X

Günün gelişmelerini anlık takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Takipte Kalın

HABERTURK.COM

Uyuşturucu partileri, çapkınlıklar, hırçın davranışlar… Bu kitap Hollywood’un ünlü yıldızı Robert De Niro’nun en karanlık sırlarını açığa çıkarıyor.

O beyazperdede canlandırdığı karakterlere gerçekte de tamamen uyan çok az aktörden biri. Taxi Driver’da oynamadan önce de bir New York taksicisi olan De Niro, kendisiyle ilgili bir gizem bırakıyor.

Yıldız, özel hayatındaki gizemliliğiyle de öyle nam salmış ki yardımcı oyuncuları bile onun nasıl biri olduğuyla ilgili bir fikre sahip olmadıklarını kabul ediyor. Şimdiyse De Niro’nun obsesif gizemliliğinin doğal utangaçlığından çok daha fazlasını örttüğünü iddia eden kapsamlı bir biyografisi yayınlandı.

Ününün zirvelerindeyken hayatı, uyuşturucu bağımlılığına ve komedyen John Belushi ile trajik sonuçlar doğuracak bir arkadaşlığa doğru kaymaya başladı.

Film yazarı Shawn Levy, In De Niro: A Life (De Niro’nun İçinde: Bir Hayat) kitabında aktörün zorlayıcı çapkınlıkları, baştan çıkardığı siyahi kadınlara karşı zorba tutumu ve hatta bir tanesini kürtaja zorladığı iddialarına yer veriyor.

SOSYAL OLARAK SOĞUK NEVALENİN BİRİ

Bu o kadar mükemmeliyetçi bir aktördü ki The Godfather II filmindeki gangster Vito Corleone’yu oynamak için Sicilya diyalektiği öğrenmiş ve Raging Bull (Kızgın Boğa) filminden ona Oscar kazandıran Jake LaMotta rolü için 31 kilo alıp boksa başlamıştı.

Biyografi yazarı Levy, De Niro’nun etkileyici performanslarına özense de aktörün hassas, çabuk öfkelenen ve her şeyden çok kariyerine odaklanmış biri olduğunu kabul ediyor.

Sosyal olarak soğuk nevalenin biriydi. Aktrist Diahnne Abbott ile olan ilk evliliği 1979’da ayrılıkla sonuçlandığında açıkça şöhret baskısı nedeniyle suçlandı. Ancak Levy’e göre sonrasında “tek bir amacı olan” bekar hayatı yaşamaya başladı.

Levy’e göre, De Niro asla açığa çıkmasını istemediği bir şekilde yaşamaya başladığı için şöhret hoşnutsuzu birine dönüşmeye başladı.  

New York’un Greenwich köyünde bohem bir ortamda yetiştirilen De Niro’nun 60’lı yılların hippi uyuşturucu kültürüne harcayacak zamanı hiç olmamıştı. Ancak sonraki 10 yıl içinde o da diğer Hollywood yıldızları gibi uyuşturucu düşkünü biri haline geldi.

Levy’e göre bu beyaz toza olan sevgisi komedyen oyuncu John Belushi ile olan arkadaşlığından geliyordu.
Şubat 1982’de iki aktör de Los Angeles’daki Chateau Marmont otelde kalırken Belushi’nin uyuşturucu tutkusu eroin çekmeye varmıştı. Sabah 3’te Robin Williams’la birlikte geçirilen bir taşkınlık gecesinde De Niro otelin arazisi içinde bulunan Belushi’nin bungalovuna çıkageldi.

JOHN BELUSHI AŞIRI DOZDAN ÖLÜNCE, DE NIRO AĞLIYOR

Levy’nin iddiasına göre orada “içeriye girdi, masadaki uyuşturucudan biraz içip yeniden çıktı”. Belushi ile bir iki kelime konuşmuştu. Ertesi gün otel müdürü De Niro’ya Belushi’nin yanlışlıkla alınan aşırı dozdan öldüğünü söylediğinde De Niro ağladı.



Aktör, trajedi berbat bir kıvrıma sahip olduğundan daha da dehşete düşmüştü. Levy’e göre Belushi bir sonraki filminde bir rock star’ı canlandıracaktı ve De Niro’nun kendini role batırmak tekniğini taklit etmeyi planlıyordu. Bu teknik de Belushi’nin kendisine gerçekten eroin enjekte etmesini gerektiriyordu.
Belushi’nin ölümünden sonra Richard Bear adlı bir ortak arkadaşları De Niro’ya ikisinin bu fikri tartıştıklarını günler önce duyduğunu hatırlattı.

Araştırmacılar daha sonra ölüm nedeninin Belushi’nin kadın bir arkadaşı tarafından hazırlanan eroin ile kokainin ölümcül bir karışımı olan speedball’dan aldığını ortaya çıkardılar.

