TOPRAK ve su, 160 yıldır bünyesinde her gün biraz daha büyüyen ur ile mücadele ediyor…
İcat edildiği günden bu yana da bir türlü temizlenemiyor…
Aksine giderek daha da çoğalıyor…
Peki toprak ve suyun karşılaştığı ve mikro halinde insan vücudunda da gittikçe büyümeye başlayan bu sorun ile nasıl baş edilecek?
Benzer soruyu eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum da bir süre önce sormuştu:
“Alexander Parkes, 160 yıl önce büyük uğraş sonucu icat ettiği plastiğin, insanoğlu için bu denli zararlı madde halini alacağını bilseydi icadının duyulmasını ister miydi?”
Çünkü icat edildiği günden bu yana bozulmadan, geri dönüşüme uğramadan; özetle dünyanın kirlenmesine her geçen gün biraz daha yol açarak üremeye devam ediyor...
Milenyumdan bu yana da kendi topraklarından temizlenmesi için özellikle gelişmiş ülkeler çaba gösteriyor.
ÇİN ALIMDAN VAZGEÇİNCE…
Başlangıçta buldukları yol, plastik tabanlı malzeme veya oyuncak üreten ülkelere çöplerini satmaktı.
En büyük alıcıları da Çin idi…
Ancak yollanan plastik miktarı o denli arttı ki, bir süre sonra Çin de dayanamadı.
Çünkü 2017 yılı itibarıyla İtalya’dan 40, Fransa’dan 78, İngiltere’den 164, Almanya’dan 345, ABD’den 558, Japonya’dan da 749 bin ton atık plastik geldi.
Buna bir de iç üretim eklendiğinde her tarafı plastik atıkla doldu.
Çin 2018 yılında rijit bir kararla plastik ithalatını durdurdu…
Bu da ister istemez ihraç eden ülkeleri, elinde kalanları tüketmek için çare aramaya itti.
Malezya bir çıkış yeri olarak görüldü, ancak Çin kadar büyük nüfusu olmadığı için fayda etmedi.
Çünkü 2000 yılında 234 milyon ton olan dünya plastik üretimi, 2019’da 460 milyon tona ulaştı...
Yine 2000 yılında 156 milyon ton olan atık plastik miktarı da 353 milyon ton atığa ulaştı.
Her yıl 500 milyar adet üretilen, çoğunluğu da su ve gazlı içecekler için kullanılan “pet şişe” adı verilen atıkla baş etmek sadece geri kalmış olanlar değil, bugün gelişmiş ülkeler için de sorun…
ALMANYA %98’İNİ TOPLUYOR
Nitekim Almanya bu sorunun giderilmesi için ilk adım atan ülkelerden biri oldu.
Plastik, alüminyum ve cam şişe atık toplama ve geri dönüşüm merkezleri oluşturdu.
Boş şişelerin toplanmasını sağlamak için de depozito iade sistemi otomatları kurdu.
Sistem aslında bir zamanlar Türkiye’de de uygulanan sonrasında da terk edilen depozitolu şişe uygulamasıyla benzer.
Getirilen her şişe başına 25 sent geri ödemeyi hedefleyen aşağıda da Almanya’da yaşayan Türklerin videolarını paylaştığı bu sistem o denli işlerlik kazandı ki, plastik, alüminyum ve cam şişeden geri dönüşümde oran %98’e ulaştı…
1 TEMMUZ’DA BAŞLIYOR
Başarılı olduğunu görünce diğer Avrupa ülkeleri de kolları sıvadı ve benzer uygulamayı hayata geçirdi.
Toplanan her şişe geri dönüşüme sokuldu, o derece fazlalaştı ki bir süre sonra üretilen şişelerin çok geri dönüşüme girmiş olması dolayısıyla rengi değişti.
Bizlerin içtiği pırıl pırıl ardı cam gibi görünen taze üretilmiş şişeden bulmak gittikçe zorlaştı.
Zaten plastik yerine çok daha sağlıklı olan cam ambalaj şişelere ağırlık verilmeye başlandı; bu da üretimin yönünü değiştirdi…
Sonunda Türkiye de iki yıl önce bu konuda adım atmak için kolları sıvadı.
Gelecek hafta sonundan, yani 1 Temmuz’dan itibaren de yeni bir aşamaya geçiliyor.
Depozito Yönetim Sistemi adı altında Çevre Ajansı öncülüğünde bir süredir pilot uygulaması yapılan projenin öncüleri arasında Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan bulunuyor.
YILDA 25 MİLYAR ADET AMBALAJ ŞİŞESİ
Sistem üretilen her alüminyum, plastik ve cam şişeye bir barkod basılmasını amaçlıyor.
Türkiye’de ortalama olarak 25 milyar adet ambalaj şişe üretiliyor
İlk aşamada, süt ve ağır alkol ürünleri hariç 3 litreye kadar olan 20 milyar adet şişeye barkodun basılması amaçlanıyor…
Faz-1 aşaması olarak nitelenen ilk aşamanın adımı yakın geçmişte atıldı ve 5 milyar Euro ihale bedelli barkod basma işlemine ilişkin süreç başlatıldı.
Gelecek hafta sonundan itibaren ambalaj şişelerin 3 litreye kadar olanların üzerinde bir barkod görülecek.
Bunda amaç, şişelerin durumlarını belirlemek ve atık sistemine girdiğinde tanımlanmasını kolaylıkla yapılmasını sağlamak.
