Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Ayşe Özek Karasu Disney keşke gerçekten iptal etseydi
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Hayır, Disney+’ın dijital platformda yayınlamaktan vazgeçtiği Atatürk filmi değil konu. Zaten bombardıman ateşimiz sönümlendi. Konu, bir Disney prodüksiyonu olarak Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmi. Pardon, küçük boylu bireyler yok; onların yerini farklı renk, etnik köken ve cinsiyetten bir takım sihirli güçleri bulunan yedili şen bir grup alıyor.

        Pamuk Prenses rolünde Rachel Zegler beyaz atlı prens gelip kurtarsın diye beklemiyor, kendi özgür iradesini ele alıyor, teni de masaldaki gibi kar beyazı değil. Öyle bir ten rengi zaten yok. Walt Disney’in 1937 yapımı çizgi filminde bile prensesin rengi pembe-sarımtıraktı, hatta biraz hasta görünüyordu.

        Disney, günün woke ortamı uyarınca ayrımcılık eleştirisine neden olabilecek her türlü unsuru ayıklamış bulunuyor. Prenses rolünü Latin oyuncu Rachel Zegler’e vererek çeşitlilik tavrını vurguluyor. Fakat ırk ve cinsiyet bağlamında eşitliği sağlamaya çalışırken ırkçı atışlara hedef oluyor Disney.

        Steven Spielberg filmi Batı Yakası’nın Hikayesi’nde Maria’yı oynayan Zegler’in, adını kar beyazından alan (Schneewittchen – Snow White) karaktere uygun beyazlıkta olmadığını ileri süren ırkçı kafalar ille de çıkıyor. Anne tarafından Kolombiya, baba tarafından Polonyalı Rachel Zegler ise beyaz Latin olduğu şeklinde gereksiz bir açıklama yapıyor.

        Senaryosunu Greta Gerwig ile Erin Cressida Wilson’un kadın kadına yazdığı, Marc Webb’in yönettiği Pamuk Prenses’in progresif zamanlara uyarlanması, kültürel kökler bakımından Almanya’da da ideolojik tartışmalara yol açtı.

        GRIMM İPTAL KÜLTÜRÜNE Mİ KURBAN GİTTİ

        Alman medyasında tepkiler politik çizgiye göre şekilleniyor. Liberal Der Spiegel’e göre bu zamanın ruhuna uygun, gayet yerinde yeni bir yorum; çünkü Grimm Kardeşler farklı kültürlerin kuşaktan kuşağa aktarılan halk masallarını derleyip kendi zamanlarına uygun yorumla yeni bir masal geleneğini kurmuştu. Disney de kültür üretiminde aynı yolu izliyor ve hikaye anlatmanın yeni geleneklerini yaratıyor. Kaldı ki, aynı masalı tekrar tekrar izlemek sıkıcı olurdu ve Grimm Masalları 2005’te UNESCO Dünya Belge Mirası listesine dahil edildiği için özgün hali tescillendi, değiştiriliyor kaygısı gereksiz.

        Stern dergisi sosyal medyada Zegler’e yönelen ırkçılığı “renk tartışması” diye yumuşatıyor. Sağ eğilimli Die Welt gazetesinin bir yazarı ise Disney’in Pamuk Prenses’in özgün dokusunu bozmasını tipik bir solcu manevra olarak yorumluyor. Özellikle yedi cücenin çıkarılmasına kafası atmış bu yazar “Sol güdümlü dönüşüm baskısı adına pek çok saçmalığa tanık olduk ama salaklığın bu kadarını ilk kez görüyoruz. Masal klasiğinden anlamayan cehaletin ürünü” diyerek Grimm Kardeşler’in de son yılların modası iptal kültürüne kurban gittiğini söylüyor. Prensesin beyaz teninin masumiyeti simgelediğini, ırkçılıkla alakası olmadığını da ekliyor.

        Solcu müdahale bakımından aynı fikirde olmasam da Disney keşke bu işe hiç kalkışmayıp çizgi filmiyle yetinseydi, hadi kalkıştı bari bu kadar zorlamayıp projeyi iptal etseydi diyesim geliyor.

        KADIN DÜŞMANLIĞI NE OLACAK

        Grimm Masalları’nın çevirisini yapmış biri olarak söylüyorum, bu kadar kasmanın lüzumu yok. Ne kadar ayıklarsan ayıkla 19’uncu Yüzyıldan kopup gelmiş Grimm metinlerinden ayrımcılığı sökemezsin. Kısa boylu insanları çıkarıp feminist dokunuşla Pamuk Prenses’i özgür ve bağımsız kılabilirsin ama kadın düşmanlığını yok edemezsin. Prensesin güzelliğini kıskandığı için avcısıyla ölüme yollayan kötü kalpli kraliçe olmadığı takdirde, o hikaye başlamaz. Mart 2024’de gösterime girecek filmde kötü kalpli kraliçemiz Gal Gadot oluyor.

