İstanbul Caz Festivali’ne yıldız yağacak
Bu yıl 30 Haziran-14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek İKSV 33. İstanbul Caz Festivali'nin ilk sürprizleri belli oldu. Festival ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda Marcus Miller, Thee Sacred Souls, Robert Plant gibi yıldız isimler müzikseverlerle buluşacak...
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Garanti BBVA sponsorluğunda, 30 Haziran-14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek 33. İstanbul Caz Festivali’nin ilk sürprizleri belli oldu. Festival ilk üç gününde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda üç büyük ismi ağırlayacak.
Harun İzer-İstanbul Caz Festivali DirektörüFestival açılışını 30 Haziran Salı akşamı Marcus Miller ile yapacak. Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak için Bill Evans, Mike Stern, Mino Cinelu ve Russell Gunn’ın da yer aldığı WE WANT MILES! projesiyle sahnede olacak.
1 Temmuz Çarşamba akşamı, ‘Can I Call You Rose?’, ‘Will I See You Again?’ gibi parçalarıyla tanınan, soul müziğin yükselen yıldızı Thee Sacred Souls ilk Türkiye konserinde festival izleyicisiyle buluşacak.
2 Temmuz Perşembe akşamı ise Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ve Suzi Dian ile 33. İstanbul Caz Festivali sahnesinde olacak.
İstanbul Caz Festivali programının tamamı önümüzdeki aylarda açıklanacak.
Festivalin ilk üç konseri için avantajlı dönem biletleri, 5 Şubat Perşembe günü Passo’da genel satışa açılacak. İKSV Kurucu Sponsoru Eczacıbaşı desteğiyle festivalde öğrenciler için sınırlı sayıda Eczacıbaşı Genç Bilet 50 TL üzerinden satışa sunulacak.
Marcus Miller, Miles Davis’in 100. yaşında efsane kadroyu yeniden bir araya getiriyor
Festival Açılış Konseri: Marcus Miller presents WE WANT MILES! The Reunion Tour 2026 30 Haziran Salı, 21.30
Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu
Marcus Miller, doğumunun 100. yılında ustası Miles Davis’i anmak ve onun müzikal mirasını kutlamak için WE WANT MILES! projesiyle ekibi bir dünya turnesinde yeniden bir araya getiriyor ve ilham kaynaklarından İstanbul’u da duraklarına ekliyor. Tıpkı eski günlerdeki gibi saksofonda Bill Evans, gitarda Mike Stern, perküsyonda Mino Cinelu ve elbette basta Marcus Miller, Miles Davis’in We Want Miles albümünün yanı sıra ustanın son dönemine uzanan repertuvarından bir seçkiyle sahnede olacak. Bu efsane kadroya davulda Anwar Marshall, klavyede Brett Williams ve trompette çağdaş Miles Davis yorumlarıyla alkış alan başarılı caz müzisyeni Russell Gunn eşlik edecek. 33. İstanbul Caz Festivali’nin açılışını yapacak konserde Marcus Miller, cazın geleceğini okuyan “kâhin” Miles Davis’in bugün çalmaktan zevk alabileceği alanları keşfetmeye kararlı.
