Kulak deldirmek günah mı? Diyanet'e göre kulak deldirmek caiz mi?
Tarih boyunca her kültürde ve medeniyette, süslenme arzusu insan doğasının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Özellikle küpe takmak amacıyla kulak deldirmek, bebeklikten itibaren kız çocuklarına uygulanan en kadim geleneklerden biridir. Ancak İslam inancına sahip bireyler için beden, üzerinde diledikleri gibi tasarruf yapabilecekleri şahsi bir mülk değil, Allah'ın emanetidir. Vücut bütünlüğünü bozan her işlem, fıtrata müdahale endişesiyle fıkhi bir incelemeye tabi tutulur. Bu nedenle, masum bir süslenme aracı gibi görünen küpe için yapılan delme işlemi, dinen sorgulanan bir konuya dönüşür.
İslam fıkhında kulak deldirme meselesi, "vücuda eziyet verme" yasağı ile "kadınların süslenme ihtiyacı" ruhsatı arasında değerlendirilir. Genel kural olarak Allah'ın yarattığı bedeni değiştirmek ve ona zarar vermek yasaktır. Ancak İslam alimleri, kadınların fıtratında var olan süslenme arzusunu ve toplumsal örfleri göz önünde bulundurarak, kulak deldirme işlemini bu genel yasağın dışında tutmuşlardır. Çünkü bu işlem, kalıcı bir uzuv kaybı veya ciddi bir hasar değil, süs takmak amacıyla yapılan küçük ve kabul edilebilir bir müdahaledir.
KADINLARDA KULAK DELDİRMEK CAİZ Mİ?
Halk arasında en çok merak edilen kulak deldirmek caiz mi sorusunun cevabı, kadınlar için oldukça nettir. İslam alimlerinin cumhuruna (çoğunluğuna) göre, kadınların kulaklarını deldirip küpe takmaları caizdir ve günah değildir. Bu görüşün en güçlü dayanağı, Asr-ı Saadet dönemindeki uygulamalardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında, Müslüman kadınların kulaklarının delik olduğu ve küpe taktıkları, Efendimizin de bunu gördüğü halde yasaklamadığı bilinmektedir. Fıkıh usulünde, Peygamberin görüp de ses çıkarmadığı (ikrar ettiği) davranışlar, o fiilin caiz olduğunu gösterir.
Kadınlar için süslenmek, kocalarına karşı güzel görünmek ve fıtratlarının gereğini yerine getirmek meşru bir haktır. İslamiyet, kadının ziynet eşyası kullanmasına müsaade etmiş, dolayısıyla bu ziyneti takmak için gereken araca (kulak delmeye) da izin vermiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, takılan küpenin ve süsün mahremiyet sınırları içinde kullanılmasıdır. Kadının, kendisine nikah düşen yabancı erkeklere karşı aşırı süslenip dikkat çekmesi dinen hoş karşılanmaz. Yani kulak deldirmek tek başına günah değildir; ancak o kulağa takılan dikkat çekici bir küpeyi namahreme sergilemek, tesettür ve mahremiyet kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Ayrıca, kulağa birden fazla delik açtırmak da (örneğin kıkırdak bölgesine), eğer o toplumun örfünde kadınlar için yaygın bir süslenme biçimiyse ve aşırılık/marjinallik içermiyorsa caiz görülebilir.
ERKEKLERDE KULAK DELDİRMEK VE KÜPE TAKMAK
Konunun en çok tartışılan ve hükmü kadınlardan tamamen farklı olan boyutu, erkeklerin durumudur. Erkekler için kulak deldirmenin günahı var mı sorusuna Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam alimlerinin büyük çoğunluğu "evet, caiz değildir" cevabını verir. Bu hükmün temelinde iki ana neden yatar: Birincisi "kadınlara benzeme" (teşebbüh), ikincisi ise "fıtrata müdahale"dir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara" lanet etmiştir. Tarihsel ve kültürel olarak küpe ve kulak deldirmek, kadınlara has bir süslenme biçimidir. Bir erkeğin kulak deldirip küpe takması, kadınlara özgü bir alameti üzerine alması anlamına gelir ki, bu durum İslam'ın inşa etmek istediği Müslüman erkek kimliğiyle bağdaşmaz.
