Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat İstanbul Film Festivali’nde görmek istediğim 10 film
        • 1

          BAŞLANGIÇ

          (Origin) ‘Selma’ (2014) ve ‘A Wrinkle in Time’ (2018) gibi filmleriyle tanınan Ava DuVernay’in yönettiği ‘Başlangıç’, Isabel Wilkerson’ın ‘Toplumda Kast Sistemi: Bizi Bölen Yalanlar’ (Caste: The Origins of Our Discontents) adlı otobiyografik kitabından yapılan bir uyarlama… Wilkerson, yaşadığı trajedinin ardından filme adını veren kitabını yazmak için bir yolculuğa çıkıyor. Film, Wilkerson’ı günümüz toplumsal yapılarına kast sistemi üzerinden ışık tutan kitabını hazırlayıp yazarken, Hindistan, Almanya ve ABD’ye yaptığı araştırma gezilerinde takip ediyor. Ödül sezonunda adı potansiyel Oscar adayları arasında anılan ‘Başlangıç’, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde yaptı. Afrika Amerika Film Eleştirmenleri Derneği’nin En İyi Dram, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı. Filmde Isabel Wilkerson’ı Aunjanue Ellis canlandırıyor.

        • 2

          TOPRAK UĞRUNA

          (Bastarden) Nikolaj Arcel’in yönettiği, ünlü aktör Mads Mikkelsen’in mükemmel performansıyla öne çıktığı film, Danimarka’da 18. Yüzyıl’da geçiyor. Mikkelsen’in canlandırdığı yoksul savaş kahramanı Yüzbaşı Ludvig Kahlen verimsiz olarak bilinen çorak bir araziyi yaşanır hale getirmek istiyor. Kibirli ve zalim asilzade Frederik De Schinkel, engel olarak çıkıyor karşısına. Film, iki inatçı karakter De Schinkel ile Kahlen'in çatışması üzerine kurulu… Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra Danimarka’nın Oscar adayı olan ve kısa listeye kalan ‘Toprak Uğruna’, 2024 Avrupa Film Ödülleri’de En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Kostüm Tasarımı ödüllerini kazandı. Acele etmekte fayda var. Biletleri her an tükenebilir.

        • 3

          ALEVLER İÇİNDE

          (In Flames) Festivalin, seyircileri en baştan uyaran ‘Mayınlı Bölge’ bölümünde gösterildiğini en baştan belirtelim. Pakistan asıllı Kanadalı yönetmen Zarrar Kahn, küçük bir dairede erkek kardeşi ve annesiyle birlikte yaşayan Mariam’ın öyküsünü anlatıyor. Büyükbabasının ölümünün ardından aile, maddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor ve Mariam gerçeğe dönüşen kâbuslar görmeye başlıyor. Ataerkil toplumun sınırları içinde yaşamanın nelere yol açabileceğini keşfetmek istediğini söyleyen yönetmen Kahn, “Cinsiyetçi baskının psikolojik etkisine, Pakistan’da genç ve âşık olmanın dehşetine ışık tutmak istiyorum” diyor. Dünya prömiyerini yaptığı Cannes’da Altın Kamera’ya aday olan ‘Alevler İçinde’, 2023’te eleştirmenlerin en çok beğendiği korku filmlerinden biriydi.

        • 4

          MUTFAK

          (La Cocina) İngiliz yazar Arnold Wesker’in 1957 tarihli aynı adlı oyunundan uyarlanan ‘Mutfak’, New York’ta geçiyor. Her şey öğle yemeği yoğunluğu sırasında kasadan para kaybolmasıyla başlıyor ve aşçıların hepsi olağan şüpheli haline geliyor. Özellikle de yasal sorunlarını çözmek için mekânın sahibi Rashid’den söz alan Pedro… Hayalperest ve haşarı Pedro için önemli olan ise Amerikalı garson Julia; çünkü ona âşık. Julia hakkında ortaya çıkan gerçekler, Pedro’nun yeni kararlar almasına neden oluyor. Prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan ‘Mutfak’, ‘Güeros’ (2014) ve ‘Müze’nin (2018) yanı sıra ‘Narcos: Mexico’ dizisiyle tanınan Meksikalı yönetmen Alonzo Ruizpalacios’un yeni filmi.

        • 5

          ÖLMEK

          (Sterben) Tecrübeli Alman sinemacı Matthias Glasner’in yazıp yönettiği ‘Ölmek’, geçtiğimiz Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve Alman Sanat Sinemaları ödüllerini kazandı, olumlu eleştiriler aldı. Glasner, herkesin birbirinden uzaklaşıp kendi dünyasında yaşadığı Lunies ailesinin mecburen bir araya gelmesi üzerine kuruyor filmini. Demans hastası eşini bakımevine yatırarak ferahlayan Lissy, özgürlüğün tadını uzun süre çıkaramayacağını öğreniyor. Sağlık sorunları nedeniyle çok fazla ömrü kalmadığı söyleniyor kendisine. 40 yaşlarındaki oğlu orkestra şefi Tom, ‘Ölmek’ adındaki yeni bestesi üzerinde çalışıyor. Alkol bağımlısı kızı Ellen ise evli bir erkekle ilişki yaşıyor. Ana annenin yaklaşan ölümü aile bireylerini çaresiz şekilde yeniden bir araya getiriyor. Son sözü festival bültenine bırakalım: ‘Yönetmen Matthias Glasner, duygu ya da sefalet sömürüsünün zekice üstesinden gelen; yaşam, ölüm ve aradaki her şey hakkındaki bu acımasız ve harika komedi-dramda, işlevsiz bir aile üzerinden yaşamın bir parçası olan ölümü ele alıyor.’

