Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Ayşe Özek Karasu Macron'un seçenekleri: Bir Troçkist, bir Sosyalist ve diğer Marine
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Eski tüfek Troçkist Jean-Luc Melenchon’un başı çektiği sol ittifak Fransa’yı aşırı sağa teslim olmaktan kurtardı ama aylar boyunca sürebilecek kaostan kurtuluşun yolu görünmüyor. Avrupa rahat nefes alsa da Macron’un problemi çözülmedi. Erken genel seçimin ikinci turu sonunda ortaya çıkan tablo bir çoğunluk hükümeti kurulmasına imkan tanımıyor. Ülke üç bloka bölündü ve hiçbir ittifak, programını uygulayabileceği zemini bulamadı; mutlak çoğunluk için gereken 289 sandalyeye açık ara uzak kaldılar. Görünen o ki, geniş katılımla sandığa hücum eden Fransızlar partilere ültimatom verdi: Ya hep birlikte siyaset yapın, ya da ne haliniz varsa görün!

        Sol ittifak paydaşı Sosyalistler kutlamada
        Sol ittifak paydaşı Sosyalistler kutlamada

        Uzlaşma şart ama yolu çetrefilli; ya bir sol azınlık hükümeti kurulacak ki, güven oylamasıyla çökmesi an meselesi olabilir. Veya solun merkez güçleri ittifaktan sıyrılıp Macron’un “Cumhuriyet İçin Hep Birlikte” merkez sağ ittifakıyla koalisyon kuracak. İkinci seçenek daha olası görünüyor ama bugün değil, yarın da değil. Kaosla geçecek bir zaman diliminden sonra belki.

        Bu arada reformlar tavsayacak, başbakanlar gelip gidecek, fırtınalı günler en çok aşırı sağ Ulusal Birlik (RN) partisinin işine yarayacak. İlk turda galip gelmesine karşın üçüncülüğe düşen Marine Le Pen de “Zafer ertelendi” dedi nitekim. Siyasetteki blokaj aşılamazsa bir yıl sonra yine erken seçim yapılabilir. Le Pen’in yenilgisinde, ikinci tura giderken bölgelerde adayların önde giden aday yararına çekilmesiyle kurulan baraj etkili oldu, bu seferlik. Zaten RN üçüncülüğe rağmen 143 milletvekili çıkararak tarihindeki en iyi sonucu elde etti.

        MELENCHON’UN FANTASTİK LİSTESİ

        Macron Başbakan Gabriel Attal’ın şimdilik görevde kalmasını istedi. Yeni görevlendirme kararı için önce Ulusal Meclis’te yeni yapının oturmasını bekleyecek. Demokrasi geleneğine göre en güçlü gruptan başbakan ataması gerekiyor. Bugünkü şartlarda o kişi radikal soldaki “Fransa’yı Uykusuz Bırak” (LFI) partisinden Jean-Luc Melenchon oluyor. “Yeni Halk Cephesi”nde birleşen sol kampın başat aktörü Melenchon; Sosyalistler, Yeşiller, Komünistler ve diğer küçük sol grupların da bulunduğu ittifak 182 vekille en büyük grup.

        Jean-Luc Melenchon ateşli hatip
        Jean-Luc Melenchon ateşli hatip

        Melenchon başbakanlığa en yakın figür gibi görünse de, 168 sandalyesi bulunan Macron’un ittifakıyla koalisyona hayli uzak. Melenchon daha seçim gecesi koalisyon şartı için net mesaj verdi: “Ben taviz adamı değilim. Programın tamamı kabul edilmeden asla…”

        Yeni Halk Cephesi’nin 26 sayfalık hükümet programında yok yok. Kasaların boşaldığı, borç rekoru kırılan ortamda programın tamamı Macron’un politikalarıyla taban tabana zıt. Öncelikle sosyal acil durum ilan edilmesi isteniyor: Emeklilik reformu iptal edilecek ve 62 yaşında emekliliğe geri dönülecek. Asgari ücret net 1600 Euro’ya çıkarılacak, memur maaşlarına derhal yüzde 10 zam yapılacak. Artı harcamalar için gereken 125 milyar Euro, çok kazananlardan daha fazla vergi alınması ve Macron’un iptal ettiği varlık vergisinin yeniden ihdasıyla finanse edilecek.