        Jacob ve Wilhelm Grimm’in kurguladığı kötü kalpli krallar da vardır ama hiçbiri masalların kötü kadınları gibi ünlü değildir. Güzelim prensi kurbağaya çeviren cadıdan, Hansel ve Gretel’i yemek için semirtmeye çalışan cadıya, Rapunzel’i kuleye kapatan büyücüden Uyuyan Güzel’i lanetleyen 13’üncü bilgeye ve Külkedisi’nin üvey annesine, habis varlıkların çoğu kadındır. Kötücül üvey annelerin öz kızları topyekûn çirkindir; Frau Holle masalında hem kaknem hem de tembel olmak üzere – hani sonunda katrana bulanıp cezasını bulur. Yaşlı kadın ayrımcılığı da geri kalmaz.

        Halk söylencelerini derleyen Grimm’lerin gönlünden kopan en namlı kötü erkek, Kırmızı Başlıklı Kız’ı yemek için dolap çeviren hain kurt olabilir.

        Masalın küçük boylu adamlardan arındırıldığı haberi, aynı ufak tefek ölçülere sahip aktör Peter Dinklage’in şiddetli itirazı sonrası gelmişti. “Pamuk Prenses rolü için Latin oyuncu seçmekle övünüp ilerici olduğunuzu iddia ediyorsunuz ama mağarada yaşayan yedi tane cücenin lanet olası gerici hikayesini çekiyorsunuz, bu ikiyüzlülüktür” diye çıkışmıştı Disney’e. Bunun üzerine şirket filmde cüceler olmadığına dair garanti verdi ve farklı boy, cinsiyet ve renklerdeki yedili grubun görüntüleri Daily Mail’de yayınlandı. Böylece Dinklage bakımından o tartışma kapandı.

        Kapanması iyi oldu çünkü küçük boylu adamları sinemaya aktarma işinin maskaralığa dönüştüğüne de tanık olmuştuk. Kristen Stewart ile Charlize Theron’un prenses ve kraliçeyi oynadığı 2012 yapımı Pamuk Prenses ve Avcı (Snow White and the Huntsman) filminde büyük boylu oyuncular küçük boyluları canlandırmış, ardından kafaları bilgisayarda mini ebatlı dijital bedenlere oturtulmuştu. Bunun üzerine Amerika’da küçük boylu bireylerin federasyonu bu muamelenin “Blackfacing”den farklı olmadığını, beyaz yüzlerin siyaha boyanması kadar incitici olduğunu belirterek filmi protesto etmişti.

        ÇIĞIR AÇICI BİR YENİLİK DEĞİL

        Yeni Pamuk Prenses olarak Rachel Zegler’in masalın yeni yorumuna ilişkin verdiği röportajlarda orijinal hikayeyi eleştirmesi de ilginç. Filmdeki progresif rötuşları açıklarken “Çizgi film 1930’ların ürünüydü. Prensesin, aslında kendisini stalklayan prensle olan aşk hikayesine odaklanıyordu. Bizim versiyonda ise konu aşk hikayesiyle ilgili değil. Harika bir değişimle Pamuk Prenses’in benliğini keşfetmek üzere yaptığı bir içsel yolculuğu görüyoruz” diyor.

        Çizgi filmle ilgili Zegler'in kafası biraz karışık; 1930’ların ürünüydü ama masal 1810’larda yazıldığı için dönemin orijinal zihin dünyasını yansıtıyordu. Aslına sadık kalmak neden eleştiri konusu olsun.

        Aslında Pamuk Prenses’in Disney usulü modern yorumu yeni bir buluş değil; 2015’de Almanya’da yayınlanan bir kitap “Grimm Masalları’nı yeniden deneyimleyin: Daha neşeli, çözüm odaklı ve çocuk dostu” diye tanıtılmıştı. Çocuk kitapları yazarı ve illüstratör Janosch da 1990’larda Grimm Masalları’nın eğlenceli taraflarını öne çıkaran farklı anlatımla bir deneme yayınlamıştı.

        Edebiyata ilerici ayar kaygısı ise daha yakın zamanlara denk düşüyor. Mesela Roald Dahl’in eserleri iyice elden geçirildi; Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndaki Umpa Lumpalar nötr cinsiyetli bireyler haline getirildi – küçük adamlar yerine küçük insanlar deyişiyle. Sonra “şişman” çıktı, yerini “kocaman” aldı.

        Yeni Pamuk Prenses filmi bir Grimm Masalı olarak ne kadar inandırıcı olacak göreceğiz. Kötü kalpli kraliçe Gal Gadot’u Rachel Zegler’den daha güzel bulmam da filmin inandırıcılığı bakımından benim problemim olabilir.