"Benden nefret etmekle haklılar galiba"
Murat Varol, büyük aşklar, sansasyonel ilişkiler ve gece hayatı arasında, özlem ya da nefretin odaklandığı bir kişilik. Oysa altında bambaşka bir insan var... İzzet Çapa'nın röportajı
İZZET ÇAPA
GAZETE HABERTURK- HT PAZAR
Playboy musun diye sorduğumda “Bu üzerime yapışmış şanssız bir unvan” derken yüzü kızaracak kadar naif biri aslında. Murat Varol, belki isteyerek belki de iradesi dışında kendisini genç yaşlarda ünlü kadınların arasında bulmuş ve bal kovalayan arı misali birinden diğerine kanat çırpmış. Öyle bir repertuvarı var ki insan şaşırmadan edemiyor. Ebru Cündübeyoğlu’yla nişanlıyken birdenbire Gülşen’le evlenen, Nefise Karatay’a olan aşkı yüzünden Ukraynalı manken Oxana’dan olan kızıyla görüşemeyen, bu arada Ebru Destan, Deniz Akkaya, Aysu Baceoğlu... Neyse, daha fazlasını yazarsak iyice yüzü kızaracak Murat’ın; çünkü o artık durulmuş, geçmişine sünger çekip bembeyaz bir sayfa açmak niyetinde. Belki de bu yüzden yaşadığı aşklardan söz etmek istemiyor. Sohbetimizin bir yerinde “Zaten röportaj da yapmak istemiyordum” deyince, “O zaman neden buluştuk” diye sormak farz oldu. Meğer beni kıramamış. “O da senin farkın İzzet” demez mi? Sıcak bir söyleşi çıktı ortaya.
Bu ne gerginlik Murat, engizisyon mahkemesinin önüne çıkmış gibisin...
Evet gerginim. Bugüne kadar sevdiklerim dışında kimseye kendimi ifade etmek zorunda hissetmedim. Başkalarının da hakkımda ne düşündüğü umurumda değil aslında ama...
Ama seni gazetelerden tanıyanlar “Aman uzak olsun” diyor öyle mi?
Evet, nedense hakkımda böyle bir önyargı var. Ama tanıdıkları zaman ne kadar yanıldıklarını anlıyorlar.
Başına gelenler güzel kadınlarla ilişkilerin yüzünden olabilir mi?
İstediğim ilişkileri yaşamam tepki çekiyor belki. Ufak bir koz olsa da bazıları hemen olumsuz yorumlara başlıyor.
Beraber olduğun kadınları gören, seni Malkoçoğlu sanır ama taş çatlasa Pargalı’ya benziyorsun... Özel bir baştan çıkarma tekniğin mi var?
Ne tekniği Allah aşkına! (Gülüyor...) Beni tanıyanlar “Sende şeytan tüyü var” diyor. Nedenini ben de bilmiyorum.
Nerelisin? Belki oranın suyundadır alamet.
İstanbul’da doğdum. Karadenizli bir anne ile Kürt bir babanın çocuğuyum...
Tek çocuk musun?
Annem Fatma, babam Kemal Varol’un 4 hanımından sonuncusu. 2 kız, 2 erkek kardeşim var.
Kazanovalık genlerde var desene, gel ilk eşinden başlayalım.
Ailem dışındaki en önemli insanlardan biri o. Çok yakın dostum, oğlumun annesi.
Nasıl tanıştınız?
Mahalle arkadaşımdı. O 16, ben 19 yaşındaydım. Babam çok evlendiğinden, ben de o zaman bile uçarı olduğumdan ailesi sıcak bakmadı. Baskıya dayanamayıp kaçtık üniversiteyi yarıda bıraktım o yüzden.
Ne kadar evli kaldınız?
2 sene sonra ayrı yaşamaya başladık ama 8 yıl evli kaldık.
Boşanma sebebi sensin diyor içimden bir ses.
Gençlik aşkının evliliğe dönmemesi gerekiyormuş. Oğlum şu anda “Evleneceğim” dese karşı çıkarım.
Kaç çocuğun var?
Bir oğlum bir kızım var.
