İzlanda: Ateş, buz ve elf diyarı!
İzlanda bugünün dünyasından değil. Dünyanın ilk zamanlarında bırakılmış ve öylece kalmış gibi. Dağlar, taşlar, buzullar, toprak, su, hava. Hepsi de daha önce görmediğim doğallıktalar. İnsan elinin hiç değmediği yerler buralar. Gerçek saflıkta yerler.
Gidip de görebildiğim ve İzlanda’yı yaşayabildiğim için gerçekten çok şanslı hissediyorum kendimi. İzlanda, jeolojik olarak hem Avrupa hem de Kuzey Amerika kıtasında diyebiliriz. Adanın büyük bir bölümü volkanik. Durum böyle olunca da adadaki iki yüz civarındaki yanardağın hâlâ faal olma özelliği söz konusu tabii.
1490 metre yüksekliğindeki Heklâ Yanardağını bilmeyen yoktur sanırım. Zaten adanın birçok bölümü geçmişteki yanardağ püskürmeleri sonucu oluşmuş. Neredeyse tamamı lav ovalarıyla kaplı. Bu ovalarda yer yer jökül adı verilen buz kubbelerine de rastlanıyor. Bunların en büyüğü ise Vatnapöhull. 8 bin 5 yüz km2 ‘yi bulan yüzölçümüyle Avrupa’nın en geniş buzulu. Bu arada Jökulsarlon, İzlandaca’da buz gölü anlamına geliyor. Reykjavik'e yaklaşık 400 km uzaklıkta ama mutlak suretle görülmesi gereken bir yer.
Gaysir’e İzlanda’nın kombisi diyebiliriz!
Adada bol çağlayanlı birçok ırmak ve çok sayıda da krater gölü bulunuyor. Ancak adanın yanardağlarından sonra en önemli özelliği gaysirlerdir. Bu sıcak su kaynakları ısınma ve elektrik enerjisi elde etmede kullanılıyor. İzlanda, bugün etkin durumda olan 30 kadar volkana ve zengin termal kaynaklarına sahip. Reykjavik'e 100 km uzaklıkta Gaysir bölgesinde İzlanda'nın altının nasıl kaynadığını gözlemleyebilirsiniz. 100 derece sıcaklıktaki kaynar suların sıkışıp kendini gökyüzüne fırlatması ve havada biranda buharlaşmasını çıplak gözle izlemek gerçekten müthiş bir deneyim. Bu sıcak sular ayrıca İzlanda'da okullara, evlere kadar gidiyor.