Ardından Faz-2 aşamasına geçilecek.
Aslında bunun ihalesi de bugüne kadar yapılacaktı, ancak seçim ve hükümetin oluşumu nedeniyle biraz gecikti.
EN BÜYÜK İHALE
Önemli bir özelliği daha var, o da İstanbul yeni havalimanından çok daha büyük bir bedelle ihale olması…
İstanbul havalimanı 22 milyar 152 milyon Euro ile ihale edilmişti; bu ihalenin bedelinin ise 30 milyar Euro’ya yakın olması bekleniyor.
Bu amaçla pilot uygulamaları tamamlanan sistem ile büyük kentlerden başlamak üzere 2 bin adet depozito iade makinasıyla, 5 bin adet manuel toplama merkezi kurulacak.
Depozito Yönetim Sistemi adı verilen uygulamada Almanya’da yaşayan yurttaşlarımızın da çektikleri videolarda da örneğini göreceğiniz gibi market içlerinde veya kalabalık alanlarda kurulacak otomat makinalar içine atılan ambalaj şişelerin her biri başına ilk aşamada bir veya iki lira ödeyecek.
Dileyen bunu anında kredi kartına aktarabilecek, dileyen de aldığı fiş ile bir makinaya gidip peşin parasını alabilecek veya içinde bulunduğu market alışverişinde kullanabilecek…
İşin ilginç yanı, sisteme kağıt veya plastik toplayıcılar olarak geçen, her gün sokak aralarında eli ilginç torbalı arabaları ile gördüğümüz toplayıcıların da dahil edilmek istenmesi…
TEPEBAŞI’NIN BAŞARISI
Aslında ilk uygulamasını da yakın geçmişte Eskişehir Tepebaşı Belediyesi başlattı; plastik ve kağıt toplayıcılara mahalleleri parselledi ve onlardan gelen günlük 9 bin ton çöpü satın aldı.
Londra belediyesi ile yarıştığı uygulamasında plastiği ayrıştırıp, belediyenin kullandığı çöp torbalarına dönüştürürken, elde kalan diğer miktarı da plastik fabrikalarına sattı.
Kağıttan da kartpostallar ve çerçeveler üretti…
Tepebaşı Belediyesi’nin ilk adımını attığı bu uygulamayı Türkiye’ye yayılması halinde hedeflenen, 1,3 milyar kilowat saat enerji, 3,6 milyon varil petrolden tasarruf sağlamak.
Daha önemlisi toprağı ve suyu geri dönüşümü çok güç olan plastik ve alüminyum içinde bırakmamak...
Peki, 30 milyara kadar çıkması öngörülen bu denli yüksek bedelli ihaleye kaç firma girebilir?
Veya bu denli yüksek bedel ödeyecek Türkiye’de kaç konsorsiyum çıkar?
Belki de bundan olsa gerek Almanya’da bu işi yürüten Romandis ile İsveç Tomra firmaları kolları sıvamış.
Türkiye’de de bazı firmalar konsorsiyum için görüşmelere başlamış…
Her ne kadar hedef 25 milyar adet atık şişe olsa da daha yüksek bir rakama çıkması kaçınılmaz görünüyor.
Çünkü uygulamanın işlediği Almanya ve Kuzey Avrupa dahil 5 ülkenin toplam nüfusu 90 milyon kişi ve topladıkları şişe miktarı da 20 milyar adet civarında.
AVRUPA’NIN EN BÜYÜĞÜ
Oysa Türkiye için öngörülen bunun çok üzerinde…
Neden de turistlerin de hesaba katılması ve 130 milyon nüfus gibi bir rakam üzerinden hesabın yapılması.
Bu durumda atık şişe miktarının hedeflenen 25 milyar adedin üzerine çıkması öngörülüyor.
Her bir atıktan bir veya iki lira ödeme planlandığında aslında 25 milyar ile 50 milyar lira demek…
Euro üzerinden hesaplandığında ise bugünkü kur üzerinden bir milyar veya iki milyar Euro yıllık gelire denk düşüyor…
Yap işlet devret olarak hedeflenen sistem için öngörülen süre ise 10 yılı yatırım bedelinin karşılanması, 10 yıl da kar elde edilmesini amaçladığı için 20 yıl olarak belirlenmiş.
Ancak YİD süresinin uzatılması da gündemdeymiş…
Bu da gösteriyor ki Türkiye ilk kez bu denli büyük bir çevre ihalesi gerçekleştirecek.
Aslında attığımızdan ne denli büyük bir kazancın elde edildiğine de topluma gösterecek.
Umarım ihalesi de bir an önce yapılır ve toprak sırtına her gün yüklenen urdan kurtulur…
- 1
Gazze'de ateşkesin garantisi… - 2
Gazze'li Abdullah'ın rüyası… - 3
Meclis'in mevcut aritmetiği mi, yoksa kamuoyu yoklaması mı? - 4
AK Parti'nin 76, CHP'nin ise 56… - 5
Yasası 'özel', infazı 'genel'… - 6
Mitolojik olan bitti, meteorolojik başladı… - 7
Şam'dan, İsrail'e: Egemenlikte pazarlık, toprakta müzakere yok... - 8
Lafı çok, hareketi yok… - 9
İnönü'yü devirdi, Özel'i de getirdi… - 10
Weizman'dan Yılmaz'a, Netanyahu öngörüsü!..