Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam Kız ve erkek öğrenciler aynı evde kalabilir mi?

        Şükran Özçakmak/AHT

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Müstakil evlerde kız-erkek kalması uygun değil, yasal düzenleme yapabiliriz” sözleri, Türkiye’nin gündemine damgasını vurdu. Başbakan’ın bu sözlerinden sonra, kamuoyunun tartıştığı konuyla ilgili hukukçulara, “Yasal düzenleme ya da Anayasa değişikliğiyle öğrenci evleri denetim altına alınabilir mi?” diye sorduk. İşte yanıtlar...

        'Şikâyetler var ve bunlar bize geliyor'

        AK Parti Kastamonu Milletvekili-TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı KÖYLÜ:

        Kız-erkek bir arada mecburiyetten kalıyorsa o zaman yurtlar çoğaltılır. Birinci öncelik budur. “Komşular rahatsız oluyor”, “Bazı ev sahipleri ev vermiyor” gibi şikâyetler bize de geliyor. Hakikaten yurtlar konusunda bir sıkıntı var. Ama Sayın Başbakan bir şey söyledi, herkes her tarafa çekti, cevap verdi. Ancak şunu söyleyebilirim ki “Erkek-kız öğrenci bir arada olmasın” diye kanun çıkmaz. Ayrıca valilere “Baskın yaparak evleri arayın” talimatı verilmemiştir. Bazı aileler kızlarının erkek öğrencilerle kalmasını istemez, bazıları ister. Ama bugün kız-erkek bir arada kalan öğrencilerin yüzde 99’undan, ailesi haberdar değil. Valiler evlere baskın yapmak yerine bu konudaki şikâyetleri değerlendirip öğrencilerin yerleştirilmesine yardımcı olabilirler.

        'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı'

        İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hasan SINAR:

        Türk hukukunda bireylerin özel hayatlarının korunması hakkı, gerek anayasal gerekse yasal düzeyde koruma altına alınmıştır. Aynı şekilde konut dokunulmazlığı da özel hayatın gizliliği çerçevesinde korunmuş ve bu dokunulmazlığın ihlali de Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir. Yetişkin insanların salt kızlı-erkekli aynı evi paylaşmaları gerekçesiyle kolluk güçlerinin konut dokunulmazlığını ihlal edebilmelerine imkân veren bir yasal düzenleme girişimi, açıkça Anayasa’ya aykırı olacağı gibi, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere Türkiye’nin tarafı bulunduğu tüm uluslararası insan hakları sözleşmelerinin de ihlali anlamını taşıyacaktır.

        'Yurtlar sorun ama üslup da sorunlu'

        İslamcı Feminist Yazar Hidayet Şefkatli TÜRKSAL:

        Aileler bu konularda gençlerden farklı düşünüyor. Cemaatlerle hiç alakası olmayan tiplerin bile, özellikle kız öğrencileri için ev ararken gidip cemaat yurtlarının kapısını çaldıklarını biliyorum. Daha güvenilir olduğu gerekçesiyle önce cemaat yurtlarına talep oluyor. Eğilim, trend olarak da çocukları için güvenli yer arayışı aileler için bayağı hassas bir mesele. Başbakan öyle bir dil kullanıyor ki insanlar burada gerçekten bir sorun olmadığını ama başka bir nedenle, muhafazakârlık ve dindarlık gayesiyle bir düzenleme, müdahale olduğunu zannediyorlar. Ben burada bir üslup, yaklaşım sorunu olduğunu düşünüyorum. İnsanların demokratik, özgürlükçü hassasiyetlerini rencide etmeden, bunları dikkate alarak uygun bir üslupla çözüm üretilmesi gerekir. Başbakan’ın öğrenci evlerine karışma hakkı olduğunu düşünmüyorum.

        'Yeni Anayasa bile izin vermez'

        M.Ü. Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU:

        Bugünkü anayasal düzen içerisinde reşit kişilerin bağımsız olarak bir evde, otelde veya başka bir yerde birlikte yaşaması, Anayasa’daki konut dokunulmazlığı güvencesi altında yer alıyor. Bu tamamen kişilerin özel yaşamına giren bir konudur. Anayasa’nın 20 ve 21. maddeleri çerçevesinde bu özgürlüklere müdahale edilebilmesi, son derece sıkı ve istisnai koşullara bağlanmıştır. Ancak hâkim kararıyla mümkündür. O da kamu güvenliği, milli değerler, genel ahlak gibi nedenlerin bulunması durumunda mümkündür. Vali, Başbakan’ın açıklamasını talimat olarak algılamışsa, bu Anayasa’nın 137. maddesinde yeralan ‘kanunsuz emir’ maddesine girer. İnsanların özel yaşamlarına müdahale etmek, konutlarına girmek suç oluşturduğu için, konusu suç olan talimat yerine getirilmez.

        'Kanuna koydum, suç yaptım demekle olmaz'

        Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe NUHOĞLU:

        18 yaşını doldurmuş olan insanların cinsel ilişkisi yasaklanabilir mi? O zaman “İmam nikâhlıyız” diyecekler. Avrupa’da karma yurtlar var ki hiç problem olmuyor. Böyle bir yasal düzenleme olamaz. Fuhuş yapmak bile serbest, fuhşa aracılık etmek suç. Böyle bir suç olmaz. “Kanuna koydum, suç yaptım” deseniz bile bunu ne evrensel hukuk ilkeleriyle, ne ceza hukuku ilkeleriyle açıklayabilirsiniz. O zaman “Cinsel ilişkiye girme yaşını 16’dan 26’ya çıkardım” dersiniz. O zaman da o yaşta çocuk sahibi olan yığınla insan var; ne yapacağız. Gerçekten çok gürültü yapıyor, etrafı rahatsız ediyor olabilirler; o zaman ‘Kabahatler Kanunu’ndan şikâyetçi olursunuz. Suçta ısrar ediyorsa, TCK’nın “başkasının sağlığının zarar görmesine elverişli şekilde gürültü yapmanın” hükmü gereği 2 yıla kadar dava açarsınız. Bunun için evli-bekâr kim olursa olsun şikâyet hakkı vardır.

        'Totaliter ve otoriter rejimlerde olur'

        Eski AİHM Yargıcı ve CHP İstanbul Milletvekili RızaTÜRMEN:

        Ne hukuken ne de demokrasi açısından böyle bir şey olamaz. Anayasa, özel hayatın gizliliğini ve konut dokunulmazlığını özel temel hak olarak kabul eder. Kız-erkek öğrencinin aynı evde oturmasını nasıl engelleyecek? Hangi hukuki dayanakla polis eve girecek? Bunun yasal dayanağı yoktur, Anayasa’ya aykırıdır. Temel insan hakkını ihlal eden yasa çıkaramazsınız. Bu, demokratik devlet literatürüne de aykırıdır. Bunu öngörmek, demokratik devlet modelinden uzaklaşmak demektir. Böyle şeyler, totaliter ve otoriter devletlerde görülür. Eğer devlet kendi tercihlerini, kendi ahlak anlayışını empoze etmek istiyorsa, bu demokrasiyle bağdaşmayan yönetim tarzıdır.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa