Kaçarak evlenmek günah mı? Diyanet'e göre kaçarak evlenmek caiz mi?
Sevgi, insanoğlunun kalbine yerleştirilmiş en güçlü duygulardan biridir ve iki insan birbirini sevdiğinde bu bağı evlilikle taçlandırmak ister. Hayallerdeki o mutlu yuva, bembeyaz gelinlik ve huzurlu bir gelecek vizyonu, gençlerin dünyasını süsler. Ancak hayat her zaman filmlerdeki gibi akmaz; bazen ailevi engeller, kültürel farklar, mezhep veya statü uyuşmazlıkları ya da ebeveynlerin kişisel inatları, sevenlerin arasına devasa duvarlar örebilir.
Ailesinin rızası ile sevdiği insan arasında kalan, ikna çabaları sonuç vermeyen ve çaresizlik içinde kıvranan gençler için "kaçarak evlenmek" fikri, son ve kaçınılmaz bir çıkış yolu gibi görünebilir. "Seviyoruz ve evlenmek istiyoruz, haram işlemiyoruz ki" düşüncesiyle hareket eden çiftler, bu kararın dini ve vicdani yükünü de omuzlarında hissederler. Özellikle "Anne baba rızası olmadan kıyılan nikah geçerli midir?" sorusu, ömür boyu sürecek bir evliliğin temelini sarsan en büyük şüphedir.
İslam hukuku (fıkıh), evliliği sadece iki kişi arasında geçen romantik bir sözleşme olarak değil, aynı zamanda ailelerin ve toplumun da dahil olduğu sosyal bir akit olarak görür. Nikahın geçerlilik şartları (şahitler, icap-kabul vb.) bellidir, ancak "veli izni" (babanın veya vasinin onayı) konusu mezhepler arasında farklı yorumlanmıştır. Bu farklılık, kaçarak evlenmenin "geçerli" (sahih) olup olmadığı ile "günah" olup olmadığı ayrımını doğurur. Bir nikahın hukuken geçerli olması, o davranışın dinen etik veya doğru olduğu anlamına gelmeyebilir. Anne ve babanın kalbini kırmak, sıla-i rahimi (akrabalık bağlarını) koparmak ve aile şerefini zedelemek gibi durumlar, işin manevi boyutunu ağırlaştırır. Bu yazımızda, velisiz nikahın mezheplere göre hükmünü, Hanefi ve Şafii mezheplerinin ayrıştığı noktaları, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "denklik" (küfüv) ve "aile rızası" konusundaki uyarılarını ve kaçarak evlenmenin getirdiği manevi riskleri tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
NİKAHIN ŞARTLARI VE VELİ İZNİ TARTIŞMASI
İslam'da bir nikahın kıyılabilmesi için belli başlı şartlar (rükunlar) vardır. Bunlar; tarafların irade beyanı (evlenmeyi kabul etmeleri), şahitlerin huzurunda olması ve evlenme engelinin bulunmamasıdır. Ancak tartışma "velinin izni" noktasında başlar. Veli, kadının evlenmesine izin veren veya bizzat evlendiren kişi (genellikle baba, dede veya abi) demektir.
Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre, bir kadın (genç kız veya dul olsun fark etmeksizin) velisinin izni olmadan asla evlenemez. Hz. Peygamber'in "Velisiz nikah olmaz" hadisini esas alan bu üç mezhebe göre, aileden habersiz veya kaçarak kıyılan nikah "batıl"dır, yani geçersizdir. Bu görüşe göre, kaçarak evlenen çiftlerin nikahı yok hükmündedir ve yaşadıkları ilişki zina sayılabilir. Bu, oldukça ağır ve riskli bir durumdur.
Ancak Hanefi mezhebi, bu konuda daha farklı bir içtihat geliştirmiştir. Hanefi alimlerine göre, akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına girmiş (hür) bir kadın, kendi iradesiyle evlenme ehliyetine sahiptir. Malını dilediği gibi satabiliyorsa, kendi hayatı hakkında da karar verebilir. Dolayısıyla Hanefi mezhebine göre, yetişkin bir kadının velisinin izni olmadan, sadece şahitlerin huzurunda kıydığı nikah hukuken "sahih"tir (geçerlidir). Türkiye'de Müslümanların çoğunluğu Hanefi olduğu için, "kaçarak evlenmek geçerlidir" algısı buradan gelir. Fakat bu "geçerlilik", her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmez.
DENKLİK (KÜFÜV) ŞARTI VE AİLENİN İTİRAZ HAKKI
Hanefi mezhebi kadına evlenme özgürlüğü vermiş olsa da, bunu başıboş bırakmamış ve aileyi korumak için "denklik" (küfüv) şartını getirmiştir. Eğer bir kadın, ailesinden habersiz veya kaçarak evlenirse, evlendiği erkeğin kendisine "denk" olması gerekir. Denklik; dindarlık, soy, meslek ve ekonomik durum gibi konularda erkeğin kadından aşağı olmaması demektir.
Eğer kız, ailesinin rızası olmadan, kendisine denk olmayan (örneğin kötü alışkanlıkları olan, hırsız, ahlaksız veya sosyal statü olarak çok aşağıda) biriyle kaçarak evlenirse, Hanefi mezhebine göre bile velinin (babanın) bu nikahı feshettirme (bozdurma) yetkisi vardır. Yani "Nasıl olsa nikah kıydık, bitti" denilemez. Aile, "Bu adam kızımıza denk değil, bizi rezil etti" diyerek kadıya (hakime) başvurup nikahı iptal ettirebilir. Bu detay, kaçarak evlenenlerin genellikle göz ardı ettiği çok kritik bir fıkhi kuraldır.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN GÖRÜŞÜ
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, nikahın geçerliliği ile ahlaki boyutu arasındaki bu farka dikkat çeker. Diyanet'in fetvalarına göre; Hanefi mezhebi esas alındığında, anne babanın izni olmadan kıyılan nikah teknik olarak geçerli olsa da, dinen "mekruh" (çirkin) ve ahlaken yanlıştır.
Diyanet, evliliğin sadece iki kişi arasında değil, aileler arasında kurulan bir bağ olduğunu vurgular. Anne ve babanın, binbir emekle büyüttükleri evlatlarının mürüvvetini görme hakları vardır. Onları yok saymak, habersizce evi terk etmek, arkada gözü yaşlı bir anne ve öfkeli bir baba bırakmak, "anne-baba hakkı"nı ihlal etmektir. İslam'da anne babaya "öf" bile denilmesi yasaklanmışken, onları el aleme rezil edecek şekilde kaçmak büyük bir vebaldir. Ayrıca Diyanet, aile rızası olmayan evliliklerin genellikle hüsranla bittiğini, ilk kavgada kızın sığınacak bir baba evinin kalmadığını hatırlatarak, gençleri bu fevri karardan sakındırır.
GİZLİ NİKAH VE İLAN ŞARTI
Kaçarak evlenmenin bir diğer sakıncalı boyutu da "gizlilik"tir. Hz. Peygamber (s.a.v.), "Nikahı ilan ediniz (duyurunuz)" buyurmuştur. Nikahın özü, bir kadın ve bir erkeğin artık karı-koca olduğunu topluma deklare etmektir. Oysa kaçarak yapılan evliliklerde veya aileden gizli kıyılan nikahlarda, genellikle bir gizlilik hakimdir.
Şahitler huzurunda olsa bile, toplumdan ve aileden gizlenen bir nikah, İslam'ın nikah anlayışıyla tam örtüşmez. Gizli nikah, tarafları töhmet altında bırakır. İnsanlar onları sevgili zannederken onlar "biz evliyiz" deseler bile, bu durum fitneye sebep olur. Ayrıca gizli nikah, kadının haklarını koruma konusunda (mehir, nafaka, miras) zayıftır; erkek sıkılınca "zaten kimse bilmiyor" diyerek kadını terk edebilir.