Kızın, Gülşen’le evliliğinin bitmesine neden olan manken Oxana’dan değil miydi?
Evet, ondan.
Önce Gülşen’le nasıl başladınız onu anlat. Ebru Cündübeyoğlu ile evleneceksin diye beklerken ne oldu da nikâh masasına Gülşen oturdu?
Millet benden nefret etmekte haklı galiba! O günlerde nişanlıydım, olmadı ayrıldım ve başka biriyle evlendim.
Peki neden bozdun Ebru ile nişanı?
O ilişkide kendimi iyi hissetmiyordum. Ailesinin baskısını hissetmeye başlamıştım. Baskıya gelemiyorum.
Sonra da bol bol manşetlerde yer aldın.
Gençken Rıdvan (Dilmen) Ağabey’in kulübünü işletmeye başladım. Beraber olduğum insanlar da ünlüydü, yani bu durum kaçınılmazdı.
‘RIDVAN DİLMEN ÖZ AĞABEYİMDEN YAKINDIR’
Rıdvan Dilmen’in yeri ayrı galiba.
Öz ağabeyimden daha yakındır. Lisedeyken onunla ve Rıza (Çalımbay) Ağabey’le aynı evde kalmaya başladım. Sonra onlar Ortaköy’de bir restoran açtı.
Yahu Ebru’da kalmıştık...
Bir dakika ya... Daha sonra Celal (Çapa) Ağabey o restoranı gece kulübüne çevirip adını “Uluorta” yaptı. Ben de Rıdvan Ağabey’e vekaleten olaya karıştım.
Ve geceler Murat Varol’la tanıştı...
Aynen öyle... Birdenbire öğrenciyken onların ortağı olarak Celal Ağabey’le bu işe girdik. Ondan da çok şey öğrendim, kendisi ayrılınca bütün iş bana kaldı.
Nasıl oluyordu “Uluorta” eğlence...
Fatih Ürek sahneye çıkıyordu, yıkılıyordu ortalık. Bu işte sezgilerime çok güvenirim. Kenan Doğulu, Gülşen, Yıldız Tilbe, Sibel Tüzün ve Demet Akalın’la daha popüler olmadan önce çalıştım.
Uluorta’yı anlatıyordun.
Bir gün Fatih (Ürek) yurtdışına gitti. Demet (Akalın) de iyi arkadaşımdı, yeni yeni sahneye çıkıyordu. Bizde söylemesini istedim, kırmadı, kabul etti.
Fatih’in yerine o çıkıyor yani...
Evet ama ilk gece ikinci şarkıyı kesip ağlayarak kulise geldi. Gece kulübündeki ortam gazinodan çok farklı tabii. Devam edemeyecekmiş. Durumumu düşünsene... Şimdi Türkiye’nin en başarılı sanatçısı.
Bu sefer sen ağlıyorsun herhalde...
Fırsat kalmadan Arto fırladı sahneye.
Müşteriler arasında falan mıymış?
Yok canım, Arto iyi bir işletmeciydi. Bana yardım ediyordu. Arada Fatih’in sahnesine çıkar bir, iki şarkı söylerdi.
Çıkış o çıkış diyorsun.
Öyle oldu. Bir kartona “Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz” yazıp sahneye koydum. (Gülüyor...) Ama Arto kopardı işi.
Ebru’ya gelsen artık...
Evlenince o ilişki bitti tabii.
Peki Gülşen nasıl başladı?
Levent’te Şamata adlı gece kulubünü açtım. Tanışmamız o mekânda oldu. Sonra da evlendik.
Sevgilini kulübünde çalıştırmak zor muydu?
Şampanyalar falan. Evlenmeden önce çalıştı zaten. Biri 10 şişe şampanya yollarsa ben kıskançlıktan 15 tane yolluyordum. (Gülüyor...)
Kıskanç bir koca mıydın?
O benden daha kıskançtı. Temizlikçi kadını eşyalarıma bile dokundurtmazdı.
En büyük hatan neydi peki?
Evlendikten sonra sahneye çıkmasına izin vermemem. Kariyeri zarar gördü. Bu yüzden ona vicdanen borçlu hissediyorum.
