Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Sevdiğiniz yazarın imzası sizin için önemli mi?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        “Ya ne adamsın insan Orhan Pamuk’la buluşup da kitabını imzalatmaz mı?” dedi arkadaşım. Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan ‘Masumiyet Müzesi’ dizisinin Şubat ortasında yayınlanacağını konuşuyorduk. İçimizde beklentisi yüksek olanlar da izleyip izlememe konusunda nötr olanlar da vardı. Selahattin Paşalı’nın tam bir ‘Kemal’ olduğunu düşünen bir arkadaşımıza masadakilerin çoğu katıldı. ‘Füsun’u oynayan Eylül Lize Kandemir’i ise hiçbirimiz tanımıyormuşuz orada fark ettik. ‘Hayatımızın en mutlu anı olduğunu bilmediğimiz’ anlardan bahsederken masadaki en eski arkadaşım neredeyse 30 yıl öncesinden bir günü hatırlattı: “Ya ne adamsın insan Orhan Pamuk’la buluşup da kitabını imzalatmaz mı?”

        Neredeyse 30 yıl önce ona Orhan Pamuk’un fotoğraflarını çektiğimi söylediğimde de kelimesi kelimesine bu cümleyi kurmuştu. Ve ben o zaman da şu anda o masadaki gibi omuzlarımı silkmiştim: “Aklıma bile gelmedi!..”

        Benim Adım Kırmızı’nın yayınlandığı günlerde o zaman çalıştığım gazete için yapılan röportaj sırasında foto muhabiri olarak Orhan Pamuk’un fotoğraflarını çekmiştim, Cihangir’de ofis olarak kullandığı dairede. Kitabı bir çırpıda okumuştum. Sadece çiçeği burnunda bir gazeteci olmak değil sevdiğim bir yazarla aynı odada bulunmak da heyecanlandırmıştı beni. Doğrusu imzasını almaktan çok iyi fotoğraflar çekme derdindeydim.

        Sonraki yıllarda yerli yabancı birçok ünlü yazar, oyuncu, müzisyenle aynı ortamlarda bulundum ama hiçbirinden imza almayı düşünmedim…

        Andrew Broughton imza konusunda benim tam aksim! O daha 13 yaşındayken, hayranı olduğu Peter Cushing’in bir imzasını alabilmek için BBC’ye mektup yazacak kadar imza tutkunu.

        EN PAHALI İMZA GEORGE WASHINGTON’IN İMZASI: 9.8 MİLYON DOLAR

        Broughton, aradan geçen 50 yılda sinema, müzik, spor dünyasından yıldızların yanı sıra kraliyet ailesi üyelerinin, politikacıların, dünya liderlerinin imzalarını toplamış. Kimisini tıpkı Cushing’ten istediği gibi mektupla talep etmiş, kimileriyle bizzat tanışmış, bazı imzaları ise müzayedelerden, özel satışlardan toplamış. Koleksiyonunda Kral Charles’tan Elton John’a, Muhammed Ali’den Kylie Minogue’a kadar 10 binden fazla imza olduğunu söylüyor. Nixon’dan beri tüm ABD başkanlarının imzaları varmış kendisinde: “En zoru Trump’ın imzasını almak oldu. Bir mektup yazdım koleksiyonumu büyüklüğünü öğrenince bir istisna yaptılar...”

        Andrew Broughton gibi imza avcıları dünyanın dört bir yanında mevcut. Hatta baya büyük bir imza pazarı da var. Şimdiye kadar satılan en pahalı imzanın George Washington’ın ABD Anayasası ve Haklar Bildirgesi’ndeki imzasıymış. 2012’de bir ‘imzasever’ 9.8 milyon dolar ödemiş Washington’ın imzasına... The Guardian’daki ‘İmza avcılarının gizli yaşamı’ başlıklı haberden öğrendim ben de! NBA yıldız Stephen Curry tarafından imzalanmış bir çaylak oyuncu kartı 5.9 milyon dolara, Mick Jagger, Keith Richards ve Eric Clapton gibi 19 rock yıldızı tarafından imzalanan bir gitar ise 2.7 milyon dolara alıcı bulmuş.

        İnternet üzerinden imzalı, sınırlı sayıda üretilmiş film posterleri satan Jason Thanos, fiyatların 75 pound’dan 4 bin pounda kadar değiştiğini söylüyor.

        BİRÇOK ÜNLÜ İŞ TİCARETE DÖNDÜ DİYE İMZA VERMEK İSTEMİYOR

        Tarihte önemli bir şahsiyetten alınan ilk imzanın 1098 yılında İspanyol şövalye El Cid’e ait olduğu düşünülüyor. İmza avcılığı 19. Yüzyılda önce hobi sonra iş olarak gelişmeye başlamış. İlk imza avcıları yazarların imzaları peşinde koşarken 20 yüzyılla birlikte sinema ve televizyon yıldızları imza koleksiyonculuğunu patlatmış.

        Bugünlerde birçok yıldız isim ‘hayranlarına’, bu işi ticaretinden dolayı, imza vermek istemiyormuş. Mesela Steve Martin imza vermek yerine yanında taşıdığı ‘kart’lardan veriyormuş hayranlarına.

        2023'te komedyen Bill Hader, artık imza vermediğini şöyle açıklamış: “Eskiden imza veriyordum. Sonra bir keresinde birini gördüm ve çocuğu bana Star Wars’taki robot BB-8 figürünü imzalatmak için gelmişti; 'Git oraya, imzalasın da ben internetten satayım' diyordu. 'Bu çok saçma' dedim ve artık imza vermiyorum..."

        Bir süre önce Manchester City teknik direktörü Pep Guardiola da kendisine hatıra kutuları imzalatmak isteyen gençlere sinirlenmiş. Sosyal medyaya düşen videoda Guardiola ‘imza avcısı’ gençlere şöyle söyleniyordu: “Bir daha gelmeyin, bir daha imzalamayacağım, yüzlerinizi tanıyorum. Okula gidin ve kendinizi hazırlayın, gençsiniz, burada zamanınızı boşa harcamayın. Hayatınızı böyle mi geçirmek istiyorsunuz?”

        Andrew Broughton gibi profesyonel imza koleksiyoncuları, ‘imza avcıları’na kızgın: “Bu işi ucuzlatıyorlar, bizim hobimizi mahvediyorlar!”

        Bir ‘ünlü’nün imzası peşinde koşmak bana tuhaf geliyor. Benim için kitapları, filmleri, yaptıkları, söyledikleri onların imzası, ekstra bir şeye ihtiyacım yok şahsen! Islak imzası olmadan da Orhan Pamuk’u sevmeye devam edebilirim gibi geliyor:) Sonuçta herkes Kemal değil! Kendi Masumiyet Müzesi’ni kurmak için imzalara, çeşitli eşyalara ihtiyacı yok... Hayalimizdeki anılar neyimize yetmiyor!