Soul müziğin yükselişteki yıldızı Thee Sacred Souls ilk kez İstanbul’da
Thee Sacred Souls 1 Temmuz Çarşamba, 20.00
Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu
Thee Sacred Souls’un alameti farikaları analog kayıt, 60’ların soul ruhu, yavaş tempo, eşlikçi Latin ritimleri, biraz Los Ángeles Negros tadı, biraz 70’lerin İspanyol soul rüzgârı, bazen de 1930’lardan kalma Delta blues… San Diego çıkışlı Thee Sacred Souls, R&B ve soul geleneğini ruha dokunan sözleri ve kendine has dokunuşlarıyla günümüze taşıyarak 1960 ve 70’lerin müziğini genç kuşağa sevdiriyor. Grup, basçı Alex Garcia ve davulcu Sal Samano’nun birlikte doğaçlama çalarken vokaliyle eşlik etmesi için Josh Lane’e Instagram’dan mesaj atmasıyla filizlendi; ilk buluşmalarında Lane, ikilinin müziğini dinlerken “Can I Call You Rose?”u doğaçlama söyledi. Sadece ikinci kez birlikte sahneye çıktıklarında, onları izlemeye gelen, Daptone Records’ın sahibi Gabe Roth’tan stüdyoda kayıt teklifi aldılar. 2020’de “Can I Call You Rose?”un bir tekliye dönüşmesinin ardından, Eric Burton’ın Rolling Stone için 2020’nin şarkısı seçtiği “Give Us Justice” geldi. 2021, milyonlarca kez dinlenen “Will I See You Again?”in; 2022 ise grupla aynı adı taşıyan ilk albümlerinin yılı oldu. Müzik dünyasında “olgunlaşmış” bir ilk albüm yayımlamak, ikincisi için grup üzerinde baskı yaratsa da Got a Story to Tell ile çıtayı yükseltmeyi başardılar. Geçen yedi yılda yoğun tempolu turnelere çıktılar, Coachella’yı salladılar, Stevie Wonder ile aynı sahneyi paylaştılar ve ünlü hayranları arasına Beyoncé’yi eklediler. 2025 yazını “We Don’t Have To Be Alone” teklisiyle resmen başlatan da onlardı. Thee Sacred Souls Türkiye’deki ilk konseri ile 1 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda olacak.
Robert Plant, tüm dünyada ses getiren yeni grubu Saving Grace ile festivalde
Robert Plant with Saving Grace and Suzi Dian 2 Temmuz Perşembe, 21.00
Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu
Led Zeppelin’in söz ve ses hazinesi Robert Plant, tüm dünyada olağanüstü ses getiren yeni grubu Saving Grace ile festivale konuk olmaya hazırlanıyor. 70’lerin müzikal zenginliği ve coşkusunun içinden farklı türlerle örülü özgün sesiyle ortaya çıkarak yıllarca listelerden inmeyen, “Stairway to Heaven” başta olmak üzere onlarca hitiyle müzik tarihine adını altın harflerle yazdıran, dünyayı ruhani bir biçimde etkisi altına alan bir külte dönüşen Led Zeppelin’in “Golden God”ı Robert Plant, grubun dağılmasından bu yana zamanı ve müziği bükmeye ve ilginç müzikal kombinasyonlar yaratmaya devam ediyor. Birçok rock yıldızının aksine Plant, dünyayı birlikte salladığı grubunun dağılmasının ardından kendi yoluna devam edenlerden. 1998’de Jimmy Page ile Walking into Clarksdale albümünü yarattı, 2002’de Strange Sensation grubuyla blues, folk ve klasik rock dünyasına daldı, 2007’de country yıldızı Alison Krauss’la çıkardığı Raising Sand albümü beş Grammy ile taçlandı, 2010’da Band of Joy ile artık folk onun için geri dönmüştü. 2021’de Alison Krauss ile yayımladığı Raise the Roof albümüyle Grammy adaylıkları kazandı. Hard rock’tan New Wave’e, blues’tan Americana’ya, saykedelyadan dünya müziğine uzanan yolculuğunun yeni durağı Saving Grace. Robert Plant, son projesi Saving Grace ile usta müzisyenleri bir araya getirdi. Birlikte sadece saf bir neşe için çaldılar, köklerine dönerek adeta bir arkeolojik kazı yaptılar ve “kaybolanlar ile yeniden bulunanlar için bir şarkı kitabı” ortaya çıkardılar. Saving Grace, folk, country, blues ve gospel etrafında usulca geziniyor; Suzi Dian ile Robert Plant’in sesleri kusursuz bir dans koreografisi gibi ritim içinde birbirine dolanıyor; yeniden mistik evrenlere uzanarak Led Zeppelin dönemlerine de göz kırpmayı unutmuyor. Bu yaz, dünyanın dört bir yanından hayranları onları beklerken şanslı duraklardan biri de İstanbul.