Baskıya gelemeyen Murat’ın gözün yeni ufuklara kaydı tabii...
Genelde sanılanın aksine çok utangacım. İlk adımı atamam.
Peki bu dişi kaplanlar senin gibi bir “yavru ceylana” ne yaptılar?
N’olur sıkıştırma! Hepsinin hayatında birileri var. Kendimi ifade etmek için bu röportajı yapıyorum, sen ne soruyorsun.
Sonra Oxana girdi devreye anlaşılan. O zaman Gülşen’le evli miydin?
Evliydim.
Görüşüyor musun kızınla?
Maalesef hayır. O dönemde beraber olduğum kız arkadaşım, annesini kıskandığı için kızımla görüşmeme izin vermedi. Bazen gizli gizli görüştüm. Şimdi de tabii kızımda haklı bir kırgınlık var.
“O dönemdeki kız arkadaşım” derken Nefise Karatay’ı kast ettiğini biliyorum. Onunla nasıl tanıştınız?
Bir dost yemeğinde...
Yavru Ceylan yine saldırıya mı uğradı?
Yok. Bir-iki ay arkadaş kaldık, sonra her gün hediye göndermeye başladım.
Her gün mü?
Her gün duygularımı ifade eden bir hediye alıp gönderiyordum. İçine de benim için anlamını yazıyordum.
Nasıl hediyelerdi bunlar?
Battaniye gönderip “Ben yokken sarılıp sıcaklığımı hissetmen için” yazıyordum. Ya da “Karanlıkta beni bulabilmen için” diye el feneri yolluyordum. Yüzlerce hediye ve not gönderdim böyle.
Pahalı olanları da var mıydı?
Bazen pahalı, bazen basit şeyler oluyordu. Mesela bir çift spor ayakkabı yolladım, içine “Bunu giyip bana koşacağın günü bekliyorum” diye not yazdım. Bir keresinde de “Beni çözebilmeyi öğrenebilmen için” diye puzzle almıştım.
Romantik misin deli mi anlamadım?
İyi ki kız ayakkabıları giyip aksi yöne koşmamış. Tersine, ona yolladığım bütün notları ve hediyelerimi sakladı.
‘Efendilikle hesabımı öder çıkarım’
Gece kulubüne alınmadın diye yöneticilerini kaçırttığın söylentisi var?
Böyle bir şey olabilir mi? Yıllardır bu işi yapan biri olarak her yerde aynı efendilikle hesabımı öder çıkarım.
Nedir bu işin aslı peki?
Yakın bir aile dostum için rezervasyon yaptırmıştım. Ama almamışlar, yarım saatten fazla kapıda bekletmişler. Bunu da normal karşıladım.
Sorun nerede çıktı?
Asıl kırıldığım, aradığımda telefonuma kimsenin çıkmaması oldu.
Peki ne oldu da olay büyüdü?
Haklıysam dünyanın en güçlü adamıyım, haksızsam çocuk kadar gücüm olmaz. Bir gün caddede yürürken aynı arkadaşım, o kulubün yöneticilerini görünce agresif davrandı.
Sen de sertleştin, doğal olarak...
Tam tersi aralarına girip “Bize yakışmaz” dedim. Tartışma uzamadı. Sonra öğrendik ki bir aydır onları takip ediyoruz diye şikâyet etmişler.
Sonuç?
Savcı bizi el sıkıştırdı.
‘Yarın nedir bilmez o’
Murat Varol’un yaşamında Rıdvan Dilmen’in yeri ayrı. Rıdvan’la da küçük bir telefon görüşmesi yaptım. Ona göre Murat, yakından tanısanız çok seveceğiniz biri. “Peki neden bu kadar zampara” diye sorduğumda yanıtı şu oldu:
“Günlük yaşadığı için. Yarın nedir bilmez o. Nüfus kağıdında 43 olmasına rağmen bana göre 13 yaşındadır. Kişiliğinin ve kalbinin temizliğinin kefiliyim” diyor. “Evlenme zamanı gelmedi mi” deyince espriyi patlatıyor: “Nikâhına gitmekten yoruluruz vallahi.”