De Niro’nun seks hayatı da bu sert yıllarda oldukça karışıktı. Diahnne ile boşandıktan sonra çıkan Hollywood dedikoduları onun 80’lerin başlarında aktrist Bette Midler ile yakınlaştığını konuşuyordu. Ve daha başkaları da vardı.

ÇOCUĞU ALDIRMASI İÇİN KIZ ARKADAŞINI ZORLUYOR

Kalbini yeniden çalan kişi ise çekici siyasi şarkıcı Helena Springs oldu. Springs, De Niro’nun nasıl Los Angeles boyunca onu arabasıyla takip edip yemeğedavet ettiğini hatırlıyor.

De Niro ilişkilerinin bağlayıcı olmamasını tercih ediyordu böylece başka kadınlarla da görüşebilirdi. Springs ile ilişkisi de bu nedenle birkaç yıl sürdü.

Springs ilk kez hamile kaldığında De Niro’ya söylemeden bebeği aldırdı ancak 1981’de yeniden hamile kalınca çocuğu doğurmaya karar verdi. De Niro mutlu değildi. İkili arasında birçok çirkin ve göz korkutucu konuşma geçti ve hamileliğine son vermesi için zorlandı diyor Levy.

Springs kararlıydı ve Nina adlı bir kız çocuğu doğurdu. De Niro ona 50,000 dolar verdi ancak Springs ‘in kendisinden daha fazla para istememesi için tıbbi geçmiş ve kan örneğini paylaşmayı reddetti.
10 yıl sonra Springs, De Niro’ya nafaka davası açınca De Niro da kan testi yaptırdı ve sonuç onun baba olmadığını gösteriyordu.

REDDEDİLİNCE TAXI DRIVER SETİNİ CEHENNEME ÇEVİRDİ

Biyografi, De Niro’nun kadınlara yaptığı diğer zorbalıklara da yer veriyor. Aktrist Cybill Shepherd 1976’da Taxi Driver filminde başrolü onunla birlikte paylaşıyordu ve söylenenlere göre ikili arasında muazzam bir kimya olduğunu söylüyordu. Ancak De Niro ona çıkma teklifi ettiğinde reddedildi.

Shepherd’in o dönemki erkek arkadaşı film yönetmeni Peter Bogdanovich’e göre De Niro o günden sonra sette Shepherd’in hayatını cehenneme çevirdi.

De Niro her ne kadar röportajlarda konuşma özürlü olsa da konu kadınlarla flörtleşmeye geldiğinde son derece başarılıydı. Hoşlandığı tip siyahi, iri göğüslü, ince belli ve çok güzel kadınlardı. Genellikle kadınları arabasıyla takip eder, etkinliklerde gördüğünde sarkıntılık eder hatta TV veya gazetede görüp beğendiklerine üçüncü kişiler vesilesiyle ulaşırdı.

De Niro 90’larda Naomi Campbell ile, Campbell boksör Mike Tyson’dan ayrıldıktan sonra çıkmaya başladı (aralarında 20 yaş vardı). Birçok kez ayrıldılar ancak barışmaya devam ettiler.

1990’larda şarkıcı Whitney Houston, model Veronica Webb ile “yakınlaşmalar” yaşadı ve yardımcı oyuncusu Uma Thurman ile de ara sıra buluştu.

Aktörün ilgileri içinde en uzun süre dayanan hayat dolu New York’lu model Toukie Smith oldu. De Niro ile Smith’in 1995’te ikiz erkek çocukları oldu ancak hiç evlenmediler. Aktörün ilgisi model Grace Hightower’a geçti ve ikisi 1997’de evlendiler.

SEBEBİ ÇOCUKKEN, ANNESİNİN BABASINI TERK ETMİŞ OLMASI MI?

Ancak De Niro’nun adı şehvetli başlıklarda geçmeye devam etti. 1998’de polis Paris’te birinci sınıf bir fuhuş yeriyle ilgili karışma ihtimali bulunan De Niro’yu sorguladı.

Kızlardan bir İngiliz porno yıldızı, polise De Niro ile bir ilişki yaşadığını söyledi. O da bunu reddetmedi ancak kadına bunun için para vermediğini ısrarla belirtti. De Niro halen  Grace Hightower ile evli olsa da bu çalkantılı bir halde devam ediyor.

Bazıları De Niro’nun karşı cinsle kalıcı bir ilişki yaşayamamasını annesinin de aynı şeyi yapmış olmasına bağlıyor.

Annesinin 2 yıllık bir evlilikten sonra babasını terk etmesi ve kısa süreli erkek arkadaşlarının olması De Niro’yu umutsuzluğa düşürmüş olabilir.

O tek çocuktu ve Levy, De Niro’nun o yıllardaki yalnızlığının bu gizemli ve korunaklı adama dönüşmesini açıklamaya yardım ettiğine inanıyor. Aynı zamanda neden bu derece güdümlü ve parlak bir aktör olduğunu da açıklayabilir.