Bazı çevreler, Yavuz Sultan Selim'in küpe taktığı iddiasını veya eski Türk kültüründeki bazı uygulamaları öne sürerek bunun erkekler için de caiz olabileceğini savunsalar da, bu iddialar tarihi belgelerle doğrulanmamış ve fıkhi bir delil niteliği taşımamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, erkeklerin kulak deldirmesini "tahrimen mekruh" (harama yakın derecede hoş görülmeyen) olarak nitelendirir. Çünkü İslam'da erkeklerin süslenmesi, kadınlardan farklıdır; erkekler gümüş yüzük gibi belirli aksesuarları kullanabilirken, kadınsı süslerden uzak durmalıdırlar. Dolayısıyla bir erkeğin moda veya özenti nedeniyle kulağını deldirmesi, dinen uygun görülmeyen ve manevi sorumluluk getiren bir davranıştır.
KULAK DELDİRMEK ABDEST VE GUSLE ENGEL Mİ?
Kulak deldirme işlemiyle ilgili bir diğer önemli fıkhi mesele, abdest ve gusül (boy abdesti) durumudur. Gusül abdestinin geçerli olabilmesi için vücudun dış yüzeyinde iğne ucu kadar kuru yer kalmaması farzdır. Kulak delindiğinde, artık o delik de vücudun dış yüzeyi sayılır ve suyun o deliğin içine ulaşması gerekir. Eğer kulakta küpe varsa ve küpe delikte sıkı duruyorsa, gusül alırken küpenin oynatılması ve suyun deliğe nüfuz etmesinin sağlanması şarttır. Eğer küpe yoksa, suyun deliğin içini ıslatması için el ile hafifçe ovuşturmak yeterlidir.
Şayet delik kapanmışsa veya çok daralıp su girmiyorsa, kişiye zorluk (meşakkat) olmaması adına, suyun girmesi için zorlamak gerekmez; sadece dışını yıkamak yeterli olur. Ancak delik açıksa, suyun oraya ulaşması guslün sıhhati (geçerliliği) için elzemdir. Abdest (namaz abdesti) alırken ise kulakların meshedilmesi sünnettir; bu sırada ıslak parmaklarla kulağın içini ve arkasını silmek yeterlidir, deliğin içine su sokmak şart değildir.
SAĞLIK VE BEBEKLERİN KULAKLARININ DELİNMESİ
Kız bebeklerin kulaklarının delinmesi konusunda da ailelerin aklında soru işaretleri olabilir. İslam alimleri, acı vermesi nedeniyle çocukların canının yakılmasını hoş görmeseler de, kız çocuklarının kulaklarının küçük yaşta delinmesine, iyileşme sürecinin daha hızlı olması ve bunun bir gelenek olması sebebiyle müsaade etmişlerdir. Ancak burada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken husus, işlemin hijyenik ortamda yapılması ve çocuğun sağlığına zarar verilmemesidir.
Kulak deldirmek kadınlar için mubah (serbest), erkekler için ise mekruh veya haram kabul edilen bir uygulamadır. Kadınlar, fıtratlarındaki süslenme arzusunu helal dairede tatmin etmek için kulaklarını deldirebilirler. Ancak bu işlem, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda dini sorumlulukları (gusül gibi) da beraberinde getiren bir eylemdir. Müminlerin, bedenleri üzerindeki her türlü tasarrufu, Allah'ın rızasına ve İslam'ın edep ölçülerine uygun yapmaları, dünya ve ahiret saadeti için en güzel yoldur.