ESKİ PLAYBOY, ŞİMDİ İŞADAMI
Bir ara Cafe Rouge diye bir mekân açmıştın. Nefise Karatay, Ebru Destan ve Ece Erken işletiyordu.
Mankenlerin işletmeci olması iyi fikirdi aslında.
Fikir iyi de daha Önce Ebru Destan’la da birlikte olmuştun. Nefise bunu biliyor muydu?
Biliyorlardı...
E küsmediler mi birbirlerine?
Yok canım.
Üçüncü kurbandan sonra seri katillerin üslubu belli olur. Bu kadar vakanın ardından kadınlar hâlâ uyanmadı mı filmin sonunun nasıl geleceğine? Mesela Deniz Akkaya...
Şimdi bir evlat sahibi ve ona çok saygı duyuyorum.
Peki nasıl tanıştınız bari onu anlat.
Üstüme gelme lütfen, Deniz hem güzel hem akıllı hem de iyi bir dost.
O zaman ben de Aysu’yu (Baceoğlu) sorarım. Televizyona çıkıp seni 70 milyona şikâyet etmişti.
Onunla bir ilişkide yaşanabilecek en kötü şeyleri yaşamıştık. Birbirimize söylenmeyecek sözler söyledik. Arkasından arkadaşlarının dolduruşuyla Uğur Dündar’a çıktı.
Programdan sonra aramış galiba.
Yarım saat sonra aradı, “Gördün mü intikamımı aldım” dedi gülerek.
Hâlâ görüşüyor musunuz?
Ara sıra görüşüyoruz.
Ununu eledi mi artık Don Juan?
Hem de nasıl. Mutlu olmam için âşık olmam lazım benim. Aslına bakarsan gerçek aşkı bir kere yaşadım.
Ya diğerleri?
Yaşadıklarımın hepsi birer aşk hikâyesi, ama filmlere konu olacak cinsten aşkı sadece bir kere yaşadım.
Kimdi o?
Adı bende saklı kalsın...
Böyle büyük bir aşk daha mı arıyorsun?
Hep onu aradım. Çok âşık oldum ama hepsi birer büyüydü. Ortaklarımın aileleri, çocukları var. Artık onların yanına her yıl başka bir kız arkadaşımla oturmak istemiyorum. Hem gerçekten âşık olabileceğim hem de beni temsil edebilecek birinin olmasını istiyorum yanımda.
Yalnızlık senfonisini söyler gibisin...
Düşünsene; ortaklarım piknik yapıyor, tatile gidiyor aileleriyle. Onlara bunun en büyük servet olduğunu ve değerini bilmelerini söylüyorum.
Sen ortakları bırak, Fatma Teyze ne diyor senin fırtınalı aşk hayatına?
Uzun zamandır onu hiçbir kız arkadaşımla tanıştırmıyorum.
O neden?
Çünkü annem her sevgilimi kızı gibi benimsedi. Ayrıldığımda da çok üzüldü. O yüzden hayatımı sonuna dek paylaşacağım birini bulana kadar hiçbiriyle tanışmak istemiyor.
Özendiğin biri var mı?
Ortaklarım Cüneyt’le Aydın eşleri Esra ve Gül’le hakikaten örnek çiftler. Bir de açıkçası Rıdvan Ağabey’i eşi Ayşe’den dolayı kıskanıyorum.
Oğlunun adını bile Rıdvan koymuşsun.
Oğlum olursa ismini Rıdvan Ağabey’in seçmesini istedim. O da kendi adını koydu.
İstersen hâlâ sen de sahip olabilirsin kıskandığın hayata.
Bir zamanlar aklım bir karış havadaydı. Artık uslandım. Aşk konusunda ibret yerine mutluluk örneği olmak istiyorum.
Hep ünlü kadınlarla birliktelik dengeni bozmuş olmasın?
Aslında hep ünlü kadınlarla beraber değildim. Arada başka ilişkilerim oldu.
Her şeyin bir bedeli vardır.