        Melenchon dış politikada da Macron’un pozisyonuna ters. Avrupa Birliği’ne kesinlikle karşı, özellikle Alman “Übermacht”ına karşı alerjisi, Germanofobisi var. Serbest ticaret anlaşmalarını ülkeye en büyük kötülük addediyor, hele Avrupa’nın ABD’yle ilintisini günah sayıyor. Tabii NATO ve İsrail de hedefinde. Hamas’ın saldırısını kınamadığı için antisemitizm damgası yedi. Filistin asıllı aktivist Rima Hassan’ı Avrupa Parlamentosu’na seçtirdiği için iyice hedefe oturdu. İkinci tur seçim zaferinden sonra hükümeti kurdukları takdirde Filistin devletini tanıyacaklarını açıklaması önemliydi. Sol ittifakın kutlamalarında Fransız bayrakları arasında dalgalanan Filistin bayraklarını ve Gazze’deki soykırıma isyanı da gördük.

        Solcuların kutlamasında soykırımı durdur çağrısı
        Solcuların kutlamasında soykırımı durdur çağrısı

        Bu şartlar altında Macron-Melenchon cohabitation’u düşünülemez. Macron önümüzdeki haftalarda şapkadan tavşan çıkarmazsa Fransa uluslararası sahadan diskalifiye olabilir, AB işlerinde ve Ukrayna’ya yardım meselesinde açığa düşebilir. Aşırı sağdan rahatsız edici mesajlar geliyor. Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella seçim gecesi ilan etti; Avrupa Parlamentosu’nda Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın kurduğu “Avrupa İçin Vatanseverler” grubuna katılıyorlar. Böylece Avrupa dengelerinde popülist sağ güçlenmiş olacak.

        SOSYALİSTLER HAYATA DÖNDÜ

        Fransa’da sol ittifak içindeki güçler dengesi, başka başbakan adaylarını da olası kılıyor. İttifakın paydaşları Melenchon’un birçok Fransız için kırmızı çizgi olduğunu biliyor. Bir ankete göre halkın yüzde 80’i Melenchon’un kesinlikle başbakan olmasını istemiyor. Bardella’yı hükümetin başında görmek istemeyenlerin oranı bile daha geride, yüzde 55.

        RN lideri Bardella'nın başbakanlık hayali suya düştü
        RN lideri Bardella'nın başbakanlık hayali suya düştü

        Bu seçimde sol kamp içindeki meclis aritmetiği değişti. Melenchon’un partisi düne kadar mecliste sol “NUPES” grubu içinde taşıyıcı güç pozisyonundaydı; hemen hemen 2022 seçimindeki performansı (71-75 üyelik) gösterdiler ama Sosyalistlerin vekil sayısı iki katına çıktı, 31’den 65’e yükseldi, neredeyse başa baş durumdalar. Sosyalistlerin üzerindeki ölü toprağını kaldıran figür Raphael Glucksmann; 2015’de hayata veda eden ünlü filozof Andre Glucksmann’ın oğlu. Gazeteci-yazar kariyeri bulunan Glucksmann, son Avrupa seçimlerinde yüzde 14’lük oy oranıyla çarpıcı bir çıkış yaptı ve geçmiş dönemlerde Fransa’yı yöneten partiyi hayata döndürdü. Dolayısıyla müstakbel başbakan menziline girdi.

