imgesini oluşturur...
Michelangelo Marisi de Caravaggio’nun birbirinden etkili, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ile meleğin getirdiği koç tasvirli tabloları nefes kesicidir…
Philippe de Champaigne'in Hz. İbrahim ve oğlunu tasvir ettiği tablosuRamrant, Rubens, Philippe de Champaigne eserlerinde de Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban edilişinin imgesini boya ve fırçalarıyla duvarlarına, tavanlarına yansıtmıştır…
Rembrandt'ın Hz. İbrahim ve oğlunun tasviri.KURBANA BAKIŞ…
Bu denli köklü geleneğin bugün toplum tarafından ne denli içselleştirildiği ise tartışılır…
Kimi oturunca bir ızgara üzerine dizili pirzolaları bir çırpıda löpürdetir; ancak konu Kurban Bayramı olunca önder hayvan hakları savunucusuna dönüşür…
Kimi de kurban kesmez, yerine hayır işinde bulunur.
Rubens'in kurban tablosu.Bazıları da vekili aracılığıyla kestirip dağıtır…
Birileri de bir an önce etini kavurup yemek için gün doğumuyla koçun başında biter; bayramı midesinde yapmak ister…
Çoğunluk ise bayramı tatil fırsatı bilip, kurban parasını deniz kenarında tüketir…
#resim#1071402#
DİNEN “ZENGİN OLMA” ÖLÇÜTÜ
Peki, üçte biri kesene, üçte biri komşuya, üçte biri de fakire dağıtılması gereken kurban kime Sünnettir…
Diyanet’e göre, Peygamberimizin Kur’an dışında olan söz ve davranışlarını tanımlayan Sünnet kurban için de geçerlidir.
Peki, kimler kurban kesmelidir; Diyanet buna da açıklık getirmiş: “Akıl sağlığı yerinde, buluğa ermiş (ergen) dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan her Müslümanın yerine getireceği mali bir ibadettir…”
Burada açıklığa kavuşturulması gereken ise “dinen zengin” kapsamına kimlerin girdiği…
Diyanet buna da karşılık vermiş:
“Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr altın veya değerinde para ya da eşyaya sahip olan kimseler kurban kesmeli…”
Altının (24 ayar) gramı dünkü fiyatla 1593 lira 96 kuruştu; bu demektir ki 127 bin 804 lirası veya karşılığı olan kurban kesmesi gerekiyor.
Bu kadar varlığı olanların hepsinin kurban kestiğini söylemek zor; tatil bölgelerine daha ilk günden akın eden sayısı da bunun ispatı…
Asıl soyadı Ağababa olan Erzincanlı Halk Ozanı Davut Sulari’nin deyişinde dile getirdiği gibi…
“Bugün bayram günü derler alem eğlenir…”
Huzurlu, mutlu, nice bayramlar dilerim...
- 1
Gazze'de ateşkesin garantisi… - 2
Gazze'li Abdullah'ın rüyası… - 3
Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı? - 4
AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56… - 5
Yasası 'özel', infazı 'genel'… - 6
Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı… - 7
Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok... - 8
Lafı çok, hareketi yok… - 9
İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi… - 10
Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..