Hem de nasıl? Üstelik iş hayatımı da etkiliyor bunlar. Hakkımda bir sürü yalan yanlış haber yazılıyor. Mağdur olduğumda bile suçlu gibi gösterildim.
Beraber olduğun kişiler iş hayatını nasıl etkiler ki?
Hakkımda basını kullanarak kötü propaganda yapanlar olduğunu düşünüyorum. Mesela bir çekim karşılıksız çıkmış, mahkemeye de gitmemişim. “Kızlarla geziyor, mahkemeye gitmiyor” diye manşet yapıyorlar. Çeki tek dönen ben miyim? Donald Trump bile iki kere iflas etti.
Böyle diyorsun ama bir değil, iki değil, hep manşetlerdesin.
İş hayatına girdiğimde çek yazmasını bile bilmiyordum. Herkes dolandırdı beni.
Aşk konuşmak daha heyecanlı. Bari muhabbeti de öyle bitirelim; en son kiminle beraberdin?
Hollandalı bir kız arkadaşım vardı.
Hani şu Yabancı Gelin yarışmasında birinci olan Lorraine mi?
Evet, onunla da ayrıldık ama hâlâ arkadaşız.
‘Hapse girdim ama alacağım var’
Bir de 28 günlük mahpushane maceran var...
İfade vermeye zamanında gitmediğim için hâkim kızmış, gittiğimde duruşma gününe kadar cezaevine yolladı, çünkü dosyaya kız arkadaşlarımla falan çekilmiş resimlerimi koymuşlar.
Hâkim de “Bu adam kızlarla gezmeye vakit buluyor da mahkemeye gelmiyor” diye düşünmüştür.
Peki ama o resimlerin ne işi var alacak-verecek dosyasında. Anlayacağın 28 gün alacağım var devletten. I Tüm bunlar ünlü olduğun için mi yani? Ünlü filan değilim. Hayatına ünlü insanlar giren sıradan biriyim. İşadamıyım, sanatçı ya da futbolcu değilim.
İşadamı Murat Varol nelerle meşgul bugünlerde?
Ruby Grup olarak yurtdışında inşaat yapıyoruz, aynı zamanda telekom sektöründeyiz, bir de reklam şirketimiz var.
Nedir ufuktaki projeler?
İnşallah eylülde Ruby Grup olarak Bişkek’te büyük bir AVM ve rezidans açacağız. Rusya’da ve Bişkek’te yine çok ciddi inşaat projelerimiz var.
Bunlar yetmiyormuş gibi bir de kulüpçülüğe geri dönüyormuşsun.
Antalya Mardan Palace’ın içindeki Monkey Bar’ı ve beach’ini çok beğendim. Ortaklarımla işletmesini aldık. Yıllardır uzağım bu işten. Bakalım ne olacak?
Bu iş bisiklete binmek gibidir belki ama yine de biraz tedirgin değil misin?
İş hayatında uyguladığım sistem şu: En iyi takımı kurarım. Virtüözlerini seçen çok iyi bir orkestra şefiyim. İnşallah bunu da başaracağım.
‘Babama, sen değilim diyorum’
Murat ile sohbetimiz bitmişti ama başından beri yanımızda sessizce oturan oğlu Rıdvan Kumsal’ın babası hakkında düşündüklerini öğrenmek istedim. Küçük bir muhabbet de onunla yaptık. Rıdvan, babasının kız arkadaşları içinde en çok Gülşen’i sevmiş.
Oxana içinse “Ona ısınamadım, çok kuralcı ve baskıcıydı. Belki öz annem aynı şekilde davransa bu kadar rahatsız olmazdım” diyor. Ailede hiç kimse sigara içmediği için o da içmiyormuş. “Sert bir baba mıdır Murat” diye sordum. “Öyle çok hatası var ki; aynılarını ben de tekrarlamayayım diye bazen gereğinden fazla otoriter ve sert olabiliyor” dedi. Evlilik konusunda ise kararlı. Hayatı boyunca tek bir evlilik yapacakmış. “Babanın yolundan ilerlemeyeceksin yani” deyince şu sözcükler döküldü ağzından: “Yok, zaten hep ona ‘Ben sen değilim’ diyorum.”