        Raphael Glucksmann Sosyalistleri diriltti
        Raphael Glucksmann Sosyalistleri diriltti

        Aşırı sağın AP seçimlerindeki zaferi üzerine Macron’un erken seçim kararını çok sert eleştirdi Glucksmann. Hatta Le Monde’da kaleme aldığı yazıda Roma’yı yakan Neron’a benzetti. Erken seçimde aşırı sağın yolunu kesmek için çabucak kurulan sol ittifak “Yeni Halk Cephesi”ne katıldı, ancak Melenchon’la işbirliği nedeniyle ağır eleştirilere maruz kaldı, bu yüzden bir Yahudi olarak antisemitizmle suçlandı. Glucksmann Filistin’den yana tavrını koymakla birlikte İsrail’e sert sözlerle yüklenmedi. Melenchon faktörü nedeniyle Rusya’ya karşı yumuşak davranmakla da suçlandı. Oysa işgalin başından itibaren Ukrayna’yı savunan cephede yer almıştı. Rusya’nın 2008’de Gürcistan’ı istilasının ardından Devlet Başkanı Saakaşvili’nin danışmanlığını yapmıştı.

        “Fransa’yı Le Pen ailesine teslim edemeyiz” diyordu Glucksmann, neticede maksat hasıl oldu. Şimdi Yeşiller ile birlikte Melenchon kanadından koparak merkez güçlerle birlikte koalisyon kurabileceği tahminleri yürütülüyor.

        VE DİĞER MARİNE

        Çünkü sol ittifaktan Yeşiller de 34 vekil çıkararak sağlam pozisyon buldu. Parti lideri Marine Tondelier seçim kampanyası boyunca partiler arası üstlendiği birleştirici rolü ve aşırı sağa karşı kuvvetli retoriğiyle ön plana çıktı. Yeşiller’i de aşan geniş bir yelpazede favori başbakan adayı olarak görülüyor.

        Yeşiller lideri Marine Tondelier
        Yeşiller lideri Marine Tondelier

        Aşırı sağın muhtemel iktidarına karşı sol ittifakın oluşumunda kilit rol üstlenen Marine Tondelier, birkaç gün içinde siyasetin popüler figürlerinden biri haline geldi. İkinci turda geride kalan adayların çekilmesiyle aşığı sağa karşı “Cumhuriyet cephesi” kurulması fikrinin mimarlarındandı. RN lideri Bardella’nın kendisiyle TV tartışmasına çıkmayı reddetmesi üzerine “Artık resmileşti, Bardella sadece erkeklerle tartışmak istiyor” diyerek alaya aldı.

        Marine Le Pen’le aynı seçim bölgesinden olduğu için “Diğer Marine” diye anılan Tondelier 15 yıl önce siyasete girdiği günden beri yerel meclisten başlayarak aşırı sağa karşı mücadele ediyor. Henin Beaumont kentinde Ulusal Birlik partili belediye yönetimlerinin uyguladığı baskı politikasını 2017'de yayınlanan “Cepheden Haberler” kitabında ifşa etti, iki yıldır Yeşiller’in lideri.

        Sol ittifakın hükümet programında Yeşiller’in payı, yenilenebilir enerji yatırımları, deniz aşırı rüzgar ve hidroelektrik santralleri, nükleer santrallerin kapatılması ve 2050 itibariyle sıfır karbon hedefi şeklinde kendini gösteriyor.

        Marine Tondelier’e başbakanlık yakıştırılıyor, o ise ittifak içinden LFI, Sosyalistler, Yeşiller veya Komünistlerden herhangi birinin hükümeti kurabileceğini söylüyor. Tondelier’e göre sivil toplumdan da bir başbakan çıkabilir. Mesela, Fransa’nın önde gelen sendikalarından CFDT’nin eski başkanı Laurent Berger. Emek mücadelesinde kurtarıcı gözüyle bakılan Berger bugüne kadar siyasi pozisyonları geri çevirdi ve başbakanlığı da istemediğini söylüyor ama sol kesime göre birleştirici işlev görebilir ve Melenchon’a iyi bir alternatif olur.