        • 6

          EN SEVDİĞİM PASTAM

          (Keyke Mahboobe Man) Geçtiğimiz Berlin Film Festivali’nde seyircilerin en sevdiği filmlerden biriydi. Ekümenik Jüri Ödülü’nün yanı sıra eleştirmenlerin verdiği FIPRESCI Ödülü’nü kazandı. ‘En Sevdiğim Pastam’, bir ‘ikinci bahar’ öyküsü anlatıyor. Yetmiş yaşındaki Mahin, Tahran’da tek başına yaşıyor. Eşi ölmüş, kızı da Avrupa’ya gitmiştir. Çay içmek için evden çıktığı bir öğleden sonra yaşadıklarının sonucunda duygusal hayatı aniden değişiyor, aşkla karşılaşıyor. ‘Beyaz İneğin Türküsü’yle tanınan, seyahat kısıtlaması ve adli nedenlerden ötürü Berlin Film Festivali’ne katılamayan İranlı Maryam Moghaddam ve Behtash Sanaeeha’nın birlikte yönettikleri ikinci uzun metrajlı film… Trajik gerçekleri anlatmaktan kaçınmayan, komediyi de ihmal etmeyen duygusal bir film.

        • 7

          MUTLULUK

          (Blazh) Dünya prömiyerini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan ‘Mutluluk’, Ilya Povolotsky’nin ilk uzun metrajlı filmi. Rusya’nın en karanlık eyaletlerinde eski püskü bir film projeksiyon makinesiyle dolaşıp, geçimlerini temin etmeye çalışan bir baba kızın hikâyesi… Yaz mevsiminde ülkenin kuzeyine doğru giderken karavanları havaya uçunca 10 yılı aşkın sürdürdükleri hayat sekteye uğruyor. Slavların geleneksel halk masallarından beslenen film için basın bülteninde şöyle yazıyor: ‘Mutluluk’ çelişkili sohbetler, ağustosböceğinin gergin çığlığı ve denizden gelen rüzgârın sert nefesiyle hem Kuzey Kafkasya’dan Kalmuk bozkırlarına fiziksel hem de simgesel bir yolculuğu anlatıyor.’

        • 8

          THE PERSIAN VERSION

          İran asıllı ABD’li yönetmen Maryam Keshavarz’ın yazıp yönettiği film, 2023 yılında gerçekleştirilen Sundance Film Festivali’nin öne çıkan işlerinden biriydi. İzleyici Ödülü’nün yanı sıra ABD filmlerinin yarıştığı Dramatik kategoride senaryo ödülünü kazandı. ABD’de yaşayan İran kökenli geniş bir ailenin buluşması sırasında açığa çıkan sırlar üzerine şekilleniyor film. Birbirinden uzaklaşmış anne ve filmin ana karakteri olan kızı Leila, geçmişte olanları keşfederken ortak noktalarının farkına varıyorlar. Keshavarz, Leila’nın zıt kültürleri kucaklamasına ve kendisine yakıştırılan etiketlere meydan okumasına odaklanıyor. Eğlenceli, hareketli ve duygusal bir film.

        • 9

          BİR AİLENİN KISA HİKÂYESİ

          (Jia Ting Jian Shi) Çin’de yıllarca süren ‘her aileye tek çocuk’ yasasının getirdiği acılar ve sıkıntıları anlatan filmlere bir yenisi daha ekleniyor. Lin Jianjie’nin yazıp yönettiği ‘Bir Ailenin Kısa Hikâyesi’, söz konusu yasanın kaldırılmasından sonraki dönemde geçiyor. ‘Bir Ailenin Kısa Hikâyesi’, anne ile babanın ergenlik çağındaki tek oğullarının esrarengiz yeni arkadaşı Shuo ile yaşadıkları deneyim üzerine kurulu... Sessiz, çekingen içe dönük Shou, arkadaşının ebeveynlerinin yanında kendini çok rahat hissediyor. Her şey yolunda giderken gerçekleşen trajik bir olay gizli sırları, hayal kırıklıklarını ve unutulan acıları yeniden açığa çıkarıyor. Lin Jianjie’nin ilk uzun konulu filmi, dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptıktan sonra Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde gösterildi. Her iki festival sırasında da eleştirmenlerden yüksek notlar aldı.

        • 10

          GİDECEK YER YOK

          (No Other Land) İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı saldırgan tutumunun sürüp gittiği şu günlerde ‘Gidecek Yer Yok’, Filistin’de yaşananları bizzat içerden belgeleyen bir film. Batı’nın Gazze’de yaşananlar konusunda 3 maymunu oynama ısrarını sürdüğü dönemde, Berlin Film Festivali’nde gösterilen tek Filistin filmi olarak ses getirmiş, tartışmalar yaratmıştı. Sözü festivalin basın bültenine bırakalım: ‘Filistinli aktivist Basel Adra, atalarının Batı Şeria’daki memleketi Masafer Yatta’nın İsrail askeri işgal güçleri tarafından yok edilişini beş yıl boyunca filme aldı. Adra, sınırın öte yanından mücadelesine katılan İsrailli gazeteci Yuval Abraham ile alışılmadık bir ittifak kurdu. Gazze’nin yıkımının sürdüğü şu günlerde önemi ve özelliğiyle daha da öne çıkan Gidecek Yer Yok, Masafer Yatta’lıların on yıllardır süren hukuk mücadelesini, zalimane adaletsizlikleri, baskıları, yıkımı ve toplu sürgünü belgeliyor.’ Berlin’de belgesel ödülü kazanan film, Yuval Abraham’ın da yer aldığı bir Filistin-İsrail kolektifi tarafından gerçekleştirildi.

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa